Seyahat · 167 durak
Seyahatname
Duraklar(167)
- 1Konstantiniyye (İstanbul)(1630)
Saltanat merkezi olan Büyük Kostantiniyye şehri — Allah belalardan korusun — daha önce Ak Şemseddin hazretlerinin Fatih'e bildirdiği gün ve saatte feth edildi ki, Cemaziyelahir Çarşamba (12 Temmuz) günü ydi. İstanbul'un fetih günü için birçok şairler tarihler düşürmüşler. İSTANBUL SURLARINI YAPTIRMASI VE KALENİN ŞEKLİ HAKKINDA DÜNYA tarihçilerinin ve Ademoğullarının anlattıklarına göre, İstanbul'u ilk kuran Süleyman hazretleridir. Sonra Kostantin, İstanbul'u başka şekilde yapmaya başladı. Kostantin'in diğer bir büyük kilisesi de İstanbul'da, Zeyrekbaşı denilen yüksek bir tepe üzerinde, Hz. İçinde rahip hizmet görüyor ve ayin yapıyorlardı. Bütün vezirlerine ve vekil ve danışmanlarına emir verip, İstanbul içinde sayısız aşevleri ve çeşitli binalar yaptırmıştı. Her yıl okuş zamanı gelince ötüp kanatlarını açınca, Allah'ın büyüklüğü yedi iklimde ne kadar kuş varsa bütün dünya bahçelerine dağılırlar, gagalarına birer zeytin ve tırnaklarına ikişer zeytin alarak her kuş üçer zeytin hediye ile İstanbul'a gelirlerdi. Bu zeytinleri bütün rahipler yeyip açlıklarını giderirlerdi. Kostantin'in annesi, İstanbul kalesinin onarımı için atalarından kalma mallardan çoğunu vermiş ve kendisi dünya işlerinden elini çekerek bir kiliseye rahibe olmuş.
- 2Akçaabad (Trabzon)(1640)
Sonra, Azerbaycan hakimi SultanUzunHaşan bu şehri Cenevizlilerden al- Polathane yani bugünkü Akçaabad'm merkezi. Bugazadan on üç sene önce, Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizdenTrabzon'u kuşatıp, tarihinde ve yetm iş gün kuşatm adan sonraRum ların elinden aldı. Süleym anHan tarihinde padişah olunca, anasını Trabzon'a göndererek bu şehri tam ir veBatum sancağınıda ilhak ederek ayrıbir eyalet yapm ıştır. Paşasının, padişah tarafından — Süleym anHan kanu nu gereğince — 30.000 hası var. İkiBatum livası timar defterdarı hası 40299; Trabzon livası zeam eti 43, timar 226; Batum livası zeam eti 13, timan 72'dir. Kanunüze re, cebelilerden namlı askeri var. Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, serdar yerinebir azam etli yeniçeri çavuşu ve sipahi kethudası yerineşehir subaşısı, m uhtesib ağası, gümrük emini, şehbenderi, balık emini, boyahane emini, şarap emini, mumhane emini, hasılı kadar ceza vermeyetkisinesahip ha kimivardır.
- 3Amasra (Bartın)(1640)
Sadece Terkos kalesi ile Amasra, Sinop ve Trabzon kaleleri Rum Kostantin'in elinde kalmıştı. Sonra anlaşmaya aykırı hareket ederek gemileri ile Hacca giden Müslümanları esir etmeleri üzerine, Süleyman Han'ın fermam ile Piyale Paşa yüzyetmiş parça kadırgasiyle Sakız adası karşısında Çeşme denilen yerde, Anadolu sahilinde demir atıp yattı. Atan Yıldırım Bayezid Han zamanında, Karadeniz'in Rumeli tarafında Babadağı yakınında Köstence kalesi bizim Ceneviz kralının ydi. Süleyman Han hemen, Ceneviz kaptanlığından İslam ile şereflenen bu zata Dergah-ı Ali kapıcıbaşılığı görevi ihsan edip, üçyüz adamı ile Köstence'ye gönderir. İskele başında güzel bir camii, bir han, iskele başında kırk-elli aded han gibi anbarla birkaç dükkanı var.
- 4Amasya (Amasya)(1640)
Amasya kalesi, Merzifon ve Ladik dörder konaktır. Hatta Osmanlı ordusu bozulmaya yüz tutmuşken, bu zat Sultan Mehmed Han'ın atının dizgininden tutup, «Sabreyle beyim, şimdiki fırsat ganimettir» diyerek, İslam askerini savaşa teşvik etmış. Muhlis Paşa ziyaret yeri: Süleyman Han'ın şehzadesi Bayezid Han kabri yanında medfundur. Murad Han'ın kalbine ilahı ilham ile «Fetahne'lırak» sözleri gelip eski Bağdat'ın tarihini tesbit etmış. Murad Han: «Bağdad'ı fethedebilirsem, şu kuş avım olsunya Şeyh Suhayb» diyerek mızrağı kuşa atmış, mızrak kuşa isabet edince: «Allah'a şükürler olsun, Bağdad benimdir; İmam-ı Azam'mkab rini hor kullanılmaktan kurtaracağım» diyerek sevinmış. «Biri kalkıp dedi ana tarih, Aferin eydilir-isam-akran» sene 1048. Üç sene önce Hind padişahından Sultan İbrahim Han'a hediye olarak ikifil giderken, götürenler bizim Turhal ova sında konaklamışlardı.
- 5Bafra (Samsun)(1640)
Bafra kasabası önünde Karadeniz'e dökülür. Gezinti ve eğlence yerleri: Kayseri'de tam aded gezinti ve eğlence yeri var. Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi ziyaret yeri: tarihinde vefat etmış. Şeyh Rükneddin Sicani: tarihinde vefat etmış. Şeyh Hazret-i İbrahim Tenuri: tarihinde vefat etmış. Sultan Harzem Şah mezarı; Şeyh Necmü'r-Bazia tarihinde vefat etmış. Abdi Dede menkıbesi: Halktan, kendi halinde, çile evinde haki kat hazinesine varmış bir er, meyve verir bir ağaç ve nurlu yolol makta iken, gaddar halk: «Şeriatten taş kopardı» diye sadece onun üzerine taş atmakla kalmayıp, tekkesinde «Liyehlike men heleke an beyyinetin ve Yahya men lıayye an beyyinetin.» ayet-i kerimesini okurken zavallı Abdi Dede'yi hakimin huzuruna götürüp bir an aman verdirmeyerek astırır.
- 6Bandırma (Balıkesir)(1640)
Anadolu tarafından Danca ve İzmit karşısında Kazıklı ve Değirmenderesi, Halidere, Yalova, Gemlik, Mudanya, Mihaliç, Erdincik, Bandırma, Erdek, Kapıdağı boğazı ve Lapseki kasabaları Rum denizi kenarında olup oldukça bakımlıdır. Saliki didiodemde tarih Hasılı camii rüşendir bu (1477) aşevi ve medresesi olan şirin bir camidir. Köprü başındaki camii, selatin camii gibi aydınlık bir camidir. Bu camın aşevi, çocuk mektebi, han ve hama mı, çarşı ve pazarı hephas kurşunla örtülü olup, Koca Mimar Sinan yapısıdır. Bildi merhum Mustafa Paşa Köprüdür gerçekten bu dünya Geçti merhum dediler tarih Köprüden geçti Mustafa Paşa (1530) Hatta Süleyman Han Gazi Budin seferine giderken «Lala hani köprü yaptırmışsın, bize ihsan edersen geçip savaşa gidelim» deyince, ihtiyacı. Sonra köprü sahibi Mustafa Paşa gölden düşüp, Anado lu'da ve Gebze'de cami ve aşevi yapmakla ömrünü tüketmış. öyle ki Gazi Birinci Murad Han müstakil padişah olunca, Edir ne'nin fethine niyet ve azm edip yedi yerden gayret kılıcını kuşa nıp, Tatar ve makul Rumdan 170000 asker toplayıp Edirne kalesini kuşattı. Binlercesi Kostantiniyye'yegidip, Allah'a hamdolsun, bizzat Gazi Hüdavendigar hazretleri tarihinde Edirne kalesini ele geçirmış. ama İstanbul tarihinde fethedilmiştur.
- 7Biga (Çanakkale)(1640)
Deıd-iaşkı çekmiyen aşkdan veley biganedir Bivesile her kişi sultana olmaz aşina Bir hadisi şerif var. ŞEYHLER ŞEYHİ, İMAMÜL HÜMAM, ALLAME HAZRETİ İMAM-1 ŞAFİİ MEŞHEDİ Allah'a hamdolsun asitanelerine yüz sürüp adağım olan hatmi şerifi ruhlarına hediye ettim. Hafızlar toplanıpogece - adam toplanıp minareler, çarşı pazar kandillerle süslenip iki gün ikigece mevlut okunur. Başkaca cami, medrese, tekke, sebil, aşevi, kadar fukara evleri var. Yüksek kapının sol tarafında bir Ayeti kerime, onun altında ihlası şerif ve onun altında «Tarihide» yazılmış. Bunlardan başka Derbül Kenisiyye yakınında Şeyh Ebubekir Elmuarref, Sitti Nefise yolunda Uzun kabir Meşhedi (ba zıları Kırklar makamı derler), yakınında Ebubekir Telismati, ona yakın Nasıreddin sultan veziri (200 yaşında Selim hana yetişmiştir) Bab-ı Nas yakınında Hazreti Musa makamı, Dikke köprüsü yakınında Şeyh Haşan Şazeli (Sar'alı olanlar kırk gün hizbül bahir okurlarsa şifa bulur, da vefat etmış). Elmuktesit Billah, tevefat etti, yine halifelerden Elmüstekfi Billah, Elmüstencid Billahda Sitti Nefise yakınında gömülüdür. Salahaddin Yusufda kendi camii yakınında gömülüdür. Çerkeş padişahlarının altıncısı Melik Tahir Tatari, teöl müştür. Mısır'ın güney dışında adım uzakta camili tekkeli bir yerde Ebussuud carihi kabri var.
- 8Bolu (Bolu)(1640)
Birde izm itşehri, buvilayetBolu nehrine varın caya kadar beş konaklıkbirmam urolur. Bolu nehri iskeleye yaklaşır, İstanbul gem ileri taBolu'yaye tişir ve İstanbul'dabir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup bü yükhayır olurdu. Burası ormanlı, bağlı, bahçeli, camili, han ve hamam lı, çarşı ve pazarlı güzelbir kasabadır. Buradan yinehareketle dokuz saatteBolu kasabasına geldik. Bolu: B urasıOsm ancık (Osm anGazi) zam anındaSungurBay Şemsi adlı kahram an tarafından fethedilm iş, kendisine babadan oğukenm iş değildir. Padişah tarafın danBe yinin hass-ıhüm ayunu 300122 akçedir. Ereğli, Bartın, Hisarönü iskeleleri deBolu sancağı dahilindedir. TOSYA, BOLUVEDÖRTDİVANTÜRKLERİN İN LİSANVELEHÇELERİ Azık: Ekmek, Tahenk: Buğday, Dehle: Gözet, Zıbar: Yat, Ganlı: Koyunköpeği, Mastı: Fino köpeği, Yetek ez: Tazı, Çmak: Aslan, Saplıca: Kiraz, Dikdük: Kirazkurusu, Kişne: Vişne, Ballıd an: İncir, Kelem: Lahana, Kızılağaç: Havuç, Yersapı: Havuç, Pürçüklü: Havuç, Hanaza: Kereviz, Süpürker: Turp, Çogaç: Güneş, Oğlanbabay: Armut kurusu, Tüğlüce Tonbak: Diken li kestane, Tüylü ce. yumru: Şeftali, Dönbak: Kestane, Kaplıca borka: Yumurta, Yekaşı: Yumurta, Çullucöcek: Tavuk, Moşatlık: Mezarlık, Göynüm üş: Olm uşmeyve, Kak: Kuru, Kakaç: Pastırma, Faki: Hoca, Zeli: Sini, Zerfezağn: Kaşık, Mavm av: Kedi, Çelerdi: Baktı, Manzıktım: Darıldım, Palatık: Zerde, Kan şkatış: Aşure, Çakılm akıl: Kalyeb erani, Sıkı: Bulgu r, Çuluk: Dutm aç, Tokm ağı: Herse aşı, Sarığıburma: Baklava gibi, Havayizırlık: Börek gibi, Döngel: Muşm ula, Boduç: Ağaç bardak, Yelpe: Balık, Kekremsi: Şarap, Höpürtedir: içer, Zivenmi?: Gidermi sin?, Zilib: Boş, Sıykı: Karın ağnsı, Söykünenk: Yastık, Söykün: Yaslan, Çırağ: Mum, Üçbastı: Sacayak, Makarak: Murdar, Musm ul: Temiz, Çep: Güç, Toktok: Havan, Sömke: Faydasız, Kakak: Ekseri, Kirman: iğ, Çığlık: Seda, isehakı: isa hakkı, Nebalm: Nedir halin, Okatkat: iyid iriyi, Çızgindi didem: Ağrıdıbaşım, Efelim: Aferin, Setlik:
- 9Burusa (Bursa)(1640)
BURSA ÇEŞMELERİ Gerçi bu şehrin çeşmeye ihtiyacı yok ama, gelip geçenler için hayır sahihleri ikibin altmış çeşme yaptırmışlardır. Bursa şehri Keşiş dağının (Uludağ) eteğinde kurulduğu için, evleri hep birbirinden yüksekçe yapılmış. BURSAŞEHRİHAMAMLARI Çelebi Sultan MehmedHam amı: Anlatılması zor bir hamamdır, inebeyi Çarşısı hamamı: Yıldırım Han vakfıdır. Tahtakale hamamı, Kayağan Çarşısı hamamı, Bostani hamamı, Kale hamamı, Bıçakçı hamamı, Muradiye hamamı ve Yıldırım hamamı.
- 10Ereğli (Zonguldak)(1640)
Ereğli'de, Amasra'da, Bartın'da, Çayağzı'nda, Balıklava ve Varna'da, Üsküdar'da, Tophane'de, Bahçekapısı'nda, Sinanpaşa köşkünde, Tersane'de ve Şahkulu is kelesinde kalyonlar yapılıp İstanbul, Galata ve Kasımpaşa'da deniz gibi asker toplandı. Bütün Anadolu ve Rumeli'nde asker sürücüler gidip, İslam askerini İstanbul'a, Boğazhisarlara, Sakız karşısındaki Çeşme'ye, Mora yarımadasında Benefşe kalesine bırakıp hazırladılar. Topatıp bütün asker salpa demir edip avanta, ribacse, tentefora, sök yelken edip, alarka deryaya yatalım. Bey gemileri ile Cezayir gemileri ve diğer kalyonlar, düşman ile Hakşa ve Bre kaleleri tam yedi saat savaş edeede Valide kalyonu, Melek Paşa kalyonu ile Ereğli kalyonunda Mustafa Korsa, kaptan kalyo nunda Anadolu Valisi Abaza Ahmed Paşa, düşmanı ortaya alıp Aya Mavna çengine benzer büyük bir savaş yaptılar. Ecasker dökerek bizim Bosna eyaleti hududunda ve deniz kenarında olan Klemente, Karadağ, Pive, Nakşik, Satrak, Dorenyak, Banyan asilerini kırıp Hersek sancağı hududundaki Kotur Kilisi, Ispelet, Kamın, Kamın Ferad, Repniçe, Maldalina, Modgoriçse, Şibenik, Zadra kaleleriyle Kotar, Doroşka vilayetlerini karadan bir kuşatalım. VEZİRİAZAM MELEK AHMED PAŞANIN AZİL SEBEBİ VE KÖTÜ TEDBİRİ Azil sebebi şudur: Türkmen ağası Abaza Kara Haşan Ağa, Sultan İbrahim zamanında, Kara Haydaroğlu adındaki eşkiyayı yaka lamış ve Mehmed Han'ın tahta çıkışında, getirip Haşan ağa eliyle Parmakkapı'da astırmıştı.
- 11Filedar (Bursa)(1640)
Bu mahalden, Bursa'nın «Filedar» sahrasındaki köy ve kasabalar, tarlalar, bağ ve bostanları, Nilüfer nehri ile sulanan arazisi, mavi renkli yapraklar gibi görülür. Ulu Cami, içkale ve bedestan semtlerini görmek mümkün değildir. Anadolu 'yaayakbasan ilkMüslüm anlar, tarihindeSelçuk lular olm uştur.
- 12Gelibolu (Çanakkale)(1640)
Halk ağzında (Gelibolu) adiyle meşhurdur. Bursa'dan sonra Rumeli'de bu şehir ikinci taht merke ziolup, Gazi Hüdavendigar burada (Murad Bey, «azze nasarahu duribe fi Gelibolu» yazısiyle) para (sikke) kestirmış. Sonra Süleyman Han Gazi, bu Gelibolu'yu Derya kaleminden kaptan paşaların eyaleti olmak üzere yazdı. Süleyman Han kanunu üzere kaptan paşanın padişah hassı (885.000) akçedir. Gelibolu şehri, Paşa tahtı olup, livasında zeamet, tımar var. Aşağıda, Kilidülbahir gibi önemli ve göste rişli kaleler olup, Gelibolu onlara göre içil sayıldığından, o kadar büyük balyemez topları yok. Kale içinde (Sultan Camii), (Ahmed Paşa Camii) oldukça mükemmel, kubbeleri halis kurşun ile örtülü güzel bir cami olup, kıble kapısı üzerinde şu tarihya zılıdır: Fetih babası İkinci Mehmed Han zamanında olgunlaşmışvMu hammediye adlı güzel eserinide Gelibolu'da yazmış. Tarikatinde söz sahibi olunca, Sultan Ahmet Han'ın sohbetlerinde bulunmuş ve Sultan Ahmet kendisine bu köyü temlik etmiş, eline ferman vermiş tir; buraya geldiğinde, bu tekke ve mescidi helal kazanciyle yaptırdıktan sonra, vefat edip burada defn olmuş.» Hatta, mezar taşında yazılı olan (Daı 1019) vefat tarihi imiş. Bu ziyaretlerden sonra, birçok sefa dostu ile vedalaşıp Gelibolu'dan batıya doğru bağ ve bostanlar içinden düz ve gelişmiş sahraları geçerek, (Bolayır) kasabasına geldik.
- 13Gemlik (Bursa)(1640)
başı izniyle terekeci - başı tarafından beş, onnefer bostancılar gelip, saaöetlu padişahın mutfağısi için, bu Gemlik şehrinin yetmişyedibin: nüm bağlarından, padişah için, yüz adet adam kellesi büyüklüğünde -:arlar alırlar. Bundan sonra İstanbul'danbin parça gemi gelip, narla dolarak, geri giderler ve İstanbul şehrini Gemlik narı ile doldururlar. Bu süslü şehir içinden, İznik gölünün ayağı, Gemlik körfezinde Kum denizine dökülür. Eğer bu düşünce gerçekleştirilseydi, İznik şehri, işlek bir ticaret iskelesi olup, eski mamurluğunu bulur veosavede uzunca olan Gemlik körfezide, mamurluk devrine girerdi. (Celeb Mehmed Efendi): Rumelinde Arnavut Belgradından çıkıp, riyazet ilmine talib olarak, halktan uzaklaşıp, dünya mevkilerini terkederek, İznik şehrinde Eşref-zade Çelebinin sohbetlerinde bulunduktan sonra, bütün bütün dünyadan elini eteğini çekip, bu Gemlik bağları içinde bir yer altında hala tek başına yaşayor.
- 14Geyve (Sakarya)(1640)
Akşemseddin hazretlerini ziyaret ederek Taraklıya, sonra Geyve, Sapanca ve İzmit kalesine geldik. Benağır yüklerimi İzmit şehrinde akrabamızdan Kuloğlu Mehmed Çelebi'ye teslim edip, atlarımız ile Gekboza (Gebze) kasabasına, sonra Üskü dar'a ve oradanda Receb günü, Allah'aşükür, sekiz köle mizle dört hizmetkarım, on yedi at ve seyishaneierimizle Belde-i tayyibe-i mahmiyye-i Kostantiniyye'deki evimize geldik. Oesnada, Allah'ın takdiriylenden olacak, yılı Şaban ayının sekizinci Cuma günü, hasodabaşı Haşan Ağa ve bir bostancıbaşı sandal ile gelip: — « buyurun, sizi alemin sığınağı padişah hazretleri ister.» Paşa efendimiz saadet tahtında ve adalet divanında parlayıp ve gençleşip, Ramazan ayının ondördüncü Çarşamba günü sadrazam kanunu üzere kola binip, İstanbul Mollası önüsıra ayaknaibi kara kol, muhtesibağası öncü karakol olup, bu düzenle büyük bir tören yapılarak, Unkapanı mahzeni yanında Fetih babası Sultan Mehmet Han Divanhanesinde karar kıldı. Üçüncü tedbir: Deli Hüseyin Paşa'dan feryadcılar gelip Girid'- de asker kalmadı haberini getirince, defterhanenin katipleriyle ve defter eminiyle bunları Hüseyin Paşa'ya gönderip, her kime dirliği lazım ise birden yüzbine varınca Girid'e gitsin diye, bütün memle kete asker sürücü kapıcı
- 15Giresun (Giresun)(1640)
Giresun kalesi: İstanbulKostan tini'nin yapısıdır. Fatih kale fethedilirken, Mahm udPaşa'ya, «Bu gece kale altına giresun» diye ferm an edince kaleyemetrise girip feth ettiğinden, adına «Giresun» denm iştir. Çarşı içinde cam ileri, m escidleri, han, hamam, çarşı ve pazarları var. Bugazadan on üç sene önce, Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizdenTrabzon'u kuşatıp, tarihinde ve yetm iş gün kuşatm adan sonraRum ların elinden aldı. Süleym anHan tarihinde padişah olunca, anasını Trabzon'a göndererek bu şehri tam ir veBatum sancağınıda ilhak ederek ayrıbir eyalet yapm ıştır. Paşasının, padişah tarafından — Süleym anHan kanu nu gereğince — 30.000 hası var. İkiBatum livası timar defterdarı hası 40299; Trabzon livası zeam eti 43, timar 226; Batum livası zeam eti 13, timan 72'dir. Kanunüze re, cebelilerden namlı askeri var. Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, serdar yerinebir azam etli yeniçeri çavuşu ve sipahi kethudası yerineşehir subaşısı, m uhtesib ağası, gümrük emini, şehbenderi, balık emini, boyahane emini, şarap emini, mumhane emini, hasılı kadar ceza vermeyetkisinesahip ha kimivardır.
- 16Gümüşhane (Gümüşhane)(1640)
Ama kalesi tamir edilse, eşkiya zulmünden emin olup gümüşhanesi dahi emni yete alınmış olurdu. Her ne kadar Çomar: «Bu subaşılık, benim bayrağım altındaki yiğitlerimin ulufesi altında idare edilıyor» dedi isede, asla feryadına bakmayıp omar Bölükbaşı'yı Niksar şehrinde lrapsederek, kadar mal ve miilkıne elkondu. Hemen yigit: «Sen Sancıdan silahlı mısın?» dedi. Deyince, atla yanıma gelip: — «Nefis sözünden sonra söz attım, sakin el kaldırma.».191 Dedi.
- 17Hersek (Yalova)(1640)
BuiseHersek tarafındanhakikatte denize doğru uzanm ışbir dildir. BuHersekDili burnundabüyükbir han var. BurayıHersekoğluAhmedPaşa — ki, Fatih 'in vezirlerindendir — yaptırdığından, «Hersek Dili» derler. Burada tambirhafta zevk ve safa ettikten sonra, yine arabala rabinip saatte Samanlık kalesi'ne ulaştık. GÜNÜ BATUM VE TRABZON'A HAREKETİMİZ VVELAbütün arkadaşlarla vedalaşıp, Unkapam 'ndan Trabzon luFırtılo ğlu 'nunKaram ürseline binip, lodos rü zgarıyla saat teYeniköy 'e vardık.
- 18Hopa (Artvin)(1640)
«Bir tak-ı hoşnümadır tam olsa hemsezadır Revadır itmamına tarihi Kasr-ıhuban» sene 1049. «Hesab-ısal benayiş sual kerd dilem Hord begoft ki tarih-ikasr-ı şehinşah» sene 1052. Alicenap Han, Kalga sultana ve Nureddin Sultana hükmedip şah yarlığını yani tuğralı Han fermanını yazar.
- 19Huban (Artvin)(1640)
BunehirdenKü çük Trabzon yakınında Faşe nehri, Çoruh nehri, Tam an kalesiya kınındaKoban nehri var. İçinde bulunanMüs lüman gazilerden ancak iki yüzkişi kalır, gerisi top güllelerinden şehit olurlar. Tambir ay Hanya lim anında kalıp, bütünmal ve eşyaları, bütün küheylan atları, nurgibi temiz kızları, mahbub oğlanları gemiden dışarı çıka rıpHanya kalesinde satarlar. B ütünAnadolu veRum eli eyaletlerind eki kapıcıbaşılar ve asker sürücü vezirler gidip İslam askeri toplam aya başlandı. Fetvayışerif sureti: «Evvelce bir vilay et İslam ülkesi olup, zamanla oralarıkuffaristila ederek camiler, m escidler, m edreseler, mi nare, mah filler vediğer yerleri sapık ayinliküffarile dolsa ve çe şitli kötü işlerle yol kesip, hacıların ve tüccarın geçeceği yolları tutarak yağmaetseler, Din-iMuhammediye, İslam iyete zarar verseler, her tarafa kötülüklerini yaysalar, Müslüm anların padişahı İslam ham iyeti gereğince adı geçendiyarı yere batası kafirlerin elinden alıp, İslam alemine katm aya kaadir olurmü? kştlıüdsı ve başçavuş, başkum andanmuhzırı, hepsi otuz altı odayen içeri — kimevcudu isim ve resm iyle onbin kişi ydi — onoda topçu, onoda cebeci — ki bu ikiside beşbin kadardı — hazırlandılar. Bir taraftanRum elimutasarrıfı paşa, kapı askeri ile eyaletinde olan yirmidört sancakbeyi dahi askeriyle, bütün timar ve zeam et sahibi yirmiiki bin seksen kadar asker, cebelileri vediğer yamakları ile yirmiyedi bin olupBoğazhisar'agelm eyemem ur oldular. Anadolu'dan damutasarrıf ve zir paşa ile on dört sancağında olan leriyle yirmibin kadar asker toplanıpBoğazh isar'agelm ek için emir aldılar. Kap tanpaşa, Şam, Halep, Diyarbakır, Maraş, Adana, Karam an, Sivas, Trabzon eyaletleri bütün paşa askeri, timar ve zeam et sahipleri kanun gereği cebelileri ile yetm işbin asker olup, hepsi gem ile riyleBoğazhisar'agelm ek için emir aldılar.
- 20Mudanya (Bursa)(1640)
Hakirde hemen oradan — babam ın ve annem in haberi olm adığı halde — yir mikişilik arkadaş grubu ileEminönü'negelip, b irMudanyakayı ğına bindik. Oradankalkarakuy gun bir zamanda şimşek gibi çakarak, beşinci saatteMudanya sahi line varıp dem irledik. Mudanya: Buşeh irKostan tiniyye tekfu ru nunkızıMudanyata rafından yap tırılm ıştır. Ç ünküMudanya İstanbulHalic'in in güne yindekibirbucakta olduğundan, yedirü zgara karşı mahfuzdur.
- 21Ordu (Ordu)(1640)
Okuçla rının parıltısı insanın gözlerini kamaştırıyordu. Sonunda hepsinin arkasından, Paşa diba ve sırmalı, kadife cevahir düğmeli samur kabaniçe ve okluk ile, iki yanında kırmızı dolamalı, zerduz üsküflü mataracılar ve altın taslı şatırlar ile dörtyüz aded silahlı ağası ve mehterhanenin vuruşu ile Şevval se nesinde Şam'agirdi. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir. Sonra Humus ve oradan saatlik men zilde Hama'dır.
- 22Rize (Rize)(1640)
Kadısın ın sene lik kuruş geliri olur. H alenKoncistan, Berb eristan vediğer kara vilayfrinde konuşulan lisanlar birbirine benzem iyor. Tatar ırkından türeyen milletler şunlardır: Hind, Sind, Moğani, Geristani, Mutani, Bombani, Ateşp erestHindistan, Çin kavmi, Hata, Hıten, Fağfu r, Kazak, Moğol, Nogol, Türk, Tatar, Özbek, Acem, Da ğıstan'daKom ok, Kalm uk, Nogay, Heştürk, Lika, Çağatay, Lezgi, Gürcü, Mekril, Şavşad, Dadyan, Açıkbaş, Ermeni, Rum, Türkm en, Kab artay, israili yaniYahudiMeku (Gürcüdendir); Yakubi, Kara yı (bunlarınbir şubesi olanFren klerde on iki kavim, on iki lisandır), ispanya, Ceneviz, Portakal (Portekiz), Venedik, Dodoşka, Sırp, Latin, Bulgar, Hırvat, Lotoryan, Talban.
- 23Samsun (Samsun)(1640)
Samsun kalesi: Rum Kayserinin oğlu Herakliya tarafından yap tırılmış. Amasya'nın önünden akanÇarşam bapazarı suyu, Samsun'un do ğusundaKaradeniz'e dökülür. Samsun'un medhedilen şeyleri: Dağlarındaki yaban üzümü, nar rengi armud turşusumeşhurdur.
- 24Sapanca (Sakarya)(1640)
Sapanca gölcüğününmedhi: Çevresi yirmidörtmildir. Buradan yinealtı saat doğu tarafına Sapanca gölü kıyısınıtakip ederek, uçsuz bucaksız orm anları ibret gözü ile seyrettik. Burası ormanlı, bağlı, bahçeli, camili, han ve hamam lı, çarşı ve pazarlı güzelbir kasabadır. padişah tarafın danBe yinin hass-ıhüm ayunu 300122 akçedir. Koyunköpeği, Mastı: Fino köpeği, Yetek ez: Tazı, Çmak: Aslan, Saplıca: Kiraz, Dikdük: Kirazkurusu, Kişne: Vişne, Ballıd an: İncir, Kelem: Lahana, Kızılağaç: Havuç, Yersapı: Havuç, Pürçüklü: Havuç, Hanaza: Kereviz, Süpürker: Turp, Çogaç: Güneş, Oğlanbabay: Armut kurusu, Tüğlüce Tonbak: Diken li kestane, Tüylü ce. yumru: Şeftali, Dönbak: Kestane, Kaplıca borka: Yumurta, Yekaşı: Yumurta, Çullucöcek: Tavuk, Moşatlık: Mezarlık, Göynüm üş: Olm uşmeyve, Kak: Kuru, Kakaç: Pastırma, Faki: Hoca, Zeli: Sini, Zerfezağn: Kaşık, Mavm av: Kedi, Çelerdi: Baktı, Manzıktım: Darıldım, Palatık: Zerde, Kan şkatış: Aşure, Çakılm akıl: Kalyeb erani, Sıkı: Bulgu r, Çuluk: Dutm aç, Tokm ağı: Herse aşı, Sarığıburma: Baklava gibi, Havayizırlık: Börek gibi, Döngel: Muşm ula, Boduç: Ağaç bardak, Yelpe: Balık, Kekremsi: Şarap, Höpürtedir: içer, Zivenmi?: Gidermi sin?, Zilib: Boş, Sıykı: Karın ağnsı, Söykünenk: Yastık, Söykün: Yaslan, Çırağ: Mum, Üçbastı: Sacayak, Makarak: Murdar, Musm ul: Temiz, Çep: Güç, Toktok: Havan, Sömke: Faydasız, Kakak: Ekseri, Kirman: iğ, Çığlık: Seda, isehakı: isa hakkı, Nebalm: Nedir halin, Okatkat: iyid iriyi, Çızgindi didem: Ağrıdıbaşım, Efelim: Aferin, Setlik:
- 25Sinop (Sinop)(1640)
Sinop kalesini Kazak ların ele geçirdiğini Sultan Ahmed'e bildirmediği için, Ahmed Han Nasuh Paşa'yı öldürttü. Bu limanın batı tarafında mil uzakta, Kıbrıs adasının Andros burnu var. Bu İskenderun'da Frenk ve Rumlar oturduğundan cami, han, hamam, çarşı ve pazar gibi şeyler yok. Birçok hükümdarların eline geçtikten sonra, tarihinde Selim Han Mısır üzerine giderken bu rasıda teslim olmuş ve Tavaşi Sinan Paşa'ya anahtarlarını teslim etmişlerdir. Buradan kalkıp yine kıble tarafına gittik, Bakras altında Ka yaağaç denilen yerde Akıncılar ve Kara Magrat'ı geçerek saatte Antakya'ya geldik. Diyokletien imparatorlarından olup, Miladi - yılları arasında hüküm darlık yapmış. Bunlardan biri olan Emir Kerboğa büyük bir ordu ile Antakya'yı Frenklerden kurtarmak üzere iken yenilgiye uğramış, utancından Haleb tahtını bırakıp senesinde Acem ül kesinin İsfahan şehrine giderken Hoy şehrinde vefat etmişye orada defnedilmiştur. Birinci Selim Han, İran'lasavaş ederken, Şah Gavri'nin İran'a yardım etmesi sebebi ile önce yenil miş, Allah'ın emri ile sonra zafer Selim Şah tarafına dönünce Şah İsmail yenilip kaçmış, kırk bin kadar seçkin Mısır askeri kılıçtan geçirilmış ve Selim Handa zaferle dönmüş. Kale dizdarı ve kale askeride mevcuttur, İç kısımda olduğundan, yeteri kadar cephanesi ve büyükküçük yirmi parça topu var.
- 26Taraklı (Sakarya)(1640)
Akşemseddin hazretlerini ziyaret ederek Taraklıya, sonra Geyve, Sapanca ve İzmit kalesine geldik. Benağır yüklerimi İzmit şehrinde akrabamızdan Kuloğlu Mehmed Çelebi'ye teslim edip, atlarımız ile Gekboza (Gebze) kasabasına, sonra Üskü dar'a ve oradanda Receb günü, Allah'aşükür, sekiz köle mizle dört hizmetkarım, on yedi at ve seyishaneierimizle Belde-i tayyibe-i mahmiyye-i Kostantiniyye'deki evimize geldik. Oesnada, Allah'ın takdiriylenden olacak, yılı Şaban ayının sekizinci Cuma günü, hasodabaşı Haşan Ağa ve bir bostancıbaşı sandal ile gelip: — « buyurun, sizi alemin sığınağı padişah hazretleri ister.» Paşa efendimiz saadet tahtında ve adalet divanında parlayıp ve gençleşip, Ramazan ayının ondördüncü Çarşamba günü sadrazam kanunu üzere kola binip, İstanbul Mollası önüsıra ayaknaibi kara kol, muhtesibağası öncü karakol olup, bu düzenle büyük bir tören yapılarak, Unkapanı mahzeni yanında Fetih babası Sultan Mehmet Han Divanhanesinde karar kıldı.
- 27Tokat (Tokat)(1640)
Hatta Osmanlı ordusu bozulmaya yüz tutmuşken, bu zat Sultan Mehmed Han'ın atının dizgininden tutup, «Sabreyle beyim, şimdiki fırsat ganimettir» diyerek, İslam askerini savaşa teşvik etmış. Muhlis Paşa ziyaret yeri: Süleyman Han'ın şehzadesi Bayezid Han kabri yanında medfundur. Murad Han'ın kalbine ilahı ilham ile «Fetahne'lırak» sözleri gelip eski Bağdat'ın tarihini tesbit etmış. Murad Han: «Bağdad'ı fethedebilirsem, şu kuş avım olsunya Şeyh Suhayb» diyerek mızrağı kuşa atmış, mızrak kuşa isabet edince: «Allah'a şükürler olsun, Bağdad benimdir; İmam-ı Azam'mkab rini hor kullanılmaktan kurtaracağım» diyerek sevinmış. «Biri kalkıp dedi ana tarih, Aferin eydilir-isam-akran» sene 1048. Üç sene önce Hind padişahından Sultan İbrahim Han'a hediye olarak ikifil giderken, götürenler bizim Turhal ova sında konaklamışlardı.
- 28Trabzon (Trabzon)(1640)
Bunlarda çoğunlukla pabuççu bekarları ile Trabzon'un bezzaz Lazları kalırlar. Aspozo bağlarından akan Deyr-i Mesih suyunun Tel kısmı Malatya içinden geçip, Pınar ve Tohma nehirleri ile birleşerek bu köprü altından geçer. Aspozan bağ ve yaylağı: Gezginlerce en meşhur olan bağlar şunlardır: Budin sahralarında Peçevi Sirem kalesinin ardındaki baruthane, Siroz şehrinin kale ardı, Kefe vilayetinin Sodak bağı, İstan bul'un Kağıthane ile Göksu bağları, Osmanlı padişahlarının yetmiş aded mesire bağları, İzmit şehrinin Topyeri, Konya'nın Meram bağı, Adalya'nın Istafan bağı, Darende kasabasının Darende bağı, Diyarbakır'in Şat sahilindeki Reyhan bağı, Mısır'daki Fiyume şehri bağı ve diğerleri. İşte bu şekilde, halk bu Aspoz bağlarında tam sekiz ay yakın lanhe birlikte gece gündüz yeyip içip, devlet ve padişahın devamı için hayır dua ederler.
- 29Ünye (Ordu)(1640)
Yayagiderken ileride şehir içinde on bir yerde, evliyan ınbüyükleriniisim ve künyeleri ile tan ıtıp ziya ret ettirdi. ENGÜRÜ 'DEYATANBÜYÜKVELİLERİN NURLUMEZARLARINIBİLDİR İR Muhteşem kutub, m uhterem hazine, zamanın zahidi, yegane abid, h akikatleri söyleyen, nasihat edici, insanların önderi, olgun luğun enson noktası, h akkıyla kutup, rabbani hikm etmadeniŞeyh HacıBayram -ıVeli: Kend ileriÇıyu l (Çubuk) nehri kenarında Sol köyünde vücuda gelip, Ş eyhHam idHazretlerinden fakı, cihazını kabul ile onların yol göstericiliği sayesinde birçok sene kutu plar kutbu olup, birçok keşif ve keram etleri görülm üştür.?19 Duası kabul olunan, keram etnu rlarının kaynağı, gizli yollara mazh ar olan, hakiki sırların keşfedicisi. Ağır yükleri, Cenab-ıHakkın gaib hazinelerindenHacıBaba sebe biyle ihsanbuyurd uğu eşyayı, velinim etim iz ve ev sahibim izKaderzade efendimeAllah emaneti koyup, yedi silahlı köle vebiryük süz yolhayvanıile kalkıp sabahleyin göç edileek yere gittim. anlaşılan o ki paşanın katli için padişah emri ile hünkar kapıcıbaşılarındanMustafaAğakırk kapıcı ile gelip, bütün kale kapılarınıkapatarak, halkın ayaklanm ası için dellallar bağırtm ış! Alla h 'ın hik metinden olacak, o gece paşa karışık ve teh lik elibir rüya görüp bir saraç ilekıyafetdeğiştirerek sü ratlibir ata biner, S eyidBattalGazi'nin babasıHüseyinGazi tekkesine gidiyorum deyip, kale kapı sından çıkar gider. Paşa bulun amayın cakale kap ıları açılıp, şehir içinde: «V ayoPaşanın haline ki, bu saatten sonra bu şehirde bulunalar. Bendahi ev sahibim izle vedalaşıp türbeleri tekrar gezdikten sonra, Engürü'denku zeye sekiz saat gid erekErkuksu kö yükonağ ına ' vardım. «Murt + ova» nahiyesi sınırında iki tarafı göğe yükselm iş bir yerde, Açıkdere'nin kenarında binevli, camili, hamam lı, küçük çarşılı, mam urbir kasabadır. Çünkü iki tarafı dağ, yalçın veyırtıcı kuşlar yu vasıkayalard ır ki, adam uçurumabakm aya cesaret edemez.
- 30İzmid (İzmit / Kocaeli)(1640)
Benağır yüklerimi İzmit şehrinde akrabamızdan Kuloğlu Mehmed Çelebi'ye teslim edip, atlarımız ile Gekboza (Gebze) kasabasına, sonra Üskü dar'a ve oradanda Receb günü, Allah'aşükür, sekiz köle mizle dört hizmetkarım, on yedi at ve seyishaneierimizle Belde-i tayyibe-i mahmiyye-i Kostantiniyye'deki evimize geldik. Oesnada, Allah'ın takdiriylenden olacak, yılı Şaban ayının sekizinci Cuma günü, hasodabaşı Haşan Ağa ve bir bostancıbaşı sandal ile gelip: — « buyurun, sizi alemin sığınağı padişah hazretleri ister.» Paşa efendimiz saadet tahtında ve adalet divanında parlayıp ve gençleşip, Ramazan ayının ondördüncü Çarşamba günü sadrazam kanunu üzere kola binip, İstanbul Mollası önüsıra ayaknaibi kara kol, muhtesibağası öncü karakol olup, bu düzenle büyük bir tören yapılarak, Unkapanı mahzeni yanında Fetih babası Sultan Mehmet Han Divanhanesinde karar kıldı. Bütün Karadeniz reislerini, ekmek çi, uncu ve navluncularım toplayıp, Karadeniz sahilinde Varna, Balçık, Korana, Gelgra, Minkalja, Kara Harman, Köstence, Totca, Beştepe, İsmail, Kili, Akkirman kale ve iskelelerde buğdayın kaça alın dığını sorup, onagöre ayar tutup ekmek pişirtti. padişah'tanbin kese, Koca Valide'denbin kese, Topkapılı'dan, Gümrük Emini Haşan Çelebi'den, Deli Birader'den, mevkufatçı Mehmed Efendi'den, Başbakikulu Morali Mustafa Çelebi'den ve Salih Çelebi'den uygun miktarda paralar alınıp, on bir bin altmış kese para toplandı. Bu şekilde İstanbul'da olan padişah kulları görevlerinin karşılıklarını alıp, halk tamamen memnun kaldı. Üçüncü tedbir: Deli Hüseyin Paşa'dan feryadcılar gelip Girid'- de asker kalmadı haberini getirince, defterhanenin katipleriyle ve defter eminiyle bunları Hüseyin Paşa'ya gönderip, her kime dirliği lazım ise birden yüzbine varınca Girid'e gitsin diye, bütün memle kete asker sürücü kapıcıbaşılar tayin olundu.
- 31İznik (Bursa)(1640)
Biz askerle İznik'igeçip, çayır bir yerde yem kestirdik. Bunun üzerine gece yarısı bütün asker kalkıp klavuz ile ileri giderken, ben çarha askeri ile ileri ılgar ettim. ama gözgözü görmez uzak bir mesafede dinlenerek, at dinlendirip geriden asker gelmesini bekledik. Bu sahradaki çadırları ve karakullukçu sınıfı eskicileri bizim asker tarafından yağma ve talan olunurken, bunlar dağ içinde silahlanıp hazırlanmışlar. Hemen yardım gören Serdar Kara Abdullah Paşa; İznik, Lefke, Söğüd, Eskişehir ve Şeydi Gazi kadılarına hitaben, «Celalileri ele geçirip, bağlayıp gönderiniz» diye, on iki buyrultu yazıp kapıcıbaşıları ile gönderdi. Hemen bütün halk, «Nefir-iamemri» geldi deyip — fırsat bulup dağlarda hayvan avı yaparken — insanoğlu avlamaya başladılar.
- 32Afyon (Afyonkarahisar)(1641)
Efendimiz gece ve gündüz Bıyıklı Mehmed Paşa ile dört ay can kardeşi gibi zevk ve safa ile iyi geçinip, kendisine has olarak Karahisar sahib sancağı ihsan olununca oralara münasip ağalarım gönderdi. Bıyıklı Çerkeş Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı sırasında ve Dördüncü Mehmed Han'ın devletinde, o mübarek senede, bütün halk cümbüş ve harekete gelip eğlenceler tertip ederlerdi. çünkü Gürcü Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı sırasında para darlığından, taunun sebeb olduğu ölümlerden halk matemde ydi. Gizli yerlerde, hain ellerde olan Karun defineleri meydana çıkıp hazine bol ve halk sevinç içinde ydi. Beni Alipaşa Camii önünde öteki vezir kardeşlerimin yanında toprağa verip kırkbin altına başucumda bir çeşme akıtın ve kırkbin al- Kızılelma'dan Roma ve Papalık hükümetindedir nektidir. Sonunda büyük kalabalık ile vasiyeti gereğince cenazesini Divanyolu'ndaki Alipaşa Camii mihrabı önünde, bir pencere içinde toprağa verip başucuna bir çeşme yaptırdılar ve öteki mallarım devlet hazinesine aldılar. Anadolu ve Rumeli'den Girid adasına kalabalık asker sürüp, kendisi de serdar-ı muazzam olarak Girid'i Kandiye kalesi ile birlikte fethetsin. çünkü mal ve hazine toplamanın gerekliliğini düşünüyordu: Maaşların verilmesine on gün kalmıştı, oysa devlet hazinesinde ancak on yedi kese vardı. Omübarek ayda Ahmed Hankızı Aişe Sultan'ıİbşir Paşa'yanikah edip, müjdesi bir ağa ile Haleb'e gönderildi. Sonra her gelen, İbşir Paşa'nın Haleb'de isyan ve taşkınlığının, deniz gibi asker topladığının haberl
- 33Akmescit (Simferopol / Kırım)(1641)
Bu Akmescit şehri yüksek dağın eteğinden uzakta, verimli, geniş bir ovada kurulmuş. Hepsi üç adet tüccar hanı olup Sefer-Gazi Ağanın karısı Anşe hatunun yaptırdığı kale gibi han, hepsinden üstündür. Kalga sultanlar sarayının avlusundaki Mingli-Giray Han Camii kiremitli, bir taş minareli, eski tarzda yapılmış küçük bir camidir. «Bena hazel-mescide'l-mübareke fi eyyami devlete's-sultan Mingli Giray Haned'afu'l-'ıbade Abdurrahman bin Ali Bey gaferallahu lehu ve livadiye sene şehi'-i muharremü'l-haram erba'aaşere ve tis'amie '() M).» Bu iki camiden başka diğer üçü mahalle mescitleridir. Bu Akmescit şehrinin bağ ve bahçesi yok. Akmescit şehri hakikaten taşlık bölgede kurulmuş. Bu Akmescit şehri Kırım toprakları üçgeninin ortasında olup Tataristan'ın seçkin yerleri burasıdır. Bu Akmescit'tende ayrılıp, doğu tarafına üçsaat gittik. Dereli, tepeli bir yerde Mehmet Giray Han efendimiz saray gibi bir han yaptırmış ki böyle bir eser hiç bir padişaha nasip olmamıştır. Asuman rif'at Mehmet Han-ı hurşid iştihar Hayr içün itdi bu ham gelüben fikrine hayır Göricek fehhi bu han-ıbi-naziri sıdk ile Didi bu han tarihini fi sebilillah hayır.
- 34Aksaray (Aksaray)(1641)
Buradanda kuzeye doğru giderek Aksaray şehrine vardık. AKSARAY Bu şehrin Şem'un Safa'nın isteği ile yapıldığını söylerler. Sonra bununda elinden Melik Mesud'un oğlu izzeddin Kılıç Arslan tarihinde burayı almış. Aksaray denmesinin sebebide şudur: Kılıç Arslan'ın taht merkezi olması dolayısı ile ona bir büyük saray yaparlar. Bu saray uzaktan bembeyaz görün düğünden, bulunduğu şelıirede Aksaray demişler. Aksaray Kalesrnm yapısı: Geniş bir alanda, büyük bir ırmak kenarında dört köşeli, taşyapı, kuvvetli bir kaledir. Aksaray'dan Ankara kuzey tarafta altı konaktır. Gülhani Ali Dede, Şeyh Gaznevi Sultan ve Şeyh Hakiki bin Şeyh Hamid Veli: El-hac Bayram Veli öğrencilerinden olup, Ankara'da ledün ilmini tamamlayıp Aksaray'da Bayrami tarikatinde öncü olmuş. Aksaray'dan bir menzilde San Atlı köyüne, oradan Ürgüb kazası içindeki Diib-ani'ye geldik. Şehir Karadoruk toprağında, nehir ke narında kerpiç taşla yapılmış bin kadar haneli, bağlı ve bahçeli, yedi mihrab camili, han ve hamamı ile çarşı ve pazarı olan bir şirin kasabadır.
- 35Anapa Kalesi (Anapa / Rusya)(1641)
Sonunda hepsinin arkasından, Paşa diba ve sırmalı, kadife cevahir düğmeli samur kabaniçe ve okluk ile, iki yanında kırmızı dolamalı, zerduz üsküflü mataracılar ve altın taslı şatırlar ile dörtyüz aded silahlı ağası ve mehterhanenin vuruşu ile Şevval se nesinde Şam'agirdi. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir.
- 36Ankara (Ankara)(1641)
Ankara Kalesi: İlk yapıcısı Rum kayseridir. Bazıları, kalesi angarya ile yapıldığından Ankara denil miştir, derler. Kanun gereği paşasının hası 263400 akçedir. Çünkü kale ile Hisarlığın arası bir top menzilidir. Cenap Ahmed Paşa Camii, Hacı Bayram-ı Veli' Camii meş hurları olup, Mimar Sinan eseridir. Ankara halkı, kendi soflarının bu hususiyetini Hacı Bayram-ı Veli'nin kerametine bağlarlar.
- 37Ardahan (Ardahan)(1641)
Fakat, içindeki Emir Güne Han'ın askeri Kagizman, Kare, ildir, Ahıska ve Ardahan taraflarınasaldırgan lık ederler. Bir gün, bizzatMurad Han, Rumeli eyaletin inmetrisine girer, «Karabali» adlı topu nişan alıp, Han sarayınabir top gönderir. Dokuzuncu gün kalenin burç veduvarlarınaçıkanAcemler, «Aman, aman eyOsm anoğulları!.» d iyerek kale anahtarı ile Han'ırehin ve am an için gönderirler. işte tarihinden beriRevanAcem elinde olup, bu şekilde bakımlı olm uştur. Üçbin kadar kale neferi, üçbin han askeri, yedibin eyalet askeri var. Yineorada cami, han, hamam ve çarşı çoktur. Burası 1045'deAcem eline geçtikten sonra, kale sindo ğu tarafı dışına üçkat dolmaçim ile rıhtım ve küçükbir hisar eklenm iş. Gönül alıcı büyük şehir ve güzel kale Gence: Buşeh ir Iran Şahı Tahm aspHan'ın elinden senesindeKocaFerhadPaşa'nmzoru ile alınarak, S arıAhmed Paşa kethüdası, Mehm edPaşa hakimiol muştur.
- 38Aydın (Aydın)(1641)
Ayrıca kuyumcular, dökmeciler, ayakkabıcı dükkanları ile bir aydınlık hamam, birde bin kişilik hizmet erbabını ba rındıracak binalar yapılmış. Akdeniz'deki bütün odalar, Sönbeki, istanköy, Sakız, Rodos ve diğer adaların hepsi Kanuni Sultan Süleyman'ın bu camie yaptığı vakıflardır ki, mütevellisinin emrinde çalışan beşyüz Eviiva Çe!. eb 11-1 p: kişi var. Hatta bina tamamlanınca Koca Mimar Sinan: «Padişahım, sana öyle bir cami yaptım ki, kıyamet gününde Hallac-ı Mansur gelip, yeryüzündeki büyük dağları pamuk atan hal laçların yayı ile pamuk gibi atsalar, bu camın kubbesi Mansur'un yayı önünde topgibi yuvarlanır» diye camın bu derece sağlam olduğunu medheder. Hakikaten bu caminin arkası yüksek bir tepe üzerine kurulduğundan ve temelini önceta Tahtakale önündeki şedden başladıklarından, Siyavuş Paşa sarayı şeddi, Yeniçeriağası şeddi, Küçükpazar sarnıcı şeddi, Ağa mektebi, misafirhane, aşevi, kurşunhane ve hastahane tarafları sedlerinin hepsi Süleymaniye camınin temelleridir ki, bu suretle bu büyük cami sağlamlık kazanmış tır. Hakikaten bu ke merlerin tarihi «Kudret kemeri» kelimeleridir: Sene 944. Şehzade camii, Cihangir camii, Haseki camii ve imareti, Yeni Tersane ve Halıcılar Köşkündeki Sultan Selim medresesi, Kanunı Sultan Süleyman Han'ın yaptırdığı eserlerdir. Bunların dışında, Üsküdar'da İskele camii ve yüksek vasıflı kızlan Mihrimalı Sultan için bir cami, ikihan ve bir aşevi yaptırdı. Selanik'de Kelemerye, Eğri hududunda Segedin, Sigetvar'da Türbe kalesi, Özi hududunda Bender kalesi, Edirne'de bir tatlısu yolu ve Edirne yakınında Cisri Mustafa Paşa kasabasında bir cami, bir aşevi ve birde han yaptırmışlardır. ANADOLU TARAFINDAKİ HAYIR MÜESSESELER yaptırdıkları iki minareli büyük bir cami, bir medrese, güzel bir mescid, bir semahane, bir aşevi, bir zi yafet evi. Cennete benzeyen Bağdad şehrini aldıkları zaman, Hazret-i Numan bin Sabit'in (imam-ı Azam hazretleri) mezarı üzerine bir türbe, bir cami, bir aşevi ve birde ziyafet evi yaptırdılar Şeyh Abdüikadir-i Ceylanı Hazı. etleri'nin türbesi üzerinede yüksek bir kubbe, bir cami, bir tekke ve bir aşevi yaptırdıkları gibi, vakıflarını yenilediler, ayrıca yeni vakıflarda tesis ettiler, HAREMEYN-İ MUHTEREMYN (MEKKE VE MEDİNE) DE OLAN HAYIRLI VE SEVAPLI ESERLERİ Hala Osmanlı Devletinin surresi olan yetmiş ikibin altın, surı. eemini ile Mekke ve Medine'ye her sene gönderilir.
- 39Azak Kalesi (Azov / Rusya)(1641)
Azak kalesini Moskof Kazağı kuşatıp, Mehmed Giray Han yardımı ile kale kuşatmadan kur tulmuştu. Aylıklarımız gelmezse elbette Azak kalesini kendi haline bırakır, perişan oluruz» diye haber getirdiler. Karadeniz'ihala Azak Özü Kazağı istila edip, ikiyüz parça kayıklarla giriyorler. Onlar Özü vezirine, o özü be yine, o da Kırım Hanı'na, Handa beş-onbin yiğit Tatar ile Azak'a gönderir. Sonra padişah hazinesinden 70000 kuruş çıkardılar. Kade kethüda, defterdar Emir Paşa, Gümrükemini Haşan Çelebi, Morali Mustafa Çelebi ve diğer iş başında olan hain efendiler 70000 hazine kuruşunu değiş tirip, mağşuş (ayan bozuk) olan kuruş ve Morali akçesini esnafa verdiler. Şab ve sahtiyan döküp, kuşgözü akçe ile yüzyirmiye (Azak mevacibi) diye altın isterler Aziz başın için, bu çar şı fakirlerine Haccac'ın Yusuf'a ettiği zulümdür, meneyle!» Tatar Han'ın ın nakline göre, fetva sureti şöyledir: «Men şeteme talibe'l-ilme fi haleti'lgadabi bilaf - zi'l-hımari ve'l-hınziri evgayri zalike fekad gayrimüslimler». Azak bahanesiyle perde arkasından bir Mısır hazinesi altını İstanbul içinde topluyorlar.» İşittik, Azak'a bir yıldan beri hazine varmayıp ağalarını paralamışlar.
- 40Bahçesaray (Bahçesaray / Kırım)(1641)
Kırım'ın Bahçesaray'mdaki Mehmet Giray Hamamına benzer. Kule üzerine temizsu çıkarılıp, oradansu kemerleri ile şehrin bütün cami, mescid, han, hamam, tekke, medrese, aşevi ve saray gibi büyük binalarınasu gönderilir. Mukaddes topraklardan akan iki nehir üze rinde böyle bir köprü daha yok.
- 41Balıkesir (Balıkesir)(1641)
Sonra üçyüz kuruş, yol harçlığı ve bir at ile Ak - Mehmet Paşa'nın İstanbul'a gitmesine dair olan fermanını alıp elime bir emir ve bir mektup verip: «İşte Evliyam, yüce padişah, Ak-Mehmet Paşa'ya Balıkesir'ihassı olarak ihsan etti, (yakında yüksek bir görevde ihsan ederim, İstanbul'da edebiy le otursun) diye buyurm aşlar. Kurşun örtülü bir camii, bir hanı, bir hamamı ve on aded dükkanı olup hepside Rüstem Paşa'mn hayırlarıdır. «Bir hayr. ıazim eyleyüb ehl-isefer içün Vaz' eyledi bu han-ısafa haneyi paşa Bir mevzu-ıziba-yılatif olduğıçün bu Nazmi didi tarihini zimevzu'-ıziba.» Buradan senesi Zilkade ayının on yedinci günü onaltı kölem, diğer arkadaşlarım, onaltı at, üçbin kuruşum ve mallarımla selametle İstanbul'agelip evime kavuştum. Sonra Küçük Kılıçlı, Sekbanlı, Kösdemir kasabası ve Kurtulmuşlu'- yugeçip altı saatte (Çavuşlu köyü) konak yerine gel 3 ik. Oradan bir top konak yeri uzak lıktaki (İne kasabası)'mgeçip iki saatte orman içinde gidip (Kırk Nisa kasabası) konak yerine yani Kırkkilise'yegelip Şatır-Mehmet Ağa evinde misafir olduk. Sonra Hüseyin Koca köyünü ve Yanboli şehrinde köprüden geçip Tunca nehri kenarında yine Mehmet - Giray Han'ın oğlu ivaz - Giray Sultanımda bir gece misafir kalıp hediyeler aldım.
- 42Batum (Batum / Gürcistan)(1641)
Mekral adlı oğlu Gönye kalesi dibinden akan Çoruğ nehri kenarında, ta Batum sancağı toprak larında yerleşir. Bu şehirde asla çarşı, pazar, han, hamam, tekke ve mektep yok. Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, sipah kethüda yeri, yeniçeri serdarı, muhtesip ağası, bacdan, şehir kethüdası, haraç ağası, mimar ağası, şehir subaşısı, kale dizdarı ve ikiyüz adet kale neferleri var. Kalede Bayezid Veli Han camii var ki, eski usul minareli, kaygan taşör tülü ve ruhaniyetli bir büyük camidir. Kalenin kuzeyinde kale kayaları altındaki eski çarşıya kale çarşısı derler. Memi Paşa camii: Yeni çarşı içinde, ancak yüzadım büyüklüğünde, tenha bir yerde küçük ve yeni inşa edilmiş güzel bir camidir.
- 43Denizli (Denizli)(1641)
Bu kaleyi önce Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u fethetmeden önce yaptırıp, İstanbul Rumlarına gidecek zahire yardımını, bu boğazdan kesip, Akdenizlileri İstanbul'a yardım ettirmedi. Kale içinde yetmiş adet kiremit örtülü asker evleri, buğdayanbarları, Fatih camii, cephanesi ve mahzenleri var. Halki top, küpeli top, süklün top, sürülü top, nakışlı top, burmalı top enteresan olanlanndandır. CİHANGİR padişahI KARŞILAMAK İÇİN KALEDE YAPILAN ŞENLİK Saadetlu padişah, musahipleriyle, bu kale yakınında çadırını kurup, saadetle yerleşince Allah'ın büyüklüğü, bu Anadolu ve karşı Rumeli kale lerinden birbirleriyle savaşır şekilde yerden, duvarlardan ve burçlardano kadar toplar atıldı ki, yer ve gök siyah barut dumanları ile doldu. Bu sırada barut dumanı havaya dağılıyor ve iki kale, sanki; gece karanlığında gün aydınlığına çıkar gibi olunca, iki kalenin bütün kule ve hisarları, bedenleri flandıra, sancak ve bayraklarla süsleyip, bütün kale neferleri surları üzerinde gülbang-ı Muhammedi ile «Allah Allah» sesini duyurdular. Şenlik için beş, altı top yeter, diye Hünkarı şenlikten vazgeçirip, dizdarlara, topçu - başılara ve kethüdalara, toplam yirmidört ağaya hil'atlar giydirildi. Camilerinin en mükemmeli (Sultan Fatih camii) Kurşunlu olup, çarşı içinde olduğundan cemaati bol ve manevi havası zengindir. Yine çarşı içinde (Yeni cami): Kapısı üzerindeki tarihi «Secdegah-ı müslimin ve mü'minin oldu tamam.» Sene (M. Akdenizin duvarı yeni yapı Kale-i Sultaniye: din gayreti ve hamiyeti ile Allah rızası için malını harcayarak bu yerde bir kale inşasına başlattı. Bu Sultaniye'ye nazire olmak üzere Rumelita rafınada, Sultan Dördüncü Mehmed Handahi, İskender şeddine benze yen sağlam bir kale yaptırıp, adınada (Hakaniye) denmış.
- 44Gönye Kalesi (Gonio / Gürcistan)(1641)
Sonunda hepsinin arkasından, Paşa diba ve sırmalı, kadife cevahir düğmeli samur kabaniçe ve okluk ile, iki yanında kırmızı dolamalı, zerduz üsküflü mataracılar ve altın taslı şatırlar ile dörtyüz aded silahlı ağası ve mehterhanenin vuruşu ile Şevval se nesinde Şam'agirdi. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir.
- 45Kastamonu (Kastamonu)(1641)
Mesela Tire, Manisa, Bursa, Menteşe, Hamid, Ermenek (izmid), Engüri (Ankara), Kangırı (Çankırı), Kastamonu, Bolu, Karahisar-ı Sahib ve diğer zeytin sipahileri genellikle bu adları geçen sancakların mirmiranlan, mirlivaları, alay beyleri ve çeribaşıları ile hepsi ikişer, üçer ve beşer kere lağım atıp hemen Ebabil kuşları gibi havaya uçup, yerlerine diğerleri doldurulmuş, Yeniçeri ocağında bazı odalarınye dişer ve sekizeryüz neferleri bir ay içinde şehit olmuşlardır. Mısır asker lerinden şehit olanların sayısı 6.000, Şam askerlerinden 2.000, Haleb as kerlerinden 1.060, Kaptan Paşa askerlerinden adedi şehit olmuş. Lağımcılardan 800, hasbeten lillah şehit olanların sayısı 9.080, serdengeçtiler, salcılar, kumbaracılar (bunlar kendi mallarını kendileri alıyorlar ve büyük bir kavimdir) dan şehit olanların sar ıları 18.700 adeddir. Barutçu esnafından şehit olanlar 10.900 adeddir. Esir forsalardan ölenler 2.040 aded, hıristiyan orducu esnafından ölenler 1.040 adeddir. Azebistan kürekçilerinden 1.100 nefer şehit olmuş. Kale içinde esir olan müslümanlardan kişide kurtulmuşlardı. Fetihten sonra kafirlerin anlattıklarına göre kale içinden bizim tarafa kaçan ve İslam ile şereflenen asker, beyzade ve diğer lerinin kişi olarak defterlerini vermişlerdir. Kale içinde bizim topların çarp malarından, kumbaralar ve lağımlarımızdan, atılan tüfenklerin kurşun larından ve diğer sebepler ile ölenlerin üç yıldaki sayısı 88.000 olmuş. Bu Kızıl tabya burnunda İslam askerlerinin Sadrazamın kumandanlığında düşmanlar ile savaştıkları köşeye Rum tarihçileri Fethiye köşesi derler ki bu köşeden deniz kenarında olan kale duvarları, makaslan ve bedenler üzerinde gidipta küçük liman kapısiyle (ki buna Kum kapısı derler) bu raya gelinceye kadar tam binikiyüz adımdır.
- 46Kayseri (Kayseri)(1641)
Kayseri kalesinin şekli: Şehrin kuzey tarafındaki Erciş dağının eteğinde yüksek bir tepe üzerinde, Rum hükümdarları fil büyüklü ğünde taşlarla sağlam bir şekilde yaptırmışlardır. Anıma hala şenlikli olan yeni Kayseri, bu tarihini anlattığımız eski Kayseri'den sekiz binadım kadar uzaklıkta güzel bir şehirdir. Kayseri'de bundan eski ve büyük cami yok. Şeyh Emirsultan Camii: Eski bir yapıdır: Lalapaşa Camii, Osmanpaşa Camii, Hacıpaşa Camii, bu üç cami Süleyman Han vezirleri camileri olup, Koca Mimar Sinan ustanın yapılarıdır. Ahundhanım Camii Geçmiş hükümdar hanım larından Ahund adında bir melikenin camii olup medrese ve ima reti var. Hacı İvazlar Camii, Hacı Kılıç Camii: Medrese ve imaretleri var. Debbağlar Camii, Gönül Camii: Keçikapısı'nda Hüseyni mahallesindedir, tçaçıcı ferah bir camidir. Kayseri'nin doğu tarafında Bilanlıda ğında Koyunbaba Tekkesi var ki, bu da Bektaşi tekkesidir. Eski Kayseri yakınında Kalenderan tekkeside eski bir tekkedir. Çarşı ve pazarı: Kayseri'nin de — Bursa ve Edirne gibi — iki yerde kagir kapalı çarşısı var.
- 47Kefe (Feodosiya / Kırım)(1641)
Gayrimüslimler zama nında dahi Hazret-i Hızır tekkesi ydi. Fakatsu ve havası güzel bir mesire olduğu için Edirne şehrinin bütün ilim erbabı ve sanatkarlar gezmek için buraya geldiklerinden ve onların sebebiyle binlerce uygunsuz kimsede geziye çıkanların rahatını kaçırdığı için, tarihinde İbrahim Han Veziri Kara Mustafa Faşa'yabölge halkı dilekçeler göndererek «Bu Bektaşi tekke sinde birçok uygunsuzluklar oluyor. Bu perişan durumu gören Bektaşi dervişleri ondört adet bakır kabı şer'iizin ile bostancıbaşıya teslim edip, sonra hepsi bir araya gelerek «Allah Allah 1» sesleri ile bu tekkenin yıkılmasına sebeb olanların cümlesine kötü duaedip, her biri bir tarafa dağıldılar. öyle ki Dördüncü Sultan Mehmed Han Edirne'yegelip bu yüksek yerden hoşlanınca, bir cami ile bir saray yaptırılmasını ferman etmiş ve bir sene içinde büyük bir sa ray ve yüksek bir cami yapılmış ki, her yerde meşhurdur. Sonra bu cami avlusunun kuzey tarafındaki geniş bir meydana mevlevi hane, aşevi, medrese, derviş odaları yaptırılıp Hünkar sarayına hakan güzel bir mevlevihane vücuda getirilmış ki, ikiyüzün üze rinde derviş her hafta sema edip, çalgıcıları eski ayinlere göre segah, dügah, çargah, pençgah, neva, Hüseyni, puselik, aşiran, kürdi ve Hicaz makamlarını icra edip her zaman rast makamında karar kılarlar. Şeyh Hazret-i İbrahim Gülşeni Tekkesi: Aziz İbrahim Gülşeııi hazretleri Mısır'dan İstanbul'a gelmiş, oradanda Süleyman Han'ın izni ile Edirne'ye giderek orada bu tekkeyi yaptırmış ve sonra tekrar Mısır'adönüp oradada bir tekke şeııletmiş, vefatında Mısır'da Mae Camii yakınında toprağa verilmiş. Edirne şehrinin çeşme ve akarsuları: Gerçi bu büyük şehrin suya ihtiyacı yok; fakat eski bir belde olduğu için, binlerce hayır sahibi, gelip geçen misafirler için mahallelerde, çarşı pazar içinde çeşmeler yaptırmışlardır.
- 48Konya (Konya)(1641)
Konya şehri, Osmanlı şehzadeleriııin tahtı olmuş. Selim'e: «Hüküm ve hükümet, adil ve adalet eyleyesin» diyerek Konya'yıona ihsan ettiğinde, bu beyit tarih olarak dü şürülmüş: Konya şehrinden kalkarak yine kıble tarafına doğru giderek, sekiz saatte İsmail kasabasına geldik. Konya Karapınan kasabasında biraz dinlendik. Rumeli'de dahi Kırkkilise ve Karapınar olduğundan, buraya Konya Karapınar'ı derler. Konya toprağında ve Karası hududunda hakimliktir. Koca Mehmetpaşa Camii: Süleyman Han'ın veziri tarafından yaptırılmış.
- 49Köstence (Köstence / Romanya)(1641)
Köstence kasabası: Önce kale, Dobruca kralının oğlu Kalvare tarafından yaptırılmış. Atan Yıldırım Bayezid Han zamanında, Karadeniz'in Rumeli tarafında Babadağı yakınında Köstence kalesi bizim Ceneviz kralının ydi. Kaçar ken, Köstence'nin liman kalesi eşiği altında yedi küp altın ve mü cevher gömüldü. Süleyman Han hemen, Ceneviz kaptanlığından İslam ile şereflenen bu zata Dergah-ı Ali kapıcıbaşılığı görevi ihsan edip, üçyüz adamı ile Köstence'ye gönderir. Geri kalan para ilede Köstence şehrini imar ettirir. Köstence deniz kenarında olduğundan, o kadar gelişmiş değildir. Eski zamanda düşmanlar, İstanbul tekfuru korkusundan ve düşman avlayan Tatar derdinden, Köstence' denta Karasu yakınında Tuna nehri ırmağından büyük bir hendek kazıp Tuna'yı Karaharman'a akıtmış, Babadağ ve Tolcu kaleleriyle Beştepe denilen yerada olarak kalmış ydi. Bu Köstence'ye «Karadeniz Köstencesi» denir. Sofya yakmındakine ise «Bane Köstencesi» denir. Karadeniz Köstencesi eskiden büyük bir liman imiş.
- 50Kütahya (Kütahya)(1641)
Sultan Ahmet zama nında, akrabamızdan Kütahyalı Fırakizade'ye beşyüz akçe mevleviyet ile ihsan olmuş. İkiyüz kadar askeri, cebhanesi, buğdayanbarı ve su sarnıçları bulunur, Kale kapısının iç yüzünde bir camii var. Urfa Camileri: Hepsi yirmiiki mihrabdır: iç kalede eski mabed olan Minaresiz Cami; Paşa sarayı yanında çok cemaati olan Kızıl Cami, Nemrud zamanından kalma eski bir kilise imiş. Hala minarelerinde Erganon haneleri vrdır; Ak Cami, bu da eski bir yapıdır; Hazret-i İbrahim Halil Camii, ilk yapıcısı halife Me'mun'dur; Bazar Camii, cemaati çoktur; Sultanhasan Camii, bu da güzel bir camidir; Tarihli Camii; Caygirli Camii; Ihreyn Camii, iki kardeş tarafından yaptırılmış güzel bir camidir; Debbağhane - Tabakhane Camii, bu son altı camilere İbrahim Halilullah suyu gelip havuz ve şadırvanlara verilir. Fiskıyelerinden bolsu akar; Beykapısı Camii; Hekimdede Camii; Karameydan Camii; Uğurlumeydan Camii, bu dahi eski bir yapıdır. Kızıl Cami mektebi, Hazret-i İbrahim Halil mektebi, Sultanhasan mektebi ve Ak Cami mektebi önde gelenle ridir.
- 51Kırşehir (Kırşehir)(1641)
Sade Reisülküttab ŞamizadeMhmed Efendinin yetmiş adet samur kürkü, Gümrük Emini Haşan Çelebinin ve öteki ayanların haddinden fazla ve kalemin yazamayacağı kadar mal ve mülkleri zayi oldu. Uçnefer işe yarar silahlı adamla rım, beş küheylan atlarım ile Abaza Mercan Yusuf, Abaza Kamış Mehmed, Abaza Çelebi Ali'yi ve yedi adet yüksüz ve hızlı giden küheylan atla tepeden tırnağa silahlı adamları yanıma aldım. Oradan Ayaş, istinoz, Engüri kalesi, Fenekler, Karabağlı, Kale cik, Şeyh Şami, Koçu Baba, Akçakoyunlu, Sonkuroğlu, Beybastı, Sencarlı, inli Sorgun, Akçaasma, Kıyıdlı ve Şeyh Halil köylerine uğradık.
- 52Manisa (Manisa)(1641)
, yine Vangölü kenarında Sübhan yaylası, Revan dibinde Ağrı yaylası, Erzurum yakınında Bayburt'ayakın Muşoğlan yaylası, Sivas yakınında Kangal yaylası ve Kevkeb yaylası, Bursa'da Keşişdağı yaylası, Manisa içinde Hünkar yaylası, Tire'de Balpman yaylası, Birgide Buzdağı yaylası, Pavas dibinde Şolkay yaylası, ona yakın Bakraz yaylası, Haleb hava lisinde Cesum yaylası ve diğerleri. Beyinin padişah tarafından hassı 300275 akçedir. zeameti, tımarı, alaybeyisi, çeribaşısı, sipah kethüda yeri ve ye niçeri serdarı var. Nahiyelerinden kadı sına yılda üçbin, beyine 11000 kuruş gelir olur. Tımar erbabı ve bey askeri ile askeri olup, sefere giderler. Kethüda yeri, serdan, camii, han ve hamamı, küçük bir çarşısı var. Yüzelli akçelik kaza olup kethüda yeri, serdarı, camii, hanı, hamamı, çarşı ve pa. rarı var Gürcüköy dahi buraya yakındır.
- 53Mekrilistan (Gürcistan)(1641)
Yevmiye yedi akçe ulufe alan, enselerinden en azından beşer, onar, kırkar dağınık kakül sarkan, gümüş kuşaklı, elleri sırıklı Gürcü, Abaza ve Çerkez gulamlı yeniçeriler, arkalarında kapıkulu, ye niçeri serdarı, sipah kethüda yeri olduğu halde, ayrı ayrı selama durup törende bulundular. Sonunda hepsinin arkasından, Paşa diba ve sırmalı, kadife cevahir düğmeli samur kabaniçe ve okluk ile, iki yanında kırmızı dolamalı, zerduz üsküflü mataracılar ve altın taslı şatırlar ile dörtyüz aded silahlı ağası ve mehterhanenin vuruşu ile Şevval se nesinde Şam'agirdi. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir. Sonra Humus ve oradan saatlik men zilde Hama'dır. İnşallah, 1059'da Gürcü yenilip bin lerce Müslüman denizde boğulmaz, Üsküdarda yanmaktan kurtu lur.
- 54Niksar (Tokat)(1641)
Buna karşılık Murtaza Paşa efendimiz Sivas Valisi olunca, Çomar Bölükbaşı'ya Niksar voyvodalığını yüzeli yiğidinin ulufesi altında ihsan etmişti. Altı aydan sonra Niksar subaşılığını Çomar'ın elinden Tabanıyassı Merzifonlu Dilaver Ağaalıp el koyduğunda, Çorrjar'm hesabını gördü. Her ne kadar Çomar: «Bu subaşılık, benim bayrağım altındaki yiğitlerimin ulufesi altında idare edilıyor» dedi isede, asla feryadına bakmayıp omar Bölükbaşı'yı Niksar şehrinde lrapsederek, kadar mal ve miilkıne elkondu. omar Bölükbaşı sadece birer atları kalan yiizelli bahadırla kalıp, üzüntü ile Niksar'dan Sivas'a gelerek Murtaza Paşa'yadert yanarak: - - «Ey devletlü vezii-, Niksar'! isyana kalkışarak Niksar'da alman malinin yetmiş bin kadai'imtemin edip eşkiyalığa başladı. Hemen yigit: «Sen Sancıdan silahlı mısın?» dedi. Deyince, atla yanıma gelip: — «Nefis sözünden sonra söz attım, sakin el kaldırma.».191 Dedi. 'Ben efendimin garibi idim, efendimden Niksar konusu için beni Dilaver Ağa ayırdı. ama yılında Defterdarzade ile geçtiğimiz kadar güçlük çekilmedi.
- 55Niğde (Niğde)(1641)
Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi ziyaret yeri: tarihinde vefat etmış. Şeyh Rükneddin Sicani: tarihinde vefat etmış. Şeyh Hazret-i İbrahim Tenuri: tarihinde vefat etmış. Sultan Harzem Şah mezarı; Şeyh Necmü'r-Bazia tarihinde vefat etmış. Abdi Dede menkıbesi: Halktan, kendi halinde, çile evinde haki kat hazinesine varmış bir er, meyve verir bir ağaç ve nurlu yolol makta iken, gaddar halk: «Şeriatten taş kopardı» diye sadece onun üzerine taş atmakla kalmayıp, tekkesinde «Liyehlike men heleke an beyyinetin ve Yahya men lıayye an beyyinetin.» ayet-i kerimesini okurken zavallı Abdi Dede'yi hakimin huzuruna götürüp bir an aman verdirmeyerek astırır.
- 56Sohum (Sohum / Abhazya)(1641)
Abaza vilayeti içinde Hayko dağlarından doğup yıldız tarafına Şefaki toprağı içinde akarak büyük Kuban nehrine ulaşırlar. Bu da Abaza dağlarından gelip Kubani ve Sıratı nehirlerinide atlarla geçtik Şankari Kalesi: Bu nehirlerde Abaza dağlarından gelip Kuban nehrine katılırlar. JANA PEŞKU ÇERKESLERİ KABİLESİNİN VİLAYETİ YANİ JANA KAVMİ BEYİNİN TAHTI Abaza'nın Hayko dağlan dibinde saz ve kamış örtülü beşyüz adet evleri var. Bunlarda Abaza'nın uyuz dağlarından doğup bu Küçük Jana toprağından geçip Kuban nehrine ka rışırlar.
- 57Uşak (Uşak)(1641)
Yevmiye yedi akçe ulufe alan, enselerinden en azından beşer, onar, kırkar dağınık kakül sarkan, gümüş kuşaklı, elleri sırıklı Gürcü, Abaza ve Çerkez gulamlı yeniçeriler, arkalarında kapıkulu, ye niçeri serdarı, sipah kethüda yeri olduğu halde, ayrı ayrı selama durup törende bulundular. Sonunda hepsinin arkasından, Paşa diba ve sırmalı, kadife cevahir düğmeli samur kabaniçe ve okluk ile, iki yanında kırmızı dolamalı, zerduz üsküflü mataracılar ve altın taslı şatırlar ile dörtyüz aded silahlı ağası ve mehterhanenin vuruşu ile Şevval se nesinde Şam'agirdi. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir. Sonra Humus ve oradan saatlik men zilde Hama'dır. İnşallah, 1059'da Gürcü yenilip bin lerce Müslüman denizde boğulmaz, Üsküdarda yanmaktan kurtu lur.
- 58Çorum (Çorum)(1641)
Kalesi ve bütün güzel eserleriyle tarihindeki Erzu rum seyahatimizden dönüşte, Defterdarzade Mehmed Paşa efendi mizle gelişi-güzel gezerken, burasının durumuda etraflıca anlatıl mıştır. Sonra senesinde, eşrafı olan Türkler elinden, Çelebi Sultan Mehmed Han hazretleri almış. Sonra birçok kale ve yerleri ele geçirmişlersede, sonunda Çelebi Sultan Mehmed Han hepsini almış. Süleyman Han kaydı üzere Sivas eyaletinde ve Çorum toprağında İstanbul'daki şeyhülislamlara padişah hassı tayin olmuş. Bu şehrin özel likleri, tarihinde Defterdarzade ile Erzurum'dan gelişde geniş bir şekilde anlatılmış. Her ne kadar Çomar: «Bu subaşılık, benim bayrağım altındaki yiğitlerimin ulufesi altında idare edilıyor» dedi isede, asla feryadına bakmayıp omar Bölükbaşı'yı Niksar şehrinde lrapsederek, kadar mal ve miilkıne elkondu. Hemen yigit: «Sen Sancıdan silahlı mısın?» dedi. Deyince, atla yanıma gelip: — «Nefis sözünden sonra söz attım, sakin el kaldırma.».191 Dedi.
- 59Özü (Ochakiv / Ukrayna)(1641)
Özü beyinin padişah tarafından tayin edilen hası 240.000 akçedir. Bu çöl diyannda bir dikili ağaç olma dığından halk arasında «Seni Özü kırında yatırayım, soğuk cehennem ordadır» sözü darbı mesel olmuş. Özü nehri kenarında olduğundan, daima kazak şay kalarının bunun önünden geçmeleri zaruri görüldüğünden, bu kale rıhtım bina ile yüksek yapılmış ve kenarında oldukça sağlam ve büyük tabyalar, kuleler ve savaş sırasında birbirini korur çeşitli dirsekler, kaleden aşağı düşmana taş atmak için merdivenli baca delikleriyle ve savaş alet ve silahları ile donatılmış. Karadeniz etrafındaki Sultan Dördüncü Murad'ın tahta çıkışı sırasında Özü kazaklan üçyüz parça şaykalar ile tecavüz ettiklerinden bunun üzerine adı geçen Sultan, Karadeniz boğazının iç yüzünde Kavak kalesini ve karşısında Yoros ka lesini yaptırdı. Ve yineosene içinde Özü, Tulça ve Kara - Harman kale lerini yaptırarak Karadeniz'in etrafım biraz emniyete aldı. Özü nehri ise; Moskof vilayeti ile Karakov ve Daniska vilayeti dağ larında on yedi kol halinde çıkıp birleşerek, yukarıda yazılan Leh kaleleri önünden akıp Kazak diyarmda yüzlerce parça kalelere uğradıktan sonra Özü kalesi önünde Küçük Haşan Paşa kalesini bir top konak yeri uzaktan ve Kılburun kalesi karşısında Karadeniz'e dökülür. Bu kale, Özü nehri kenarında ve özü toprağında birbirlerine topatı mı mesafede, dört köşe, küçük, taşyapı güzel bir kaledir. Karşıdaki Kılburun'a, özü nehri'boğazına ve kara taraflarınca, on iki köşeye bakar on iki parça balyemez topları var ki; benzeri ancak Rodos ka lesinde olabilir. Özü ve Karadeniz'in dalgalandığı yer olduğundan iki denizin fırtınası bu top deliklerinden içeriyesu getirir. Bu kale ile karşısındaki Kılburun ve Özü kalelerinin topları sular üzerinde kirpi gibi katkat nazır iken; İbrahim Han zamanında Kazak kafiri yüz parça şaykalarını sırık hamalları gibi arkalarında ve kah yelekler ve kah kızaklar üzerinde gemilerini karadan getirip, Karadeniz'e çıkarlar ve Ka radeniz taraflarını yağma ederler.
- 60Birecik (Şanlıurfa)(1644)
Onlardan binlerce kişi gelerek Cafer kalesi ile Ane, Selme, Bahis, Mümbic, Raka, Urfa ve Birecik kaleleri etrafında yerleştiler. Kendile rine sığınacak bir yer olmak üzere, tarihinde, Mehmed binDa nişmend bu Malatya kalesini yeniden yaptı. Kale içinde cami ve mescidleri, cephaneliği, erzak anbarları, üçyüz kadar evleri, dizdarı. Malatya'nın hane ve hanedanları: aded, tek ve iki katlı, kagir, ayan ve eşraf evi ile imaretleri var. Malatya'nın mahalleleri: mahallesi var. Yahudi yok Camileri: mihrabı var. Yirmi aded mahalle mescidi var ki en eskileri şunlardır: Kale içinde Emir Ömer mescidi, Karahan mescidi, Saray mescidi, Kızlar mescidi, Hankah mescidi, Bostancı mescidi, Bektaşağa, Küçükmahalle ve Kürtler mescidleri. Kadın isimleri: Havva, Huma, Tenzile, Ünzile, Kelime, Alime, Rukiye, Emine, Kez. aban, Gülsünme, Fatime, Hatime, Meryem, İ3 mmülıan, Nisakadm Zuleyha, Meşkure, Atike, Zuhrüfe, Seniye, Haşime, Hatice Hanım gibi. Aspozan bağ ve yaylağı: Gezginlerce en meşhur olan bağlar şunlardır: Budin sahralarında Peçevi Sirem kalesinin ardındaki baruthane, Siroz şehrinin kale ardı, Kefe vilayetinin Sodak bağı, İstan bul'un Kağıthane ile Göksu bağları, Osmanlı padişahlarının yetmiş aded mesire bağları, İzmit şehrinin Topyeri, Konya'nın Meram bağı, Adalya'nın Istafan bağı, Darende kasabasının Darende bağı, Diyarbakır'in Şat sahilindeki Reyhan bağı, Mısır'daki Fiyume şehri bağı ve diğerleri.
- 61Divriği (Sivas)(1644)
Divriği kalesi: Yenvan tarihinde anlatıldığına göre, ilk yapıcısı Hazret-i Süleyman'dır. Divriği kalesinin yapısı: Fırat nehri kenarında yüksek ve yal çın kayalar üzerinde eski bir yapı olup, görülmeye değer bir kaledir. Surun dibindeki cirit meydanından, köprü altından Fırat nehri geçip Divriği'nin Kestifan kalesine gelir. Divriği kalesi ile aralarından nehir geçer. Kızıl Medrese Camii, çarşı başında Hatib Şemsi Camii, Bezm-i Gah Camii meşhurlarıdır. Halk ağzında Divriği huzafı (?) meşhurdur, fakat pekaslı yok. Malatya Divriği'nin kıbleta rafında bir konak olduğundan, Divriği toprağında oturan reaya ve berayanın vergilerini hep Malatya muhassılı toplar. Divriği Fırat nehri kenarında olduğu için, yomca odunu denilen bir çeşit kısacık tomruk odunları olur. Garip bir durum: Rum, Arap ve Acem ülkelerinde bu Divriği' deki kediler kadar nazlı, sevimli, avcı ve edebli kedi bulunmaz. ama bu Divriği'de yağlı, iri, samur gibi parlak postlu, renkli kediler yetişir.
- 62Elbistan (Kahramanmaraş)(1644)
Maraş'm doğusundaki dağların ardı Elbistan sahasıdır. Şarkıdi: Şehirli oldu; çendi: makas, emcik: meme, dam dazlak: çırçıplak, damla bana: dırda bana; Uyan mıdik biuşak?: Benze yeyim mi dersin beçocuk?; Gil ve gışlı şarlı gaze hörpüldedir: Kinli kibirli şehre gelir kahve içerler; alat sımat: tiz konca, Öykünün mü kişi?: Uyar mısın adam?; Benidin: Bire neylersin?; şuçuli: Şu mur darı, Belki dehliyenin yerden: Belki gözde uzak yerden; El bizide dakiyeler kişi: Halk bizi acebliye adam; gözgü: ayine, taşum: fikri megeldi, gökçük: güzel, Çıllığdırır bağrım: Yüreğim oynar; tahil: buğday, delile: gözet, Birikti alan yere: Bir yere geldi meydane; çum cemaat: bütün cemaat, çok uşımak kızan: üşmen oğlanlar, taraş: zağar, gübler tigen: küçük zaar, tazı; Dolma: Yuvarlandım; haşat it: uyuz köpek, sanki: yengi. içinde evleri, camii, çarşı ve pazarı yok. Hatta tarihinde Sultan Birinci Selim İran Şahı Şah İsmail üzerine sefere giderken, Zülkadriye sahibi olan Sultan Alaüddevle Mısır Sultanı Gavri'nin kışkırtmasiyle Osmanlı ordusunun ilerisini ve gerisini yağma edince, Sultan Selim Han Sultan Gavri'yemek tuplar yazarak şöyle demiştir: Maraş hakimi Alaüddevle guya Selim Han'ın Mısır üzerine gitmesine engel olmak için yüzbin askerle hazır iken, Selim Han vezir-iazami Hadım Sinan Paşa ile ve zir Ayaş Paşa'yı Göksün ^aylasına, gönderdi. Kayseri surçmu tamire başlayınca, Şam'da hüküm süren Emevi halifelerinden Muaviye, Ubeydetü'bni Cerrah hazretlerinin kumandasındaki seksen bin askerle, yetmiş günde 2 or kullanarak bu kaleyi fethettirdi.
- 63Gerger (Adıyaman)(1644)
Buradan yine Fırat nehri ile Gerger şehrine geldik. Emevi halifelerinden Mervan bin Mehmed el-Ca'di'nin bu kaleyi tamir ettirdiğine dair kale surunda tarih var. Bu sebebden eski Maraş harab olup, sonra Dulkadiroğullarmdan Alaüddevle Maraş sahibi olup şehri imar etti, içinde hüküm sürdüğü kalenin bir vadinin kenarında, dağ eteğinde olduğunu hac cildimizde anlattık. Şehrin kıble tarafında, Elmalı köyü tarafından başka bir nehir daha akıp onaltı göz değir men döndürür. Allah: Çalab, yalvaç: peygamber, heykel: tılsım, ayine: cami, mezkit: mescid, faki: imam, ünlem: müezzin, Kancride idin?: Nerede idin?, acarlı: yeni, irvana: dişi deve, darçıkma: darılma, onatdur: iyieyle, Kanciri yalıgan bih?: Nereye gidersin bire?, gömeç: ekmek, livaşe: ekmek. Şarkıdi: Şehirli oldu; çendi: makas, emcik: meme, dam dazlak: çırçıplak, damla bana: dırda bana; Uyan mıdik biuşak?: Benze yeyim mi dersin beçocuk?; Gil ve gışlı şarlı gaze hörpüldedir: Kinli kibirli şehre gelir kahve içerler; alat sımat: tiz konca, Öykünün mü kişi?: Uyar mısın adam?; Benidin: Bire neylersin?; şuçuli: Şu mur darı, Belki dehliyenin yerden: Belki gözde uzak yerden; El bizide dakiyeler kişi: Halk bizi acebliye adam; gözgü: ayine, taşum: fikri megeldi, gökçük: güzel, Çıllığdırır bağrım: Yüreğim oynar; tahil: buğday, delile: gözet, Birikti alan yere: Bir yere geldi meydane; çum cemaat: bütün cemaat, çok uşımak kızan: üşmen oğlanlar, taraş: zağar, gübler tigen: küçük zaar, tazı; Dolma: Yuvarlandım; haşat it: uyuz köpek, sanki: yengi.
- 64Harput (Elazığ)(1644)
Harputlu Pehlivan Süca: Terazisiz iki elindede ağzına kadar dolu iki testi ile gidip gelince, testiler elinde ikenbir çarm ıhtan ken disini aşağıya öyle uçurdu ki, bütün seyirciler «Oh pehlivan!» diye acıdılar. Reisin talebesi Galatalı Tezkapan Süleyman Pehlivan: Kisvesiy le reisin önüne gelip dört köşebir sandık getirerek, bunu bütün?23 halka gösterdi. Vard arAli PaşanınTurhal kalesindenkalk tığınıhaber alıp hızla birmenzil doğuya giderek, Amasya yakın ın dakiGergerez köyündeAliPaşayı bulduk, Bugeniş ovadaVard arAliPaşa kırk-elli bin asker ile konak layıp, o vayı çad ırları ile süslem iş. Yüzümebakarak: «Bre, senhafızEvliyaÇelebi değilmisin ki, Ayaso fyacamınde Kadir gecesinde sekiz saatte Kur'an-ıKerim 'i ezberden okudun, sonraDördüncü SultanMurad Han — Alla h 'ın rahm eti üzerine olsun — seni has haremealıp kilerci etmedi mi?» deyince ben: — «Evet sultanım! Vard arAliPaşayabüyükbir sofra açıp öylePeygam ber ziyafeti çekti ki, sabahtan ikindiye kadar bütün asker yediği halde yineçim enlikte sahanlar nefis yem eklerle dolu ydi.
- 65Kangal (Sivas)(1644)
rdilan yaylası, Van yakınında Verek yaylası, Piııyanış yaylası, yine Vangölü kenarında Sübhan yaylası, Revan dibinde Ağrı yaylası, Erzurum yakınında Bayburt'ayakın Muşoğlan yaylası, Sivas yakınında Kangal yaylası ve Kevkeb yaylası, Bursa'da Keşişdağı yaylası, Manisa içinde Hünkar yaylası, Tire'de Balpman yaylası, Birgide Buzdağı yaylası, Pavas dibinde Şolkay yaylası, ona yakın Bakraz yaylası, Haleb hava lisinde Cesum yaylası ve diğerleri. Beyinin padişah tarafından hassı 300275 akçedir. zeameti, tımarı, alaybeyisi, çeribaşısı, sipah kethüda yeri ve ye niçeri serdarı var. Nahiyelerinden kadı sına yılda üçbin, beyine 11000 kuruş gelir olur. Tımar erbabı ve bey askeri ile askeri olup, sefere giderler. Kethüda yeri, serdan, camii, han ve hamamı, küçük bir çarşısı var. Yüzelli akçelik kaza olup kethüda yeri, serdarı, camii, hanı, hamamı, çarşı ve pa. rarı var Gürcüköy dahi buraya yakındır.
- 66Malatya (Malatya)(1644)
Malatya'nın hane ve hanedanları: aded, tek ve iki katlı, kagir, ayan ve eşraf evi ile imaretleri var. Malatya'nın mahalleleri: mahallesi var. Köprüleri: Malatya'dan beş mil aşağı, görülmeye değer kırk gözlü büyük bir köprü var. Aspozo bağlarından akan Deyr-i Mesih suyunun Tel kısmı Malatya içinden geçip, Pınar ve Tohma nehirleri ile birleşerek bu köprü altından geçer. Nehirleri: Malatya'nın nahiyelerinden ve etrafından küçük büyük on yedi aded nehir akar. Ondan aşağıda Deyr-i Mesih suyu karışıp, Aspozan bağlarını sulayarak Malatya kalesinin duvarını dövüp geçer. Hepsi büyük bir çay olarak, Rum tarafından ve Divriği taraflarından gelen tüccar ve diğer gelip gidenlerin geçtiği bir nehirler üzerindeki Sultan Haşan Mansur'un kırk gözlü büyük köprüsünden geçerek Malatya'ya ulaşırlar. Aspozan bağ ve yaylağı: Gezginlerce en meşhur olan bağlar şunlardır: Budin sahralarında Peçevi Sirem kalesinin ardındaki baruthane, Siroz şehrinin kale ardı, Kefe vilayetinin Sodak bağı, İstan bul'un Kağıthane ile Göksu bağları, Osmanlı padişahlarının yetmiş aded mesire bağları, İzmit şehrinin Topyeri, Konya'nın Meram bağı, Adalya'nın Istafan bağı, Darende kasabasının Darende bağı, Diyarbakır'in Şat sahilindeki Reyhan bağı, Mısır'daki Fiyume şehri bağı ve diğerleri. ama bu Aspozan bağlarının — su ve havasının hoşluğu, hesap sız meyvesinin bolluğu sebebi ile — diğerlerinden üstün tutulan başlıca meyveleri şunlardır: Bahar mevsimi geldiğinde, Malatya şehrinin küçük büyük, zengin fakir bütün halkı Aspoz bağlarına göçerler.
- 67Maraş (Kahramanmaraş)(1644)
Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi ziyaret yeri: tarihinde vefat etmış. Şeyh Rükneddin Sicani: tarihinde vefat etmış. Şeyh Hazret-i İbrahim Tenuri: tarihinde vefat etmış. Sultan Harzem Şah mezarı; Şeyh Necmü'r-Bazia tarihinde vefat etmış. Abdi Dede menkıbesi: Halktan, kendi halinde, çile evinde haki kat hazinesine varmış bir er, meyve verir bir ağaç ve nurlu yolol makta iken, gaddar halk: «Şeriatten taş kopardı» diye sadece onun üzerine taş atmakla kalmayıp, tekkesinde «Liyehlike men heleke an beyyinetin ve Yahya men lıayye an beyyinetin.» ayet-i kerimesini okurken zavallı Abdi Dede'yi hakimin huzuruna götürüp bir an aman verdirmeyerek astırır.
- 68Palu (Elazığ)(1644)
Bitlis kalesinin sağ tarafından akan gözleriniçince, hemen kale kayası dibinde istirahata geçip safa eder. Basra'danberi içtiğim hayat suları anlaşılan o ki bu saf sudan imiş» diyerek, Bitlis adındaki hazinedarına binlerce kese para verip: «Çabuk bu yerde bana bir kale yaptır ki, benbile büyüklüğümle kuşatsam fethinden aciz olam» diye ferman eder. Murat nehri kenarında göğe yükselen güzel bir kale olup, hakikaten sanki Ferhad yapısı köhne bir yapıdır. Birçok hükümdarların eline geçmiş, sonunda Abbasilerden ve Bitlis hakimi Abdal Han efendimi zin büyük dedelerinden Sultan Evhadallah'ın eline geçmiş ve uzun zaman kalmış. Sonra, Kürt beylerinden halen buranın hakimi olan beyin ceddi Söhran Han fethedip oğuldan oğula geçmekte iken, tarihinde Çıldır savaşından dönen Birinci Sultan Selim'eitaat edip Bıyıklı Mehmed Paşa'ya kalenin anahtarlarını teslim ettiler. Bu şehre Palu kalesinden sekiz saatte gelip Murad nehri üze rindeki büyük Çapakçur köprüsünden geçen ve Bingöl yaylasına çıkmak isteyen Haiti, Çekvani, Yezidi, Zaza, Zebari, Lulu, İzoli.
- 69Sivas (Sivas)(1644)
Sivas kalesinin şekli: Sivas şehrinin kuzey tarafındaki dağlara Seyh-i Nişan ve Tozasar dağları denir. çünkü bu Sivas'da, paşanın oturduğu aşağı hisara yukarı içkale hisarı havaledir. Sivas'ın bu ikiiç kaleleri ile Timur'un harab ettiği aşağı kalenin varoşu içinde ve dışında toplam altıbinaltmış hane var. Sivas'ın Camileri: Aşağı varoşda Ulu Cami: Bedestan yanında enine ve boyuna ikişer yüzayak eski yapı bir camidir. Sivasefendi Camii: Bir minareli, yeni yapı, ferah bir camidir. Koca Hasanpaşa Camii: Bu Sivas'da bulun duğu sırada camii yaptırmış. Arpacızade Efendi Tekkesi, Sivasi Efendi Tekkesi, Hallafi Tekkesi, şehrin dışında bir kaya üzerine Suhayb-ı Rumi yahut Abdülvehab Gazi Tekkesi. Çay, Tuzlahisar ile Supnişan dağlarından toplanıp şehrin sırtında yetmiş seksen kadar un değirmenini döndürerek Sivas sahrasına gelir ve oradan Kızılırmak'aakar. İleri gelenlerinden Abaza Deli Dilaver Ağa, Koca Ali Ağa, Selam Çelebi, Elhac Kerim Çavuşzadeler, Nazif Ağa, Ömer Beyzadeler, Müftü Ahmet Efendi ve Sivas şeyhi meşhurla rıdır. Sivas'ın ziyaret yerleri: Şeyh Hazret-i Kara Şemsi Efendi, Sivas'ın tam ortasında Koca Haşan Paşa avlusunun kuzey tarafındaki türbesinde yatar.
- 70Ulaş (Sivas)(1644)
Silsileleri Hazreti Ali'ye ulaşır tarikattir. Hattade Mısır Valisi İbrahim Paşa buranın bir köşesinde cirit meydanına bakan bir köşk yaptırdığı vakit hakir şu beyitleri yazıp, talik yazı ile yazdık:. Taallah zehi zatübüruc-ikasr nevbala Bu nilin cilvegahında yapıldı kürsi-ivala Tarik-i Hacı Bektaş-ı Veli'nin asitamnda Acib menzilgeh ittin oldu guya Cennetüime'va Duaidüb didim ey Evliya bu kasr tarihin Zemin durdukça dursun bu mekan-ı asuman-asa (Sene 1082) MUSALLAYISEBİLÜL MÜSLİMİN TEKKESİ: de Sultan Gav. Marifet erbabından kadar temiz dervişleri var. KADEMÜN NEBİ TEKKESİ: senesinde Defterdar İbrahim paşa, Resulü Ekremin Kadem-i şerifleri üzerine, kendi malından elli Mısır kesesi sarfederek bir büyük kubbe ve ona bitişik bir cami yaptırmış. Cami-i cennetmisale düşdü tarihi tamam Oldu İbrahim Paşa camii dar-iselam (1078) Bu makam-ı dilküşadan resm-ipay-ı Mustafa Kainatın çeşmine oldu gubar-ı tutiya Bu kadem resmine ihlas ile her kimyüz sürer Batını olur münevver zahiri hem ruşina Hatifi gaybi pesent idüb didi tarihini Oldu hakka kim müferrih resm-ipay-ı Mustafa (Sene 1077) Cenab-ı Hazret-i sultan Mehemmed Gaazi Vücud-i pakini hayrata mazhar etdi Hudu Duaidüb didi itmamına Zeki tarih Yerinde cami-iali esası bihemta (Sene 1074) Vaz olundu sakiye sultan Mehmed namına Bir sebil dahi yapıldı sakiyenin yanma Çün temama iricek hatif didi tarihini Bu sevab oldu revan sultan Mehemmed adına (Sene 1077)
- 71Ahlat (Bitlis)(1645)
Korunpakyeğen kalesi tarihinde, Irakeyn, Gavzin, Karakan, Bağdad, Revan, Tebriz ve Hemedan'mfethi ile Sultaniye'nin tahrib edil mesi senesinde olmuş. Van, Adilcevaz, Erciş, Ahlat, Barkiri, Cerem, Eidkar, Rosni, Hille. Hersek vilayetindeki Nove kalesinin fethi, Yemen vilaye tinin alınması, Aden'in alınması, OsmanlI Donanmasının Hint ve Benden taraflarına hareketi, Demen kalesi ve Habeş'in fethi yılında Tavaşi Süleyman Paşa tarafından yapılmış. Daha önce iki defa alınarak Erdel Kralı Yanoş'un kral tayin edildiği Budin kalesi yılında tekrar fethedilerek, buraya Gazi Süleyman Paşa Vezir, Hayreddin Efendide Kadı tayin olundular. Şehzade Mehmed Han Şaban 950'de vefat etti. Hasım Ali Paşa'nın Sekedin ovasında verdiği savaştan, sonra Yahya, Beçkerek, Ararat, Çanat ve Tameşvar kaleleri senesinde fethedildi. Nahcivan seferi, Şehzade Cihangir'in Haleb kış lağında vefat etmesi ve Şehzade Selim'in kışlağa gelişi tarihinde olmuş. Bu fetihlerden on gün önce rahmetli padişah'm dünyaya veda ederek ebedi sultanlığa göçmesi tarihinde meydana geldi. Son seferi ile Siget- Var kalesinin fethidir ki, kalenin alınmasından yedi gün önce, Safer ayının 22'sinde, Perşembe gecesi saat dokuzda «Küllü nefsin zaigatül mevt» ayeti mucibince tahtına ve tacına veda etti. padişahlığı zamanında fetholunan yerler: senesinde Basra'da isyan eden Alyanoğlu yenilgiye uğratılarak devlete boyun eğdi rildi.
- 72Ağrı (Ağrı)(1645)
Diğer deyimler: Ballı gara: markub, kekremsi: şarap, dotuk: duvak, hiiat: hil'at, Mohdi gibik mi?: Ferace giyer misin?; Bargım vavuncidi: Karnım ağrıdı; Çöngüldüm: Kocadım; Yağız anulaym düz neccar: Bu kere şöyle yap dülger, karanda şarlı: taşrada şehirli. Şarkıdi: Şehirli oldu; çendi: makas, emcik: meme, dam dazlak: çırçıplak, damla bana: dırda bana; Uyan mıdik biuşak?: Benze yeyim mi dersin beçocuk?; Gil ve gışlı şarlı gaze hörpüldedir: Kinli kibirli şehre gelir kahve içerler; alat sımat: tiz konca, Öykünün mü kişi?: Uyar mısın adam?; Benidin: Bire neylersin?; şuçuli: Şu mur darı, Belki dehliyenin yerden: Belki gözde uzak yerden; El bizide dakiyeler kişi: Halk bizi acebliye adam; gözgü: ayine, taşum: fikri megeldi, gökçük: güzel, Çıllığdırır bağrım: Yüreğim oynar; tahil: buğday, delile: gözet, Birikti alan yere: Bir yere geldi meydane; çum cemaat: bütün cemaat, çok uşımak kızan: üşmen oğlanlar, taraş: zağar, gübler tigen: küçük zaar, tazı; Dolma: Yuvarlandım; haşat it: uyuz köpek, sanki: yengi. içinde evleri, camii, çarşı ve pazarı yok. Hatta tarihinde Sultan Birinci Selim İran Şahı Şah İsmail üzerine sefere giderken, Zülkadriye sahibi olan Sultan Alaüddevle Mısır Sultanı Gavri'nin kışkırtmasiyle Osmanlı ordusunun ilerisini ve gerisini yağma edince, Sultan Selim Han Sultan Gavri'yemek tuplar yazarak şöyle demiştir: Maraş hakimi Alaüddevle guya Selim Han'ın Mısır üzerine gitmesine engel olmak için yüzbin askerle hazır iken, Selim Han vezir-iazami Hadım Sinan Paşa ile ve zir Ayaş Paşa'yı Göksün ^aylasına, gönderdi. Kayseri surçmu tamire başlayınca, Şam'da hüküm süren Emevi halifelerinden Muaviye, Ubeydetü'bni Cerrah hazretlerinin kumandasındaki seksen bin askerle, yetmiş günde 2 or kullanarak bu kaleyi fethettirdi.
- 73Bitlis (Bitlis)(1645)
Bitlis şehri içinde bir dehşet ve korku yayı lıp, «iki amansız asker arasında kaldık, halimiz katkat yaman oldu!» diye, şehrin içinde kıyamet kopıyor. Bitlis Hara'mn metris ve askerleri: Allah'ın büyüklüğü bu ya, koca Abdal Han, atalarının gayretini çekip öyle bir metris yapmış ki, sanki Bitlis dağlarım İskender'in setine döndürmüş. Bitlis'in doğu tarafında, Rahova'yaçıkıp Van'agiden yerde, Kasapçeşmeside resinin ağzında, kuzey taraftada Divan dağının karşısında bulunan adı geçen bu Kasapçeşmesi'nin güneyinde Divanpest var. Bitlis'e girecek dere ağzını İskender setti gibiokadar kuvvetlendirmış ki, oradan dahi bir kuş uçamaz. Bu yüksek dağdan aşağı baktığımızda, Allah'ın büyüklüğü, Bitlis şehrinin etrafım insan denizinin kapladığını ve silahlı olarak hazır durduk larını gördük. Bitlis kalesinin burç ve kuleleri toplar ile dolduru larak çok sayıda asker ile donatılmış, bütün duvar boyları çeşitli bayrak ve sancaklarla süslenmiş ydi. Paşa, o an sekiz emire hücum edecekleri yerleri gösterip: «Sizler, Bitlis şehrinin etrafında hazır olun. Ben aşağı Rahova sahrasında Van ve Hakkari askerleri ve benim on iki bin askerimle büyük metrislere hücum edip «Allah, Alla. ı!» diye balyemez toplara ateşler ettiğimde, sizlerde bu görev lendirdiğim onsekiz yerden Bitlis'ehücum edin. Bitlis'in etrafını yağma veLuı etmeye giderken, Han'ın kurduğu tuzaklar içindede altıyüz aded seçkin Rojeki askeri varmış. Veziri Hakir Ağa ile bu haneleri yıkılası Kürtler, Han'a yardım için, Dihdivan dağının ce hennem deresinden bu gece sizi basacaklardır» diye Han'ın asker lerinin durumunu anlatıp Han ve askerlerini öveöve tarif ederken, Paşa'nın işareti üzerine herifin kellesi yere düştü.
- 74Diyarbakır (Diyarbakır)(1645)
Diyarbakır'de işlenen kılıç, gaddari, hançer, bıçak, kuyumculuk işleri, kırmızı bez, gül, şeftali, deri işi, pabuç, mest ve çizme çok ve kıymetlidir. Diyarbakır halkının özel konuşmaları: Bağdad fatihi Sultan Dör düncü Murad Han oldukça şakacı bir padişah olup, her zaman tabiatı icabı doğu bölgesine ilgi duyardı. Irak ve Diyarbakır'in Acemvari ve levendce konuşmalarından hoşlanıp, bizzat kendileri, «Men böyle demişem, menheze böyle dimemişem» diye, doğu lisanı ile konu şurlardı. O Kah vecizade, Sultan Murad Han'a eğlence olsun diye Diyarbakır lehçesi ile şu şiiri yazmış: Bu çeşit birçok beyitleri Kahvecizade Diyarbakır lehçesi ile söy ledikçe, Murad Han safasından mest olup bizzat kendileride be yitleri okurdu. Diyarbakır'in ziyaret yerleri: iç kalede, Paşa sarayı yanında, Hazret- Halid camınde zevk sahiplerinin piri, şevk erbabının şeyhi Gazi Şehit bin Halid bin Velid: Hazret-i Halid, pençesi ile Diyarbakır'i kayserler elinden almak için çabalayıp sonunda almış ve oranın hakimi iken bu oğlu vefat etmiş ve iç kaledeki camie defnedilmiştur. Şeyh Rumi'nin şelıid olmasının sebebi: Sultan Murad Han'aca suslar, Revan kalesi altında: «Padişahım, Diyarbakır'de Rumiye şeyhi, Allah bilir, mehdi gibi başkaldıracak. Seri gidi ile Diyarbakır'e yaklaştığında, bütün Diyarbakır'in ileri gelenleri Murad nehri sahilinde Murad Han'ı karşılamaya giderler. Fetihten sonra Murad Han yine Diyarbakır'egelip şeyh hazret lerine çeşitli ihsanlarda bulundukça, kendisi bunları kabul etmeyip duaeder. Ziraozaman Melek Ahmed Paşa Murad Han'ın silahdan, Bağdad fethinden sonrada Bağdad ve Diyarbakır valisi olup.
- 75Erzurum (Erzurum)(1645)
Han, bunları «Ne kadar askeriniz var, Erzurum'dan gelen beyler kimlerdir, cephane ve top durumunuz nasıldır?» diye sorguya çekip, her birine onar altın vermiş. Bu esnada, Erzurum eyaletinden Pasin, Avnik ve Kuzucan beyleri askerleriyle birlikte mehterhanelerini çalarak Paşa'nın önünden geçtiler. Osırada karşıya geçen yiğitlerle otluğa tayin olunan Erzurum beyleri, tuzaklara adamlar koymaya başladılar. Han tarafından kelle almak için gelen yiğitler berikiler üzerine saldırmak istedikleri sırada, hemen tuzaklardan çıkan beyler bu Han askerleri içine gir diler. Bağcıoğlu adında biri, hiç çekinmeden dediki: — «Vallahi Sultanım, halen Han'ın metrisinde onbin tüfekli ile onbin atlı asker hazır bekleyor. Ama sultanım, siz saadetle Adilcevaz kalesine geleliden beri, bizim Bitlis şehri içinde bütün halk Han'ın askerle rinin zulmünden bağlara ve dağlara kaçtı. Herif, dosdoğru dediki: — «Vallahi Sultanım, Diyarbakır eyaletinden Çapakçur ve Çe mişkezek beyleri Han'a yardıma gelirlerken, Diyarbakır valisi durumu öğrenerek asker gönderip, «Siz niçin fermansız ve padişaha asi olan Han'a? Sizde yetmişbin asker le buraya geldiğinizde Bitlis şehri içinde bir dehşet ve korku yayı lıp, «iki amansız asker arasında kaldık, halimiz katkat yaman oldu!» diye, şehrin içinde kıyamet kopıyor. Ordunun tertibi şöyle ydi: Merkezde Paşa ve on ikibin seçkin askeri; önüsıra yetmiş bayrak sekban ve sanca askerleri, içlerinde dörder çift araba atlarının çektiği balyemez toplarla tam elli aded şahi darbzen top; Penyaniş askeri, ince karakol, sağında ve so lunda ince karakol beyleri; sol çarhacı Mahmudi hakimi, sağ çarhacı Malazgirt beyi; sağda Van askerinin sağkolu, solda solkolu; diğer emirlerde tayin olduklan yerlerde olup, Bargiri beyi ile Bayezid beyide geride kazandibi demdar askeri ile geliyor idiler. Büyük divan üzere Han'ın veziri makamında olan Çaker ağası, yiizelli bayrak tüfekli asker ile sımsıkı olup ayrı bir kale gibi metris yapmış ki, Kahkaha şeddi gibidir.
- 76Hakkari (Hakkari)(1645)
Konya tarafına geldiğim vakit, geriden yine Van valisi Paşa lalandan, Bitlis, Hakkari, Mahmudi Hanları lalarından arzlar gelip feryat ve şikayetleri göğe ulaştı. İnşallah, saadetlu asitanemden ilk baharda deniz gibi asker ile biz dahi Acem diyan üzerine hareket ederiz.» Herhangi bir durum olursa, Kaya Sultan ve Gümrük Emini Haşan Çelebi çırağımızdan mektuplar alıp, asla kimsenin haberi yokiken, arkamızdan kendi atlarınla ılgar edip acele bana gelesin!»
- 77Hasankeyf (Batman)(1645)
Bu köprüye Diyarbakır'dan, Hasankeyf'den, Musul ve Cezire'den bir kelek gemisi gelse, köprü üzerinde köprücüler köp rünün üç, dört gemisini kapı gibi açar ve kelek gemileri geçer. Gemiler gümrük önüne yanaşınca yine köprünün kapılarını kapatırlar, sonra yine yayalar geçmeye devam ederler. Bu köprü başındanta Kabe-i şerife kadar olan on menzillik mesafeye, Harun Reşid'in hanımı Zübeyde hanım altındansu geçen bir duvar yaptır mıştır ki amalar bu duvara yapışarak Kabeye giderlerdi.
- 78Kars (Kars)(1645)
Kars toprağında ik iyüzevli, kale ağası ve neferleri olan, camili, han ve hamam lı, kırk kadar dükkanlı yerdir. Buradan ileriAraş nehri üzerindeki Çoban köprü sünü geçerek düz ovalar içinde yineHaşanKalesi'ne geldik. memur olanları alıp, Acem 'inRevan kalesi yakın ındakiKars sahra larında deniz gibi ask eridetoplantı yap ıphazır bekleyesin.» ERZURUM'DAN padişah EMİRLERİ İLE BAYBURD, CANCA, İSPİR, TORTUM VE AKÇAKALE 'YE GİDİŞİMİZEVVELAPaşa efendim izden padişah em irlerini ve öteki kale ağalarınınmektuplarınıalıp, dokuz hizm etçim izlebirlikte asker toplam aya gittik. AbazaPaşaErzu rum 'da asi iken bu köprü yakın ındakırk odayen içerin in İstanbul'dan gelip yerleştiklerinihaber alıp, yirmibin cengavereKörhazinedar'ı İpşirBey 'i serdar ederek gönderm iş ve hepsini kılıçtan geçirm iştir. BuErzurum eyaletin dekiKiği sancağı dağlarında dem irmadenleri olduğundan, onlardan topgül lesi dökülür. Oyüksek dağdan çıkan yüzlerce akarsu, dem irmaden lerineuğrayarakFıra t'la birleşirler. Daha sonraAzerbay can hüküm darıUzunHasan'ııeline düşm üş, U zunHaşan Şahise Fatih ileTercan ovasında yap tığımuharebede yenildiğinden kale Fatih SultanMehm edHan'ın eline girm iştir.
- 79Mardin (Mardin)(1645)
Yine (1630) tarihinde, Süleymaniye'de oturan bizim velinimetimiz Boşnak Defterdar Mustafa Paşayı katlettiler ve Atmeydanı'nda ayaklarından çınar ağacına astılar. Yine Murad Han bizzat Revan, Nahcivan, Azerbaycan ve Evcan gibi yetmiş parça büyük şehirleri fetih, yağma ve talan edip Van'a gitmiş, oradan Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Bitlis veohavalideki birçok kaleyi zapt ve tahkim ederek Diyarbakır üzerinden İstan bul'a dönmüşlerdir. Bu haber üzerine, Mehmed Paşa sadrazamlıktan azlolunup (1637) tarihinde Payram Paşa mühür ile Bağdad üzerine serdar oldu. Sonra (1637) tarihinde mühür Diyarbakır Valisi Tayyar Mehmed Paşa'ya gönderildi ve Bağdat'ın fethine teşebbüs olundu. Koca Halef Han'ın biraderi Pertev Han'ın rivayeti üzere, Bağdad içinde mahsur kalanlar içinde Şah defteri ile Şah çöreği çeken on bir Hanvar ydi. Murad Han (1634) tarihinde Revan'ıyedi günde fethedip, Revan içine Murtaza Paşa emrinde olarak yirmibin asker koyup kendileri İstanbul'a döndüklerinde, Şah Revan üzerine gelip Murad Han'ın yedi günde aldığı Revan'ıyedi ayda güçlükle geri almıştı. Sözün kısası, (1638) tarihinde Sultan Murad Bağdad fati hiolup, hutbesinde «Mevlana hadim-ül Haremeyn-i şerifeyn ve Mevlana mülükül Arap vel irakeyn» şeklinde okunmuş. Aldı Bağdad'ı aduvdan savaş ile Sultan Murad (Sene: 1048) sonuç olarak Bağdad çöllerindenta Basra ve Amman'akadar Cezayir, Mekran, Lahsa, Yemen, Mekke, Şam, Haleb ve Mardin çölünde oturan kabileler altıyüz aded kabile şeyh ve imamları küheylan at ve bol miktarda hediyeler ile kendileri geldiler. Ancak imadiye Hanı Yusuf Han ile Bitlis Hanı Abdal Han gelme diklerinden Murad Hanson derece kızdı.
- 80Muş (Muş)(1645)
Tekman ve Hınıs beyi sağkola, Muş ve Adilcevaz beyleride solkola tayin olundu. Han, bunları «Ne kadar askeriniz var, Erzurum'dan gelen beyler kimlerdir, cephane ve top durumunuz nasıldır?» diye sorguya çekip, her birine onar altın vermiş. Han tarafından kelle almak için gelen yiğitler berikiler üzerine saldırmak istedikleri sırada, hemen tuzaklardan çıkan beyler bu Han askerleri içine gir diler. Bağcıoğlu adında biri, hiç çekinmeden dediki: — «Vallahi Sultanım, halen Han'ın metrisinde onbin tüfekli ile onbin atlı asker hazır bekleyor. ama sultanım, siz saadetle Adilcevaz kalesine geleliden beri, bizim Bitlis şehri içinde bütün halk Han'ın askerle rinin zulmünden bağlara ve dağlara kaçtı. Herif, dosdoğru dediki: — «Vallahi Sultanım, Diyarbakır eyaletinden Çapakçur ve Çe mişkezek beyleri Han'a yardıma gelirlerken, Diyarbakır valisi durumu öğrenerek asker gönderip, «Siz niçin fermansız ve padişaha asi olan Han'a? Allah korusun, eğer siz Han'a yenilirseniz, onlar dağlardan arkanızı çevirip sizi Han üzerine getirmeye sebeb olan Vanlıyı kılıçtan geçirirler. Sizde yetmişbin asker le buraya geldiğinizde Bitlis şehri içinde bir dehşet ve korku yayı lıp, «iki amansız asker arasında kaldık, halimiz katkat yaman oldu!» diye, şehrin içinde kıyamet kopıyor. Ordunun tertibi şöyle ydi: Merkezde Paşa ve on ikibin seçkin askeri; önüsıra yetmiş bayrak sekban ve sanca askerleri, içlerinde dörder çift araba atlarının çektiği balyemez toplarla tam elli aded şahi darbzen top; Penyaniş askeri, ince karakol, sağında ve so lunda ince karakol beyleri; sol çarhacı Mahmudi hakimi, sağ çarhacı Malazgirt beyi; sağda Van askerinin sağkolu, solda solkolu; diğer emirlerde tayin olduklan yerlerde olup, Bargiri beyi ile Bayezid beyide geride kazandibi demdar askeri ile geliyor idiler. Paşa bunları söylettikte: «Vallah ve billah, biz hanlı deyilıh, Muşlıyıh» dediklerinde, ikiside serbest bırakıldı.
- 81Siirt (Siirt)(1645)
Beyinin 333883 akçe hası, zeameti, timan, alaybeyisi ve çeribaşısı var. Kürdistan askeri içinde bu Siirt kavminin gece yarısı çadırlarını bulmak iste yen, teşrifat üzere «Dar-ı Said» diye çağırıp öylece bulur. Musul doğusunda ve Siirt, Musul'un batısındadır. Siirt kalesinin yapısı ve yeri: Bu süslü şehir Şat nehrinin doğu tarafında, Şat nehrinden yarım merhale açıkta, dağlar içinde ağaç lık bir cennet bahçesine benzer yerdir. Bu yerde Diyarbakır eyaleti son bulup, bu Kefre bölgesi Van eyaleti dahilinde ve Şirvan haki mi idaresinde düz ve geniş bir arazide bağlı ve bahçeli, akarsulu, bakımlı cami ve medreseli, han, hamam, çarşı ve pazarlı bakımlı bir kasabadır. Bağlı, bahçeli, cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bununda şal ve şayak'ı meşhurdur. Oradan Murtaza Paşa karındaşınızın mektubu ile Basra vilayeti, Lahsa, Amman, Mekran, Katif, Cezair-i Hazdat ve Hürmüz denizine, oradan yine Acem diyarında Haviz, Durak ve daha birçok şehirlerden sonra yine Basra kalesine gelinceye kadar altmış parça şehir, kale ve ka sabalar görüp, yine Medayin üzerinden Bağdad kalesine geldim. Ogece Melek Paşa dediki: — «Evliyam, sekiz aydır han'danhan'a, vezirden vezire, emirden emire gönül hoşluğu ile gezip dolaşmak mertlik değildir. ULAKLA RUM'A GİDİŞİMİZ AN'DANüç adamımla sekiz ata binip, Bismillah diyerek kuzeye yol alarak saatte Amik kalesini geçtik, konak bey girleri alarak Barkiri, Malazgird, Hanesa ve Altın Halkalı köp rüsünü geçip Haşan kalesinde konakladık.
- 82Urfa (Şanlıurfa)(1645)
Maktul İbrahim Paşa Serdar-ı muazzam olup bütün kapıkulu, Anadolu, Karaman, Maras, Diyarbakır, Şam', Haleb, Trablus, Urfa, Adana eyaletleriyle bütün Kürdistan askeri ve Elkas Mirza, kendisine yardım ettiler. Serdar, Kürdistan hanlarının çoğunun — Bitlis Hanı Şeref han gibi — Şah Tahmasb'dantaç giyip, gelen geçen Müslümanlara eziyet ettiklerini ve Van kalesi ile diğer kırk üçpar ça kalenin fethi haberinide acele ulaklarla Süleyman Han'a bildirdi. Süleyman Han, yolunu bu tarafa çevirip gelirken, karşı tarafta Van kalesinin ilk hakimi olan Hüsrev Paşada Van'ıimar ediyor ydi. Serdar İbra him Paşa hemen deniz gibi asker ile Şah üzerine yürüyüp Van'dandoğu ve kuzeye doğru Selmas taraflarına gitti ki, Van ile Selmas'ın arası yedi fersahtır. Daha fazla asker koşulup, Tebriz yakınında Evcan yaylası, Hoy, Harent, Tesev ve Selmas bölgeleri yağma edilerek intikam alın dı ve hesapsız mal ile Tebriz'deki orduya dönüldü. Bitlis hanı Şeref Han Acemlere sığındığından, Bitlis eyaleti mükafat olarak Ulama Paşa'yaihsan olundu. Sonra serdar Bitlis, Hazo, Meyyafarıkin ve Diyarbakır üzerinden Bağdat altına varıp, Sü leyman Han'ı Bağdad'ı kuşatmış olarak buldu. Almanya üzerine yapılan seferde Erdud, Selankamin, Varadin ve Ösek gibi yetpıişaltı parça kale fethedildi.
- 83Van (Van)(1645)
Hatta, Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) birçok fetihlerde bulunup kaleler aldığından her şeyi bilir; dışarıdan kaleye ve kaleden düşmana ne şekilde top atılıp kalenin nasıl dövüleceğim, kaleden atılan topların düşmana nasıl zarar vereceği ni bildiğinden, Van kalesininta en yüksek yerine yirmişer, otuzar ve kırkar karış aralıklarla balyemez toplar koydurmuş. Dört saatlik mesafeden, Edremit bağlarından düşman görününce, bu toplar Van sahrasında ve kırk mil deryasında insan gezdirmez. Eğer düşman bir oyun ile kale altına girse bu yüksekteki uzun topların gülleleri uzun mesafede varıp kale altında olan düşmana isabet etmez düşüncesiyle, koca Süleyman Han sözünü ettiğimiz mağaraların nicesine kalyon karnı gibi top delikleri açıp her bir mağaraya birer top çıkarmış ki insan görünce dehşette kalır. Bu hesap üzere, Van kalesinin, bir kalyon gibi, sağında ve solunda dört kattop olmuş olur. Van'ın bu kale kayasından Horhor denilen değirmen çarkın dön düren suyu akar. Bu Van kalelerinin kapı aralıkla rında gece gündüz, kışyaz, her gün sıra ile bir gün yeniçerilerden, bir gün Azaplardan, bir gün hisar erlerinden nöbet tutarlar. Aşağıdan itibaren olan üçbin altmış adım daha hesaplanırsa, Van kalesi aşağıdanta iç kalenin kesik kulesine kadar dört binadım uzunluğunda olmuş olur. Van'ın iç kalesindeki aşevleri: Üçyüz kadar yeniçeri, topçu ve cebeci evleri var ki hepside Azaptır. ama Dördüncü Murad Han Revan fethinden döndüğünde, pehlivan Sarı Solak'a ve Hacı Süleyman'aok attırıp Van kalesini aşırtmış. Yalı kapısında Şah kulesi, Paşa kulesi, Rüstempaşa kulesi, Hüsrevpaşa kulesi, Elmacıpaşa kulesi, Siileymanpaşa kulesi, Ketenci Ömer Paşazade Mehmedpaşa kulesi (tarihi: Eyledi sa'yedip Vanı müceddedta'mir, sene 1055), ortakapı kulesi, Van ağası Mehmedağa kulesi, fethinden sonra vali olan Çerkez iskenderpaşa kulesi, Ulamapaşa kulesi, Atlıpaşa kulesi, Yassıkule, Nakışlıkule, Felemet kulesi, yine Elmacıpaşa kulesi.
- 84Basra (Basra / Irak)(1646)
Basra kalesini geçtikten sonra Übbile kasabası ağzında ayrılır. Sonra kuzeye doğru akarak Basra civarında Ma'kıl nehri ile birleşıp Basra'nın med ve cezir girdabında yine Şattülarab'akarı şır. Bu nehir ile Basra şehrine çıkarlar Oradan Ma'kıl nehrine çıkılır. Bu Basra denizinde cezir zamanı Şatt. uyugeri döndüğünde, Ma'kıl nehri ile Übbile nehrinin akışları açıkça görülür. Basra'dan Mekke ve Medine'yegiden hacılara bu Araplar saldırıp yağma ve talan ederler. Bu nehir Basra'ya bir fersah kadar yakındır. Bazısı çölde kaybolur, kimi tekrar Basra'ya dökülür, içlerinde zahire gemileri yüzerler. Bunların hepsini Irak Medayin, Küfe, Basra, Korta, Dest-i Kerbela ve Bağdad çöllerinin geliştirilmesi için Abbasi halifelerinden el-Mütevekkil, el-Muzaffer, el-Mustansır, el-Muktedir, el-Mutasım Billah, Harun Reşid ve oğlu Me'mun halifeler gibi himmet sahibi padişahlar kolkol kanal gibi ayırıp Irak topraklarını sulayarak işe yarar hale ge tirmişlerdir. Mağrib çağı: akşam vakti, mutrib: saz çalan, porçıhal-pörçüklü: havuç, nenem kimi: benim gibi, Besmen netmişem?: Yaben neyledim?, körpi: köprü, korguşum: kurşun, ireli: ileri, hurma: avrat, Meni yandırmış: Beni usandırmış, Halkum çıhıdır: Canım çıkmış; nüğü: okka, meşkine: tütün, stare: yıldız, hadaki: dayak, Hıze bilddim sıçım: Şimdi bildim suçumu; özözüme: benbana, Koşa gitmişem: Bağa gittim; geçi bacım: küçük kızkardeşim, uluba cım: büyük kız kardeşim, lağtaşı: damtaşı, ardıkçı: atketi, narı muzaşı: ekmek aşı, kendüme aşı: buğday aşı, gezengü vey: kudret helvası, butum: fıstık, merçete sakallı: kıvırcık sakallı, pohrenk: suyolu, hize: şimdi, acarlı dutak: yeni dudak; Hoykişi pişik gemi mavlama gelen: Heyadam, kedi gibi çağırma diyorum: Beske gözeyi sandırmışsın: Belli bardağı kırmışsın sen; Atan göriçün olsun: Babanın mezarı için olsun.
- 85Bağdat (Bağdat / Irak)(1646)
Bağdad kalesini genişlettikten sonra Mekke-i Mükerreme'ye varmış, Mekke haremini ve bütün kubbelerini yeniden yaptırıp iki adedde yüksek minare ilave ettirmış. Bağdad'da Uzun Haşan soyundan olan büyük emir Yarbay Han Şahla savaşmaya cesaret edemediğinden, Uzun Haşan evladından Murad Bin Yakub ile Bağdad çölünden, Ane ve Seleme kaleleri üze rinden, Şam'da bulunan Mısır sultanının veziri Sinan Han'ın yanı na sığınırlar. Bağdad hükümeti tarihinde Zülfikar Han'ageçer. Hemen bir gece kırk kadar büyük evliya, Süley man Han'ın rüyasına girer: — «Ya Süleyman, bizi Acem elinden kurtarmak için Bağdad'agel ki Bağdad ve Azerbeycan hep şenindir.» Bağdad Han'ın dan bu haber gelince, Süley man Han bu rüyayı kendi rüyasiyle uygun görüp hemen serdar-ı muazzamını elli bin asker ile Bağdad üzerine gönderir. Serdar-ı muazzam Bağdad'a varınca, hakimi olan Mehmed Han, ailesi ve çocuklarıyla gemilere binip Basra taraflarına gider. Yiğit serdar bu hali haber alınca, iki gün ılgar edip Besmele ile imam-ı Azam yanından yılının Cemaziyelevvel ayının yirmidördüncü günü Cennet gibi Bağdad'agirer. barek mezarlarının tamiri için yüzbin altın harcanması ferman olunur ve Süleyman Han Bağdad'daki velilerin hepsini ziyaret ettik ten sonra Kerbela sahrasında İmam Hüseyin (R. A.) ve Küfe şeh rinde Hazret-i Ali kerremallahu veçhe hazretlerini ve yüzlerce Kerbela şelıidlerini ziyaret eder. Ondan sonra Bağdad kalesi Osmanlı elinde büyüyüp gelişmekte iken, tarihinde Mustafa Han'ın tahta çıktığı sırada asker tarafından çeşitli fesadlar yapıldı. Bağdad Destanının başlangıcı: Osene Bağdad'da dahi birçok yerli asker ve kapıkulları (yeniçeri) kendi aralarında kavga ve savaş etmeye başladılar.
- 86Tebriz (Tebriz / İran)(1646)
Sonunda paşanın birkaç kere yaptığı tembihe aldırmayıp üstüne yetmişbin asker ve bu kadar ge milerle Van gölünden toplar çekip, (1654) ramazanın yirmibeşinci Pazartesi günü Han askerine öyle bir Melek kılıcı vurdu ki, felekde melekler beğendi. Melek Ahmed Paşa efendim bütün Acem Hanları, aşiret beyleri, bilhassa Rumiye ülkesi ve sizin Tebriz ülkesi ile daima barış ve güven üzeredir. Hakkari ve Penyaniş üzerine derken, bizim Rumiye, Silmas, Hoy, Merend, Kumla ve Tebriz sahralarım yağma ve talan eaip Tatar gibi baskınlar yapar. Rumiye Hanı'nın ve benirn elimizdeki hüccetlerimi zi götürüp, Tebriz Haniyle benim mektupları Şah'averdi. Ben yine Tebriz'de Kaytımar Han ile zevk ve sefa ve sohbetler ettim. ** ZİLHİCCE AYINDA AZERBEYCAN VE TEBRİZ'DEN KALKIP, İSFAHAN'DAN GEÇİP HEMEDAN, ŞEHRİZOR, MUSUL EYALETİ VE BAĞDADIGEZİP GÖRDÜKLERİMİZ EBRİZ Hanı ben hakire bir kese kuruş yolluk, bir kat elbise, ikibaş takımiyle karaçubuk atlarından değerli at, iki çapar yorga alaca at, bir Gürcü köle ve yolumuz üzerinde olan Han ve Sultanlar için yetmiş aded mektup verdi ki Han'dan Han'a, Sultan'dan Sultan'aikram ve sevgiyle geçelim. Tebriz Hanı bize elli asker ve Ali Ağa'ya da bir kese kuruş ile bir atverdi. Tebriz'in doğuta rafında beş fersah mesafede bulunan Mehranrud nahiyesinde konak aldık. Cevlandoruk, Tebriz toprağında olup bin haneli, cami, han ve hamamlı, bakımlı bir köydür. Bize arkadaş olan yaşlı yasavul ağasından bu kemikler nedir diye sorduğumuzda, kırçıl şöyle cevap verdi: — «Eyoğul, tarihinde Süleyman Han, Tebriz'in Evcan yay lasında otururken Acem diyarını yağma ve talan etmek için seksen bin asker ile İbrahim Paşa'yı serdar edip gönderdi ki Erdebil, Moraga, Kehran ve Keşan taraflarını alan ve talan etsin.
- 87Bakü (Bakü / Azerbaycan)(1647)
Malazgirt beyi Mehmed Beyin yayla koyu nu hakkını Han'a vermemek için üzerine gelip savaş ettiği ve Mehmed Bey'in suçlu olduğundan kanı heder olduğu, yeniçerilerinde Han üzerine ayaklannıalariyle haklarından gelindiğine dair divanda yazılar okundu. Hasılı, günden güne Van kalesi altında Han'ın üzerine gitmek için çok sayıda asker toplandı. Tedbirli Paşa, hemen Van kalesinden elli parça şahi top ve altı aded balyemez top ile bütün mühimmatı hazır etti. Burada Vanka lesinden on iki aded şahi top, at arabaları ile adamları, topçuları ve silahlı beşyüz nefer geldi. Bir hayli çar pıştıktan sonra, elli aded yiğidimizi Han'ın adamları yere düşürüp başlarıyla altı aded yiğidin dillerini Han'a götürmüşler. Han, bunları «Ne kadar askeriniz var, Erzurum'dan gelen beyler kimlerdir, cephane ve top durumunuz nasıldır?» diye sorguya çekip, her birine onar altın vermiş. Han tarafından kelle almak için gelen yiğitler berikiler üzerine saldırmak istedikleri sırada, hemen tuzaklardan çıkan beyler bu Han askerleri içine gir diler. Bağcıoğlu adında biri, hiç çekinmeden dediki: — «Vallahi Sultanım, halen Han'ın metrisinde onbin tüfekli ile onbin atlı asker hazır bekleyor. ama sultanım, siz saadetle Adilcevaz kalesine geleliden beri, bizim Bitlis şehri içinde bütün halk Han'ın askerle rinin zulmünden bağlara ve dağlara kaçtı.
- 88Tiflis (Tiflis / Gürcistan)(1647)
Öyle bol luktur ki, bir gez buğday tanesi yarım Abbasi (İran parası)'ye, bir batman beyaz ekmek bir Tiflis katıgisinedir. Bu şehrin narh ve ölçü birimleri: Gez: 748800 dirhem; şık: 62400 dirhem; kikiz: 12480 dirhem; bir kikiz: sa'dır; mekuk: dirhem; sa': dirhem; müd: dirhem; mütn: dirhem; rıtl: arpa ağırlığıdır. Uzunluk ölçüsü olarak fersah: 12.000 adım; mil: Şehrin batısındaki Demavend dağından iki küçük nehir gelip şehrin bağ ve bostanlarını, ev ve dükkanlannı sular. Demavend dağı yaylağı: Bu yer yüksek bir dağ olup, eskiden yedi aded sağlam sur ile çevrili ve Demavend kalesi adiyle meşhur imiş.
- 89Şamaha (Şamahı / Azerbaycan)(1647)
Bu sırada Şah Tahmasb'ın kardeşi Elkas Mirza, biraderinden yüz evirip Şirvan ve Şamahi şahlığını terkederek Kıpçak sahrası üzerinden Kırım vi- Burada umduğundan fazla ikram ve ihsan görür. Ahlat Kalesinin Yapısı: tarihinde, bizzat Sülejman Han'ın ölçülerini belirttiği mimari uslupta, Zal Paşa eliyle yapılmış. «Aceb makam-1 latif, Zehi bina-yımetin.» Sene Bu kapının göl tarafı kıble tarafıdır. Vai'1 eyaletindeki Muş paşasının hükümet merkezidir. Beyinin padişah t'arafmdan hassı 410000 akçedir. Sahibi Emir Kay bu eski şehrin yazan olduğundan, caminin dört tarafındaki duvarların yüzüne, bu şehirde ne kadar cami, mescid, medrese, han ve başka yapı varsa mühür yazısı ile yazmış. ikibin medrese, binha mam, ikibin han, bin darülhadis, altı bin sıbyan mektebi, sekiz yüz tekke, onsekiz bin çeşme, sekizbin sebil, onbin mahalle, ikiyüz binev, yetmişbin ayan sarayı, üçbin kervansaray, ikibin han, altı yüzbin dükkan, yüzelli yerde kubbeli çarşı, yedi yüz aşevi, kırk bin mesire, dokuz yüzbin bağ ve bahçe, yetmiş bin ziyaret yeri, altı yüzbin ayan ve bilgin ve bunlar gibi birçok kimseleri varmış. Diğerleride şunlardır: Sultan Abdullah, İzzeddin Han, Sultan Haşan, Sultan Meymendi, Sultan Boğa Bay, Sultan Tohta Bay, Korkud Han, Sultan Ali Han, Sultan Kazım, Sultan Bendi Han, Zorbay Han, İsmail Han, Bedirbay Han, Çıgalı Han, Tohtamış Han, Selçuk Han, İsrail Han, Ma'sum Bay, Kutlu Bay. Asılları yine Mahan'danolup, Hicri senesinde, Emevi hükümdarı Melik Hişam zamanında bunlar ve Dağıstanlılar İslam dini ile şereflenmişlerdir. Karakoyunlulardanya tanlarda şunlardır: Kara Celayir Han, Kara Yusuf Han, Kara Durmuş Han, Kara Bor Han, Kara Şeyhi Han.
- 90Retim (Rethimno / Girit)(1655)
YÜ: Nil" yak ınevli, bir camili köydür. Hatta birçokta rihçile rin rivayetinegöre, H azretiMusaburadadoğup, F iravunkorkusundanNil'ebırak ılmış, Firavununsa rayıönünden geçerkenFiravununhatunuAsiya anagörüp almış, büyüt müş. Kaşif kese pad işahmalınıverip zah iresinitah sileder. Şey hleriBerberoğlııAli'dir, Bağlı bahçeli evvard ır. BuFarşutyılya şarveFoncistandaparçabüyükşeh iryap ar. Nilkenarındacennet bahçesi gibi bağlı bahçeli, hurm alık lı, evli, m ahalle, mihrap, üçü camidir, ah alisiHavvarekavmid ir. Bizoradaiken yineHavvarelerdenBerberoğluŞeyh Ali İbniMüezzin oğlu, gözüm üzün önünde öylebü yükbir cenkettilerki, ikita ra ftanadam öldü. HakirbuElvahi evvelkaymak am ındankılavuzlar alıp tulumsu üeyinebatıta ra fınaElv ahikeb ire gittik.
- 91Hotin (Hotin / Ukrayna)(1657)
Hotin kalesini vermeyip isyan eden Leh kralının hakkından gelip, başkentini alıp, Erden vilayeti gibi Mekke ve Medine'ye vakfetme ğe sefere, padişah emri ile gelirdik. Vatanımıza sağ ve zengin gide lim» diye, bu iyi düşünceyi uygun görüp, yetmişyedi kale sahipleriyle ve birçok önde gelen papaslarını ve on yedi kral oğullarından, önce (Şolom Gargar), (Parçay kral), (Apopi Mihal)'ı, (Redi İşvani), (Kaşe sahibi), (Hasvar sahibi), (Sakmar sahibi), (ictuvar sahibi), (Zolomi oğlu), (Betlen Gabor oğlu), (Buhar oğlu), (Barkoçi oğlu) ve buna benzer kral oğulları, diğer ileri gelenleri, birçok hediyeleriyle Han'aaman deyip: «Malımı zı verelim, vatanımıza gidelim» derken, hemen bir kere Tatar askeri içinden Allah, Allah sesleri göklere ulaştı. Han'ın iç ağaları, benimle birlikte fethi şerif okumaya devam eder lerken, bütün İslam askeri. atbaşı beraber taburun top altına yaklaşınca yüzbin Tatar, yaylarının çilelerine ikişer, üçer tabur okları gizleyip kabza Ö5 çekip tabura doğru okları boşaltınca, ikiyüzbin oklanet yağmuru gibi, tabur içine yağdı. Leh kafiri dahi, yedi koldan tabur içine balyemez top gülleleri atarak, bize yardıma gelen Kazak dahi, tabur içine kurşun yağdırarak, acıklı sahnelere sebep oldular senesi zil hiccesinin yirmi üçüncü günü, tabur içinden Macar cenge başlayıp, bir yaylım kurşun ve bir yaylım topattı. Tam bir saat, tam anlamı ile büyük bir savaş oldu ki, Cengiz Han, Hülagu Han, Timur Han, Toktamış Han, Mengili - Giray Han'danberi böyle savaş ve kavga görülmemiştir. Han bunları yağma etmek için vezirlerinden (Elov) hakimini gö revlendirip, emrine yetmişbın adam verince, düşman avlayan Tatar dün yalar kadar sevinip, hepsi taburdan aldıkları ganimet mallarını (Özübeyi Faraş Ağa) ile Kırım'a gönderip bütün Tatar askeri birer sadak ve birer şıdak ile yüksüz kaldılar.
- 92Kili (Kiliya / Ukrayna)(1657)
Morova nehri Hersek sancağında Özüçe şehri dağ larından doğup, «Yagurine» ve «Yeraken» kaleleri arasında Tuna'ya dökülür. Burada top lanıp Odrine, Lakavkorya, Behke ve Kosidanice kaleleri kenarından geçip, büyük-küçük yetmiş aded suyuda toplayarak Sirem sancağı kalelerinden Roça adlı kalenin dibine geldiğinde, karşıdan Drin nehri ile karışır. Elhasıl, OsmanlIların Estergon kalesinden yedi konakta Nemse çasarı merkezi olan Bec kalesine varıncaya kadar, orada geçit vermez dokuz aded büyük nehir var. Bu Alman dağının tepesinden büyük bir nehir daha akıp, batıya doğru on yedi konak giderek Atlas Okyanusu kenarında Yonçat şehri dibinde denize dökülür. Ta Titil kalesine varınca onkonak yerolup, buralarda Tuna'yanehir falan karışmaz. Tuııa'nm sagmda ve solunda altmışaltı kadar büyük nehir karışır, inşaallah, yerleri geldikte, her biri rasgeldikleri kale ve şehirleriyle, doğuş ve kayboluş yerleri genişçe anlatılır. Oradan bir günde Kırkkilise'ye, sonrada İstanbul'a, Topçular'da Kaya Sultan'a vardım.
- 93Kılburun (Kinburn / Ukrayna)(1657)
Medresenin kapısının üzerindekita rihte medresenin, tarihinde Mehmet-Giray Han zamanında Kılburun beyinin kızı İnci Hatun tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bu tarihte binanın (825 senesi Cemaziyelahir ayında Şeyh Ali El-Bakıri) tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Kefe kapısının yanında El-Hacı Mehmet Camınin kapısı üzerindeki tarihte camın (Şadi Giray Han zamanında senesi Recep ayında) yapıldığı yazılı olup uzun bir tarihi var. Çarşıya yakın El-Hacı Ömer mescidi: senesi, zilha'da ayında Buharalı Hacı Ömer tarafından yaptırılmış. Sözün kısası eğer bu eski şehirde olan sayısız han, cami, hamam, mescit, tekke, medrese ve diğer eserlerin tarih lerini yazmış olsam bir kitap olur. Osırada Hıten, Çin ve Maçin'den büyük bir tüccar onkatır deve yükü misk ve amber ile cami önünden geçerken camın, kervan sahibine sorar: «Ey kervan ve kafile başı, nereden gelip, nereye gi dersiniz, develerinizdeki yükleriniz nedir?.» Kervan sahibi tenezzül edip bu soruya cevap vermez. Sonra Osmanlıya gidip 1087'de Malta'da Kandiye fethinde bulunup yurt sahibini bulasın.» diye birçok birçok sözler söyleyip hayır dualar etti. «Kefe halkına Hak'tanirdi rahmet Ki oldı fethinin tarihi sefkat.» sene 880. Yirmi parça gemi ile Azak denizini muhafaza ettiği için Kefe gümrüğünden onkese yıllık alması kanundur; Adahun sancağı; bu sancak beyide Çuçko boğazını, Yeleşke boğazını, Azakde nizi boğazını, Koban nehri boğazını, Temerek kalesi boğazını onparça ge mi ile muhafaza etmek şartiyle bu da Kefe gümrüğünden onkese yıllık alır; Azak kalesi sancağı; bununda Azak balığı dalyanlarından yirmi kese geliri var; Kefe sancağı, paşaların taht merkezleridir amata rihinden beri Kefe vezirlerinin taht merkezleri Azak kalesi olup, Azak beyliği kaldırılmış ve Kefe kalesi şehri gibi büyük bir kaymakamlık ol muştur. İkinci Selim Han zamanında Özdemir oğlu-Osman Paşa tarihinde Şirvan ve Şumaki'ye Çerkezistan içlerinden giderken buraların beyle rini Kefe eyaletine bağlar ve rehinler alır.
- 94Maçin (Măcin / Romanya)(1657)
Osmanlı ülkesinde nekad ar nakışlı merm eryap ılarvarsamerm erleri hep İznik'de işlendiğinden, şeh rinbir adıda Çin-iMaçinRum 'dur. Buolay tarihinde olmuş, «E vvelaOs. SonraYıldmmzam anındaTim urlenkbuşehri yagmaveharab etm iştir ki, h alaErtu ^ ultürbesi bilekad ar saglam ve tambir türbe değildir.
- 95Preveze (Preveza / Yunanistan)(1657)
Bütün donanma gemileri ile Muton, Kuron, Ballıbadra, inebahtı, Ayamavra ve Preveze fırkateleride denizden gitmek üzere hazır oldular. Ali Paşa bana, İstanbul'a Devlet kapısına gidecek fetihnameler ile kale anahtarlarını, ayrıca Arnavutluk içinden gideceğimiz yollar üzerin deki beş sancak beyine ve bütün kale neferlerinin yarısı ile bütün kuman danların elleri altında bulunan yeniçeri, topçu, cebeci ve kul oğlanlarından ne kadar varsa elli beratlı padişah kulu geçinenleri, her sancakta ne kadar ırgat, marangoz, usta, kireççi ve taşçı varsa sancak paşaları ve ka dıları ile Manya vilayetine gelip, Kelefa kalesini yeniden inşa etmek için bulunmalarına dair fermanlar ve mektuplar götürmek üzere bana verdi. Çarşı içindeki camiden başka camileri ve mahalle mescidleride var. Bir aded medrese ve üç aded sıbyan mektebi, ikiaded tekkesi, ikiaded içaçıcı hamamı, tüccar hanı, dört aded esnaf dükkanı olup bedestanı yok. Süleyman Han kanunu üzere beyinin Padi şah tarafından hassı 300.000 yük akçedir. Nakibüleşrafı, Şeyhülislamı, şehir naibi, Sipah kethüda yeri, Yeniçeri serdan ve kale dizdarı ile kale neferleri, Subaşısı, Şehir kethüdası, Mimar Ağası, Muhtesib Ağası, Meydan ağası, Haraç ağası, on iki aded Kale ağalan, Mutemed başı ve Liman ağası var. Liman tarafındaki kale duvarları alçak tırlar. Cemaati ençok olanı Eski hi sardaki liman yanında bulunan Sultan Beyazıd Veli'nin Fethiye Camiidir. Durak Bcy'in sarayı yakınında bulunan bu camii tamir ettirip bakımını yaptırdığından Durak Paşa camii derler. Yine Yukarı hisarda cephaneliğe bitişik Beyazıd Veli Han Camii.
- 96Silistre (Silistre / Bulgaristan)(1657)
Daha bunun gibi birçok alaylı ifadelerle, süslü yerici mektuplar gelince SİLİSTRE'DEN İSTANBUL'A DÖNÜŞÜMÜZ Önce Silistre'den büyük alay ile çıkarkenoşehir halkı ağlamaklı olarak veda edip, onların hayır dualarmı alarak (Namazgah) konak yerine geldik. Sonra Rebiülahirinin ikinci günü İstanbul'a vardık. padişahın fermanı ile OsmanlI askeri Üsküdar sahrasında çadır ve ağırlıklarla durup Anadolu vilayetlerinde ne kadar asker varsa toplandı. Erzurum eyaletiyle Gürcistan, Ahıska, Kars, Trabzon ve Van askerlerine Gürcü Mustafa serdar olup, onlarda deniz gibi asker ile Murtaza Paşa ile birleşmeğe geliyor ydi. Atları süı.'atli olanların nicesi, yönlerini Üsküdar'da Köprülü Mehmed Paşanın otağına çevirip, atlarını çekip, soluk aldıktan sonra, nasıl bozulup, kırıldıklarını anlattıkları ve vezirlerin kaçtıklarım Köprülü'ye bildirdikleri vakit Koca Köprülü tedbirli davranıp «Bu haber yayılma sın» diye gelenleri hapsettirdi isede yerin kulağı var derler, onun için ertesi günü «Haşan Paşanın Murtaza Paşa ile Gürcü Mustafa Paşayı sekenyedibin ve sarıca ile Üsküdar'a geliyormuş.» diye bir dedikodu Üskü dar'daki asker deryası içinde çalkalandı!. Köprü lü kayıklarıda yasak etti, ö gün Ahmed Paşa efendimize ve Boynu - Eğri Mehmed Paşaya fermanlar gönderildi.
- 97Yanya (Ioannina / Yunanistan)(1657)
SÜSLÜ REŞİD LİMANI: Reşid denilmesinin sebebi, tufandan sonra Mısır'da Nuh'un oğlu Ham'moğlu Bayzar'ın evladı oldu. Camın içinde sütun ve üzerlerinde taklar ve kubbe var. Attarlar içinde Tek Nehime, Ketenciler içinde Abdullah camii, Ulucami yakınında Hace camii, iskele başında Emir Ahmet ağa camii var. Altı, mahzen ve dükkanlardır, mermer sütun üzerinde tavandır, iki kapısı üzerinde, Inne aynel ulaalel faal Hatemil cudmin sema bil cemal Kultu tarih-ınşa alel Cemal Cami leminellatif muhkemen bilcemali Sene yazılıdır. CAMİÜZZEMİN: sütun üzerine, nakışlı tavanlı, üç kapılı bir camidir. medrese çocuk mektebi, sebilhane, dükkan, bezestan (birinde kumaş, birinde mücevherat satılır), kahvehane, atdeğir meni, boyahane, yağ değirmeni, pirinç Dingi, mahzen, dolaplarla Nil'den çekilir. Bir at yemi arpa dört mangır, bir erdeb pirinç paraya, bir kantar şeker on kuruşadır. Yiyip içeceklerinin meşhurlan, şekeri, bağın çeşitli meyveleri, cemmizi, inciri, şeftah. si, limonu, turuncu, Rab'ı meşhurdur. Bu şehrin batısında balyozlar sarayı dibinden Abdülkadir Ceylani tekkesine kadar uzunluğu 11500 germe adımdır. BU ŞEHRİN İÇİNDEVEDIŞINDA GÖMÜLÜ OLAN EVLİYAYI anlatır Önce şehrin ortasında Afitabi, Nihai, Kameri, Zendegani Şeyh Seyyid Ali Mahallavi ve ona yakın Şeyh Mansur, ikiside cami içinde gömülüdür, sonra Şeyh Seyyid Abdullah Sanit, ona yakın Şeyh Mehmed Berri, mahalle içinde şeyh Seyid Ahmet Toka, Ahmed Mağribi, Seyyid Osman Burhani, Şeyh Seyyid Sadullah, Şeyh Mehmed isendevili.
- 98Özü Kalesi (Ochakiv / Ukrayna)(1657)
Sonra nehir kıyısını takib ederek, kıbleye gidip, üç saatte (Baba Ahmed kalesi) ne geldik. Devlete ait bütün cephaneleri adil paşa Helvine kalesi cephaneliğine gönderdi. Sonra Kilis kalesi ci varında (Permurya) vilayeti halkından müslüman kapu kethüdaları ve üç aded kapudanlan onkese ve üzüm, incir, kahve ve yirmi aded müslüman esirleri getirip «Frenk elinden kurtardık» diye bağlılıklarını bildirdiler. beşkese, yirmi pasta ve saya çuha ve üçbin Venedik altını hediye getirip, bizim Şebenikya kınında Rinçse kalesinden aldığımız Şarik, Bağ, beyi ve öteki yedi aded ismi bilinen kapudanlan babaları ile geri istediler. Buradan kıble yönünde dereli, tepeli ve tehlikeli yerleri altı saatte aşıp (Solin) kalesine geldik. Sonunda düşman, «Bu kaleyi Türk alırsa Kilis kalesinin yolunu kesip, zarar verir» diye temelinden yıkmış ydi. Murad voyvoda, Hüsrev bey ve sekiz bey daha, onbin askerle düşmana yetişip, Allah'ın emriyle Rimpapa askerini hemen kırıp, geri kalanlarınıdata denize varıncaya kadar kovup, Solin şehrini düşman elinden kurtar dıktan başka Kilis kalesindeki, bu yüzden kuşatılıp, dokuzyüzkırküçta rihinde Hüsrev Paşa eli ile önce İç hisarı zabtolunup, Murad bey hakim olmuştu. Önce Melek Ahmed Paşa efendimizle geldiğimiz vakit bu Kilis kalesinin yanma varılmadı. Ardım sıra yüz kuruş ve beş donluk şaya çuha verip, oradan yine batıya giderken, Kilis deresi kenarında değirmenleri geçip, ispelet kalesinin göründüğünü görünce Baba Ahmed-zade Baba İsmail'i gönderdim. ISPELET KALESİ GENERALİ İLE BULUŞMA Ertesi gün, eski ayinleri üzere bir kapudan zade gelerek, beni gene ral yanına davet etti.
- 99Foça (Foča / Bosna Hersek)(1658)
Foça şehri içinde Pethotne nehri ile birleşir. Bu Pethotne, Prizrin - Dokakin sancağı hududunda, Arnavutluk içinde bulunan Plav kalesi dağlarından çıkar, Istan Ulah yakınından geçip Foça'da Drin nehrine karışır. Drin nehri ile ikisi, Foça şehrinden aşağı Osti Koloniye kasabasına uğrar. Ta Titil kalesine varınca onkonak yerolup, buralarda Tuna'yanehir falan karışmaz. Tuııa'nm sagmda ve solunda altmışaltı kadar büyük nehir karışır, inşaallah, yerleri geldikte, her biri rasgeldikleri kale ve şehirleriyle, doğuş ve kayboluş yerleri genişçe anlatılır.
- 100Mostar (Mostar / Bosna Hersek)(1658)
kendisi de karadan gidip önce Mora adası ağzında (Gördöros) kalesini, Mostara kalesini ve daha birçok kaleleri fethedip, Menekşe, Termeş ve Arhoz, İnebolu kaleleri kalıp, onları sonra kaptan-ıderya Kasım Paşa, Süleyman Han'ın emriyle fethetmış. Kale içinde yetmiş adet kiremit örtülü asker evleri, buğdayanbarları, Fatih camii, cephanesi ve mahzenleri var. Halki top, küpeli top, süklün top, sürülü top, nakışlı top, burmalı top enteresan olanlanndandır. CİHANGİR padişahI KARŞILAMAK İÇİN KALEDE YAPILAN ŞENLİK Saadetlu padişah, musahipleriyle, bu kale yakınında çadırını kurup, saadetle yerleşince Allah'ın büyüklüğü, bu Anadolu ve karşı Rumeli kale lerinden birbirleriyle savaşır şekilde yerden, duvarlardan ve burçlardano kadar toplar atıldı ki, yer ve gök siyah barut dumanları ile doldu. Bu sırada barut dumanı havaya dağılıyor ve iki kale, sanki; gece karanlığında gün aydınlığına çıkar gibi olunca, iki kalenin bütün kule ve hisarları, bedenleri flandıra, sancak ve bayraklarla süsleyip, bütün kale neferleri surları üzerinde gülbang-ı Muhammedi ile «Allah Allah» sesini duyurdular. Şenlik için beş, altı top yeter, diye Hünkarı şenlikten vazgeçirip, dizdarlara, topçu - başılara ve kethüdalara, toplam yirmidört ağaya hil'atlar giydirildi. Camilerinin en mükemmeli (Sultan Fatih camii) Kurşunlu olup, çarşı içinde olduğundan cemaati bol ve manevi havası zengindir. Yine çarşı içinde (Yeni cami): Kapısı üzerindeki tarihi «Secdegah-ı müslimin ve mü'minin oldu tamam.» Sene (M. Akdenizin duvarı yeni yapı Kale-i Sultaniye: din gayreti ve hamiyeti ile Allah rızası için malını harcayarak bu yerde bir kale inşasına başlattı. Bu Sultaniye'ye nazire olmak üzere Rumelita rafınada, Sultan Dördüncü Mehmed Handahi, İskender şeddine benze yen sağlam bir kale yaptırıp, adınada (Hakaniye) denmış.
- 101Niş (Niş / Sırbistan)(1658)
Yedno — bir, Diva — iki, tri — üç, Çetri — dört, Pente — beş, Şest — altı, Sedim — yedi, Osem — sekiz, Dut — dokuz, Dest — on, Kirve — ekmek, Voda — su, Meşe — et, Sir — peynir, Kopole — soğan, Loka — sarımsak, Yaniya — kuzu, Oce — dişi koyun, Ovat — erkek koyun, Koprive — ısırgan dikeni, Korde — kılıç, Prada — sakal, Moşet — köprü, Hodvomu — gelberi, Eşfek — mum, Artakur idiş — nereden gelirsin, Kamu idiş — nereye gidersin, Nimatkobi pove — yok vallahi, Donesi unutimi koduva — getir yoksa öldürürüm kahpe, Daymeni — bana ver, Petnopod — bir kere, Davdim — göreyim, Yelisakmene — yumuşak mıdır, Miliyomtiye — seni severim, tavkoni pove — Allah için. Bu harab Diriniş şehrinden kalkıp, bir gecede karakollar teşkil ederek,,(Zereb deresi) denilen yere geldik. Kilis Sancağı hududlarında olup, dörtyüz aded taş ve kayağan örtülü kagir evleri, bir mükellef camii, mescidleri, bir hanı, bir küçük hamamı ve on aded dükkanları var. Oradan ertesi günü sabahleyin İspelet gene ralinin dahi onkese kuruş ve yirmi pasta elvan çuha ve on topdiba ve birçok san'atlı gümüş eşya şamdanlar hediyelerle evvelce ispelet altında esir edilen yirmi Müslüman geldi. Bir daha sizin yaktığınız ve yıkarak harab bıraktığınız Marina, Rinçse ve Kaman kalelerine isa ve Meryem hakkı için asker koymam ve tamir etmem.» Bir yük sektepe üzerinde taştan yapılmış güzel bir kale olup, binellibeş senesinden beri düşman elinde kalmış. Ye mekten sonra hoşgeldiniz yerine kırk pare balyemez top atılıp, etraftaki kayalar parça parça olarak döküldü. «Haşa, biz bu serhadde sulha aykırı işedip, sizin harab ettiğiniz ka lelere asker koyarak, imar edelim. Bakbeş aydan beri bu kadar bin asker ile ilimizi, vilayetimizi harab ettiğinizden başka hala defterimizde yazılıdır ki, altı aydan beri kırküçbin adamımız esir olmuş.» Yemek ten sonra, Osmanlı usulü üzere ellerimizi yıkayıp, her birimiz birer bardak kokulu şarap ve şerbetler içip, oradan yine alayımızla dışarı konağımıza gidip, kale ve varoşunu nezaket üzere seyre başladık.
- 102Saraybosna (Saraybosna / Bosna Hersek)(1658)
Kale ile Sava ve Tuna kenarındaki evler kenarlariyle adımlayıp, hesap edilse, belki (20.000) gelir. Şehir içinde (98.000) reaya ve beraya yaşar, diğerleri asker, ayan ve bilgin takımıdır. Aşağı kale, Yukarı kale, Ağa, Kazanalar, Çukur çeşme, Yeni han, aşevi, Zeyneddin Ağa, Debbağhane, Bayram bey, Inehan bey, Çıksalm, Mahkeme, İbrahim Çelebi, Taşlık, Çinili hamam, Çelebi, Hacı Sadık, Çavuş, İdris bey, Bit pazarı, Ferhad Paşa, Hacı Nezir, Güneş Ağa, Hacı Salih Ağa Camii, Namazgah, Emir Haşan, At pazarı, Hacı Piri camii, Kaskı, Anbarlar, Orta mezarlık, Tirbala, Hacı Halil Camii, Abdülcabbar, Fakir Hacı Ali, Ovacık, Cin Ali mahalleleri. Emin, Mahkeme, Müftü Efendi ve Hacızadeler sarayları bildiklerimizdir. Ahmet Ağa camii, Zeyneddin Ağa camii, yukarıda Bayram Bey camii, Inehan Bey camii, Turgud Bey camii, Habil Efendi camii, Çık Solın camii, Hacı İbrahim camii, İbrahim Çelebi camii, Hacı Sadık camii, Kadri Beşe camii, Mustafa Çavuş camii, idris Bey camii, Bit pazar camii, Ferhad Beşe camii, Hacı Nezir camii, Haşan Ağa camii, Hacı Salih camii, Namazgah camii, Emir Haşan Ağa camii, Hacı Piri camii, Kuşku Bey camii, Türbe camii. Hacı Halil camii, Debbağhane camii, Abdülcebbar Efendi camii, Fakir Hacı Ali camii, Avva camii, Kapıcı camii, Çin Ali camii, İmaret camii, aşağı çarşıda, kalabalık yerde olduğundan cemaati boldur; gerçi kargir kubbeli değildir amadört köşe yüksek kubbeleri, dehlizi, yan sofaları hep kurşun örtülüdür. Sokullu kervansarayı: Yüzaltmış altlı, üstlü kagir bina, ocaklı, develikli, ahırlı, avluları kale gibi, demir kapılı bir kervansaraydır ki: her gece kapıcı ve bekçileri, davul çalarak kapısını kapatırlar. Aşağı kalede (Süleyman Han kervansarayı): Bu da kurşunlu ve de mir kapılıdır. Reayası, şayak, kırmızı, beyaz aba ve bosnak kalpağı giyerler. Yedlo: 1, Diva: 2, tri: 3, çetri: 4, pente: 5, şeş: 6, sedim: 7, osem: 8, dut: 9, dest: 10, kırva: ekmek, voda: su, mesye: et, siz: peynir, kapulo: soğan, lok: sarmısak, yaniya: kuzu, oce: dişi koyun, ovan: koç, adribenuse: vur korkma, penz: bakır akçeleridir.
- 103Selanik (Selanik / Yunanistan)(1658)
Selanik'de Kelemerye, Eğri hududunda Segedin, Sigetvar'da Türbe kalesi, Özi hududunda Bender kalesi, Edirne'de bir tatlısu yolu ve Edirne yakınında Cisri Mustafa Paşa kasabasında bir cami, bir aşevi ve birde han yaptırmışlardır. ANADOLU TARAFINDAKİ HAYIR MÜESSESELER yaptırdıkları iki minareli büyük bir cami, bir medrese, güzel bir mescid, bir semahane, bir aşevi, bir zi yafet evi. Kudüs-ü Şerif kalesi, Ahratallah mescidi ve Kudüs'teki çeşmeler üzerine yapılan büyük kale, Sultan Süleyman Han'ın eserleridir. Cennete benzeyen Bağdad şehrini aldıkları zaman, Hazret-i Numan bin Sabit'in (imam-ı Azam hazretleri) mezarı üzerine bir türbe, bir cami, bir aşevi ve birde ziyafet evi yaptırdılar Şeyh Abdüikadir-i Ceylanı Hazı. etleri'nin türbesi üzerinede yüksek bir kubbe, bir cami, bir tekke ve bir aşevi yaptırdıkları gibi, vakıflarını yenilediler, ayrıca yeni vakıflarda tesis ettiler, HAREMEYN-İ MUHTEREMYN (MEKKE VE MEDİNE) DE OLAN HAYIRLI VE SEVAPLI ESERLERİ Hala Osmanlı Devletinin surresi olan yetmiş ikibin altın, surı. eemini ile Mekke ve Medine'ye her sene gönderilir. Sultan Süley man Haniki fersah ara ile dörtsu kaynağını ilave ederek, Arafat'anehir gibisu akıtarak büyük havuzlar yaptırdı. «Ircii ila Rabbike» emrine uyarak öbür dünyaya göçünce, mübarek naşını camii olacak bu yeşillik yere gömerek üzerine bu gönül açıcı camii yaptırdılar ki, yer yüzünde benzeri olmayan ve kıymeti ölçülemeyen bir camidir.
- 104Travnik (Travnik / Bosna Hersek)(1658)
(Travnik) kalesine ve oradan sekiz saatte (Vitiz kasabası)'na, oradan saatte yine kıbleye giderek (Ekşisu) köyüne, oradan sekiz saatte (Baleş köyü)'ııe, oradan Saray nehrini geçip (Saray) şehri ve kalesine geldik. Kalesi Dern nehri kenarında, yumurta gibi, bir yumru topraklı, yüksek bir dağ üzerinde, beşkenar şeklinde, taşyapı bir kaleciktir. Yediyüz hane, bir ferah camii, onbin kadar at, deve, katır olan kale gibi büyük bir hanı, güzel bir hamamı, çeşmeleri ve üçyüz aded dükkanı var. Bu şehir içinden akan Dem nehri üzerinde büyük bir köprü var ki on bir gözolup, her bir kemeri kehkeşandan örnektir. Bunun altında yıldırım gibi geçen nehir Hersek sancağının Hamriye ve Dağnur yaylağından gelip, koca şehrin içinden geçtiği gibi Neyhutna nehri ile birleşir. Neyhutna nehride Arnavutluk vilayetinde Yalav kalesi dağlarından gelip Koca şehri dibinde Dern nehrine karışır. İkisi bir likte Ustukolonya kasabasına, oradan Vişigrad'a uğrayıp tzvomik kale sinden geçip Dahe kalesi önünde Sava'ya karışır. Bu nehir bir gere tutan ile taşıp köprünün bir gözünü yıkmış ve vakıf tarafından yetmişyedibin kuruş harcanıp tamir olmuş.
- 105Tuzla (Tuzla / Bosna Hersek)(1658)
Ozü nehri bunlardan küçüğü, Tuzla nehride ondan küçüğüdür. İçinde bulunanMüs lüman gazilerden ancak iki yüzkişi kalır, gerisi top güllelerinden şehit olurlar. Tambir ay Hanya lim anında kalıp, bütünmal ve eşyaları, bütün küheylan atları, nurgibi temiz kızları, mahbub oğlanları gemiden dışarı çıka rıpHanya kalesinde satarlar. B ütünAnadolu veRum eli eyaletlerind eki kapıcıbaşılar ve asker sürücü vezirler gidip İslam askeri toplam aya başlandı. Fetvayışerif sureti: «Evvelce bir vilay et İslam ülkesi olup, zamanla oralarıkuffaristila ederek camiler, m escidler, m edreseler, mi nare, mah filler vediğer yerleri sapık ayinliküffarile dolsa ve çe şitli kötü işlerle yol kesip, hacıların ve tüccarın geçeceği yolları tutarak yağmaetseler, Din-iMuhammediye, İslam iyete zarar verseler, her tarafa kötülüklerini yaysalar, Müslüm anların padişahı İslam ham iyeti gereğince adı geçendiyarı yere batası kafirlerin elinden alıp, İslam alemine katm aya kaadir olurmü? kştlıüdsı ve başçavuş, başkum andanmuhzırı, hepsi otuz altı odayen içeri — kimevcudu isim ve resm iyle onbin kişi ydi — onoda topçu, onoda cebeci — ki bu ikiside beşbin kadardı — hazırlandılar. Bir taraftanRum elimutasarrıfı paşa, kapı askeri ile eyaletinde olan yirmidört sancakbeyi dahi askeriyle, bütün timar ve zeam et sahibi yirmiiki bin seksen kadar asker, cebelileri vediğer yamakları ile yirmiyedi bin olupBoğazhisar'agelm eyemem ur oldular. Anadolu'dan damutasarrıf ve zir paşa ile on dört sancağında olan leriyle yirmibin kadar asker toplanıpBoğazh isar'agelm ek için emir aldılar. Kap tanpaşa, Şam, Halep, Diyarbakır, Maraş, Adana, Karam an, Sivas, Trabzon eyaletleri bütün paşa askeri, timar ve zeam et sahipleri kanun gereği cebelileri ile yetm işbin asker olup, hepsi gem ile riyleBoğazhisar'agelm ek için emir aldılar.
- 106Üsküp (Üsküp / Kuzey Makedonya)(1658)
Kaçanik, başkaca kaza olup, yiizelli akçe payesiyle şehrin kuracusu üsküplü Veysi efendi ogluna devamlı ihsan olmuş. Buradan kalkıp üsküp yolu üzerinde (Kırklar makamı) m ziyaret edip oradan (üsküp kalesi) ne geldik. Üsküp kalesi: Burası Yıldırım Bayezid devrinde, Gazi Evranos Bey eliyle fethedilmiş ve sonra Yıldırım Bayezid Han bu ferahlı yerinsu ve havasından hoşlanıp, bazen devlet merkezi Edirne'de, bazen bu üsküp şehrinde kışlayıp etraf ülkelerde bol, bol fetihler yapardı. çünkü Selanik, Bosna ve Belgrad'da gümrük alınır, üsküp bu şehirlerinta ortasında kaldığından bui'adada gümrük alınsa kervanların hali zorolur. Üsküp şehrinin yeri ve şekli: Vardar nehrinin sağında ve solunda geniş, yeşil, bostanlı bir yerde olup, nehirin batışında ve kale olduğu yerde binlerce kagir imaretin bulunduğu büyük bir yerdir. Kale önünde (Koca Mustafa camii) nin tarihi: [890 (fi seneti tis'in ve semanmie)]dir. Bu akarsu yine Kaçanik daglarmdan toplanıp üsküp altında Vardar'a karışır, billur gibi bir hayat suyudur. Vardar ise Arnavutluk'tan Malgın, Prizren şehirleri daglanndan top- İanıp bu Üsküp altından geçerek iner. Şairleri: Bayezid Veli şairlerinden Haki ve Erzi elebi üsküplü olup, kuvvetli şiirlere sahiptir. Bacdar ve şehir kethüdasının en azından yetmişyedibin dönüm bağlaı-1 ve bir kadarda vakıf bağlanvadi.
- 107Dubrovnik (Ragusa / Hırvatistan)(1659)
Camii, han ve hamamı ve birkaç dükkanı var. Bosna eyaletinin bir ucu burada, bir ucuda dere dağlarında, bir tarafı Podgoriçse ve Kelemse, bir semti Dubrovnik'te, bir ucu Bron kalesinde, bir ucu Popuşka ve Peyromorya, bir tarafı Çemik sancağında Mabir ile komşudur. Zara tarafında olan Karka sancağı kaleleri: Porulak, Baba Ahmet, Radorye, 0 mu§, Sin, Kilis - Bu kale düşman elindedir - Tromiz, Espilet — bu da düşman elindedir — Kaman, Verlife, - bu kaleler Kilis topragı sayılıyor — Kinin, Karka 'sancagı merkezidir - Nadin. Kanun üzere cebelileri ve beyinin askeriyle (4000) askeri. lur. Eski mahalle, Yukan malıalle ve Aşağı mahalle bildiklerimdir. Kagir yapı ve kiremit örtülü, tek ve katli ikibin kadar güzel evleri; arşı İçinde Hiidavendigar evkafı ve Eski cami adıyla bir cami, medrese, tekkeler ve mektepler, mahkeme yakınında bir hamamı var.
- 108Filibe (Filibe / Bulgaristan)(1659)
Benvar kuvveti pazuya verip İhtiman ve Pazarcığı geçerek Filibe'ye, oradan Edir ne'ye ve Burgaz'a ve oradan daogün, o gece seğirderek Medine-i tayyibe-i Kostantiniyye'ye, yani İstanbul beldesine girdim. Buradan yirmi günde sağı ve solu yağma ederek Zara kalesi altına varıp, kale dışındaki büyük bir tabyasına aman vermeyip feth ettik.» Sonra yedi günde onbin seçkin salt asker alıp Mora'ya ve Doduşka vilayetlerini yağma ve talan ettiğimizde ben fakirde birlikte idim.» Elhasıl yediyüzaltmış parça küçük ve büyük yüksek palanga kuleleridir ki, bu kuleler ülkelerinin sınır larında biribirinden birer top konak yeri uzaklıkta sağlam kulelerdir. Sabahleyin ev sahibi Ferhat Paşa, oğlu Mehmet Bey'e, kethüdasına, hazinedarına, sekban ve sarıca işkenceleri edip sonunda (Ömer) adlı bir küçük köleyede işkence edilince: Hemenogece ev sahibi hapisten kaçıp doğru Köprülü kethüdası Gürcü kethüdaya varıp, kerpeden ile kopan etlerini ve parmağında kamış yü rüttüklerini birer, birer Köprülü'ye gösterir. on iki günde padişahın emri ile bir kapıcıbaşı gelip Paşa hazinedarı ile anahtarcı köle Ömer'i ve tavandan inen küçük Ömer'i, Mehmet Bey'in kethüdasını, ev sahibi kethüdası Ahmed'i, burgucu ve testerecileri aldı, götürdü.
- 109Kamingrad (Knin / Hırvatistan)(1659)
Bu nehirde Bosna serhadlerinde, Her sek sancağı dağlarından Çimerne dağından Zaborden, Oluk dağlarından toplanıp Foça şehri içinde Tihotne nehri ile bir olup Usto koluna, Bosna Vişgradi, Sereprençe, Valivaye kasabalariyle diğer birçok kasaba ve köylere uğrayıp, oradan izomik kalesiyle Belne şehri önünden akarak, Derina nehri bu Sava'ya karışıp, deniz gibi olarak Böğürdelen kalesinden geçip, Belgrad'ın aşağı kalesi burnunda Sultan Süleyman kalesini döğerek, büyük nehir Tuna'ya karışarak birleşirler. Hacı Veli Camii, Küçük Hacı Veli Camii, Süleyman Han Camii, Süleyman Han hamamı, bir iş yeri, bir baruthane, bir para basılan darphane ve Süleyman Han'ın büyük kalesi bu aşağı kalededir. Buradada Süleyman Han Camii var ki mavi kurşun ile örtülü nurlu bir cami olup yüksek, nazik bir minaresi var, sanki sihirli hilaldir. Hatta, camın ustası Mimar Sinan, bu görülmeğe değer minare hakkında buyurmuşlar ki: «Alman diyarında Engürüs (Macar) tahtı olan Belgrad'da bu minare ile ustalığımı gösterdim.» Bu minare önümüzdeki narin kale hendeği içinde, Sokullu Pir Mehmed Paşa'nın bir hayat suyu çeşmesi var ki, tarihi şudur: «Gel beyim, içmek dilersen dünyada, ab-ıhayat 1006.» Bu kapı önünde hendek üzerinde ağaçtan bir asma köprü var ki; her gece makara ile çekilip, kale kapısının önünesi per ederler. Bu kalenin hendeği çok geniş ve derin olup, içkale içinde, bir kat içkale daha var. bütün gemiler kale dibinde, o dar yerde kısılıp kalınca, bütün müslüman gaziler gemiler üzerinde dalkılıç yürüyüp, önce kılıç ile aşağı kaleyi fethedip, dört hafta sonra yukarı kalede kılıç ile fethedilip, Süley man Han'ın, bütün müslüman gazilere takke ile altın dağıttığı muhak kaktır. Önce, bu Semendire beyinin padişah tarafından hassı 540.260 akçedir.
- 110Klis (Klis / Hırvatistan)(1659)
Kilis Sancağı hududlarında olup, dörtyüz aded taş ve kayağan örtülü kagir evleri, bir mükellef camii, mescidleri, bir hanı, bir küçük hamamı ve on aded dükkanları var. Sonra Kilis kalesi ci varında (Permurya) vilayeti halkından müslüman kapu kethüdaları ve üç aded kapudanlan onkese ve üzüm, incir, kahve ve yirmi aded müslüman esirleri getirip «Frenk elinden kurtardık» diye bağlılıklarını bildirdiler. Tedbirli paşa bu yemin ve ahd üzerine barışnameler ve ahidnameler yazıp, Dilaver Ağayı Kilis generaline beride tspelet generaline gönder meyi emretti. Sonunda düşman, «Bu kaleyi Türk alırsa Kilis kalesinin yolunu kesip, zarar verir» diye temelinden yıkmış ydi. Murad voyvoda, Hüsrev bey ve sekiz bey daha, onbin askerle düşmana yetişip, Allah'ın emriyle Rimpapa askerini hemen kırıp, geri kalanlarınıdata denize varıncaya kadar kovup, Solin şehrini düşman elinden kurtar dıktan başka Kilis kalesindeki, bu yüzden kuşatılıp, dokuzyüzkırküçta rihinde Hüsrev Paşa eli ile önce İç hisarı zabtolunup, Murad bey hakim olmuştu. Buradan kalkarak, altı saatte (Kilis) kalesine vardık. Önce Melek Ahmed Paşa efendimizle geldiğimiz vakit bu Kilis kalesinin yanma varılmadı. Ama şimdi aşağı varoşuna, beni ve Dilaver ağayı misafir edip, Kilis gene rali bizlere kalede bir ziyafet verdi. Kilisenin büyük bir çanı vardı ki, bize nisbet olsun diye birçok kere çaldılar. Ardım sıra yüz kuruş ve beş donluk şaya çuha verip, oradan yine batıya giderken, Kilis deresi kenarında değirmenleri geçip, ispelet kalesinin göründüğünü görünce Baba Ahmed-zade Baba İsmail'i gönderdim.
- 111Knin (Knin / Hırvatistan)(1659)
Hatta bir kere Nemce imparatorunun kardeşi (Maksimilyan) kırkbin asker ile gelip, Yenihisar yakınlarındaki Köbe nehri üzerinde sağlam, geniş, büyük tahta köprü yaparak karşı tarafta ki Haşan Paşa üzerine yürümekte iken hemen adı geçen Paşa bütün Bosna serhad gazileri ile el ve gönül birliği ederek, bir ağızdan «Allah, Allah» diyerek Erdel'in bazı bey-zadeleriyle Nemçe imparatorunun kardeşi (Kaltapan) adlı yiğitleri savaş sırasında ölünce düşman bu acıklı halini göre rekçil yavrusu gibi dağıldı ve İslam askeri zafere ulaştı. Bu fetih binyı lında olup, taburu yağma edilerek, hesapsız sarı altın ile cilalanmış toplar ve haddinden fazla esir alındı. Ama yine bu serhad ihtiyarlarının naklettiklerine göre bu çengin peşinden Haşan Paşa kazandığı zaferle gururlanarak hemen Bosna askeriyle yeni kale altından kalkarak Yenihisar civarında Köbe nehri üzerindeki köprüden karşıya geçip, düşmanın Siska kalesini kuşa tır. Yedi sekiz gün dövdükten sonra Haşan Paşa'nın üzerine yetmişbin seçme düşman askeri saldırır.' Aman vermeyerek mağlup askerlerimiz dağlara kaçarak Köbe nehri üzerindeki köprüye gelmiş isede, köprü başına varmak askerin izdihamından dolayı mümkün olmaz. Düşman aske rin ardından top ve tüfek atarak, erganon ve trampete borularını çala rak geldiklerinde asker köprüye sığışmayıp hemen kendilerini Köbe nehrine atıp Hersek sancağı beyi Sultanzade — ki Vezir-iazam Ahmed Paşa'nın oğlu ve Rüstem Bey'in kızının oğlu ydi — o an boğulur; onun ar dından düşen Haşan Paşada bütün askeriyle birlikte boğulurlar. Daha önce Yenihisar kalesini bırakıp kaçarken boğulan kafirleri kovan Rume li beyler beyisi Mustafa Paşa ile Yenihisar beyi Rüstem Paşa tarafından fethödilmış ki; bütün Bosna eyaleti askerleriyle bu Siska kalesini on gün dövüp, on birinei gün kale aman ile fethedilmış. Kapudanı, neferleri, bir camii ve pazarı var Zağrab sahrası adlı kazada bağı, bahçesi ve çeşitli büyüklükte manastırları çoktur. Hatta senesinde düşman kırkaltıbin asker ile Yenihisar'ı kuşatıp, tam üç ay döver. Sonra Siska ve Zağrab'açok sayıda asker döküp, aman ve zaman vermeden iki kaleyide bir hafta içinde fethetti. Süleyman Han vezirlerinden Bosna veziri Mustafa Paşa'dır ki burayin Zerin hırvatı elinden alıp kapudanlık yapmış.
- 112Sofya (Sofya / Bulgaristan)(1659)
. Oradan Priştine, Kaçanik ve Üsküb'ügeçip (Sofya) şehrine geldik. Dediğinde, ben: — Sultanım, kapudan bu kadar sene azap çekip bir deri ve bir kemik sahibi kimse olup, güçsüz kaldığından, ılgara dayanamadığından Sofya şehrine gelince yap, yapgelm. küzere kaldı. Buradan yirmi günde sağı ve solu yağma ederek Zara kalesi altına varıp, kale dışındaki büyük bir tabyasına aman vermeyip feth ettik.» Sonra yedi günde onbin seçkin salt asker alıp Mora'ya ve Doduşka vilayetlerini yağma ve talan ettiğimizde ben fakirde birlikte idim.» Elhasıl yediyüzaltmış parça küçük ve büyük yüksek palanga kuleleridir ki, bu kuleler ülkelerinin sınır larında biribirinden birer top konak yeri uzaklıkta sağlam kulelerdir. Sabahleyin ev sahibi Ferhat Paşa, oğlu Mehmet Bey'e, kethüdasına, hazinedarına, sekban ve sarıca işkenceleri edip sonunda (Ömer) adlı bir küçük köleyede işkence edilince: Hemenogece ev sahibi hapisten kaçıp doğru Köprülü kethüdası Gürcü kethüdaya varıp, kerpeden ile kopan etlerini ve parmağında kamış yü rüttüklerini birer, birer Köprülü'ye gösterir. on iki günde padişahın emri ile bir kapıcıbaşı gelip Paşa hazinedarı ile anahtarcı köle Ömer'i ve tavandan inen küçük Ömer'i, Mehmet Bey'in kethüdasını, ev sahibi kethüdası Ahmed'i, burgucu ve testerecileri aldı, götürdü.
- 113Varna (Varna / Bulgaristan)(1659)
Zaten Varna şehri içinde Rumlardan başka kimse kalmamış, herkes, kıymetli mallarını alarak dağlara çekilmişlerdi. ama yine Varna Rumları içinde bir feryat, bir inilti koptu ki, işitenlerin ciğeri kara kan olurdu!. Öyle serseri gezerken, Varna kalesinden ve limanda yatan şaykalardan kazağa öyle toplar atıldı ki, top darbeleri ile niceleri helak olup, bir kısımlarıda dağlara kaçtılar. Bu şekilde Varna şehrini, uğursuz Rus elinden kurtarıp, yediyüz Kazak'ın beşyüzü esir, yüzü kelle, paça, yüzüde ağalara ihsan olundu. Osaat paşa efendimiz bütün esirler ve ga nimetleri, düşman tabii, dankiyo ve terampetleri ile alıp, Varna şehrine büyük bir alayla girince; kaleden ve limanda demirlemiş olan, bizim şayka ge milerden ve İslam askerindenokadar toplar atıldı ki, Varna şehri siyah barut içinde kaldı. Anlaşılan o ki bunlar Kavarna iskelesi taraflarım yağmalamağa gidip, bu Varna'da ki durumu işitince var kuvveti pazuya vererek yardıma gelirlermiş. Çünkü bu mel'un lar Kavarna kalesi altında savaş edip, içlerinde yaralı, bereli düşmanlar olup, savaşmağa mecalleri olmadığından, reisleride öldüğünden kaleler fethedilip büyük şenlikler yapıldı; Ve küffa.'in bayrakları başaşağı edildi. Paşanın yerinde bırakılması için, kılıç ve kaf tan ile Mir Mehmed Ağa, hatt-ışerif getirerek Varna altına geldi. Fetheylediğin uğursuz Rus'un otuzaltı şaykasını Varna, Karaharman, Tulca, Akkerman, Kili, Uzun Haşan - Paşa, Kılburun kalelerinin tamirine sarfedesin!» Bunun üzerine, paşa Bismillah ile Varna kalesinin tamirine başladı.
- 114Verne (Hırvatistan)(1659)
Buradan kalkıp, (Kinin kalesi) ne ve oradan Verne sahrasında (Verne) kalesine geldik. Bu Verne kaleside Süleyman Han zamanında Gazi Hüsrev Paşa tarafından fethedilmiş olup, Kerka sancağı idaresinde ydi. Allah'ın takdiriyle senesi baharında İstanbul'dan Köprülü Mehmed Paşa ağalarından Ali Ağa adında bir süvari ulak gelip, padişah emri ve hatt-ışerif getirdi. Eski günlerde büyük atalarımdan kalma miras ve mülküm olan Kilis adlı kale düşman elinde kaldığından anın yolunu, ispelet kalesi bellerini, Şebenik kalesi yollarında olan dağlık ve ormanlıkları, top ve arabalar ile geçerek yollan temiz leyip ve tamir edip, köy, kasaba ve kalelerde zahireler yığasın vesselam.» Bosna eyaletinde bulunan bakımlı yetmiş, seksen adet kalenin askerinin yarısı ve paşanın kırk adet sekban ve sarıca bayraklarıyla onbin gönüllü, onbin kömürcüyanla, kira beygirleri sahipleriyle ve üçbin aded çerahor ve baltacılar ile tamamı elliüçbin asker olup, zahireleri, yükleri ve cephanelerle toplar hazır oldular. Bütün asker durunca Tekeli Paşada asker arkasında dura ve herkesten sonra göçe. Sabahleyin Atlıbey-zade çiftliğinden kalkıp, yine Helvine sahrasının batısında evvelce temizlediğimiz Porlak dağı adlı taşlık dağdan şahi topları ve iki adet kolamborne darbezenleri binbir güçlükle aşırıp, sekiz saatte büyük Çetine nehri üzerindeki Baba Ahmed köprüsünü geçip, Çetine nehri kenarında konakladık. Sonra Verba menzilinden kalkıp üçbin Çerahor, reaya konakçı ile ileri gidip, top yollarında, meşelik dar ve geçilmesi güç olan yerleri balta ile vurup, yakarak taşları parça parça edip top ettiler.
- 115Vişegrad (Višegrad / Bosna Hersek)(1659)
Hisar içinde yetmiş kadar tahta örtülü evleri, Süleyman Han'ın bir küçük camii, kıtlık anbarları, yedi adet sağlam kuleleri var. Başkaca han, hamam, çarşı ve pazarları yok. Bu kale Süleyman Han ile Mohaç'da savaş eden Lagoş kralın hazine sinin bulunduğu yeridi. Daha sonra Sü leyman Han, Nemçe ile dost olup, İskender tacını Nemçe cesanna hediye ederek Began ve Zirinoğullarının elinden yüzlerce kale alır. Vezirin fermam ile bütün asker karşı. tarafa geçip rahat uykuya daldığı sırada Tuna nehri üzerinden bir top ve tüfek sesi işitildi. anlaşılan o ki düşman parça silahlı fırkatelerle gece karanlığında nehirden gelip, Tuna kenarındaki İslam askerinin çadırlarını toplayıp, birçok at ve adam yaralayarak geri kaçarkensu akıntısının tersine gitmek kolay ol madığından bütün düşmanlar küreğe asıldıkları halde bir adım dahi gide mezler. Sabahleyin sadrazam Letre kalesine, Hüseyin paşaların ikisi ve Kaptan Paşada Love kalesi üzerine gitmek üzere iken (1663) Safer ayının 29.
- 116Zara (Hırvatistan)(1659)
Su, ekmek isteyecek ve kendine zararlı olacak du rumları anlayacak kadar Arapçada bilmek lazımdır. Seyyahlara ençok lazım olacak Arapça kelimeleri verelim: Vahid: 1, isneyn: 2, selase: 3, Erba'a: 4, hamse: 5, sitte: 6, Seb'a: 7, semaniye: 8, tis'a: 9, aşere: 10, ahadü aşere: 11, isna aşere: 12, Hubuz: ekmek, ma: su, batih: karpuz, asel: bal, tin: incir, tebn: saman, ruman: nar, tuffah: elma, ades: mercimek, basal: soğan, nahl: hurma ağacı, şecer: ağaç, temr: hurma, ntb: yaş hurma, beyza: yumurta, deccac: tavuk, ganem: koyun, bakar: öküz, cemel: deve, feres: at, hımar: eşek, bağl: katır, zi'b: kurt, kelb, köpek, hınzır: domuz, milh: tuz, fülfül: biber, debz: pekmez, hatab: odun, nar: ateş, berd: soğuk, temmuz: sıcak, teal: gel, ruh: git, iclis: otur, uk'u d: kalk, semek: balık, cebel: dağ, mekalid: kilit, iftah: aç, el-babe: kapıyı, ya veledi: eyoğul, galku'l-babe: kapıyı kapat, isterü'l-babe: kapıyı kapat, ta'alya ahi ürkübü'l-feres: gel kardeş bu ata bin, ya sittita'alte'kül yaktin: ay kadıncığım! gel kabakye, baklatü'l-hümeka: ahmak otu (se mizotu), eşa bedke?: ne istersin?, inkalebu'l-hamru hala: şarap sirkeye döndü, eyyu se'elü'l-haberu: yani haber sordu, eyya vecedtuhu ceyyiden: benonu yeni buldum, vecedtuhu bahilen: onu cimri buldum, sare vaktu hasadun: ekin vakti geldin, üzziltü anhu'ş-şikaye: ondan şikayetçi değilim, iza kesire mdehu'l-lebüni: kaçan katında sütçok ola, i'tikaatü innehu kerimun: inandım, muhakkakocömert tir, reva ölçdü, kale: söyledi, haşiye: korktu, ganiye: zengin oldu, verese: miras yedi, edreke: anladı, yeşa'u: sandı, vehebe: bağışladı, ekame: durdu, tavafe: tavaf etti, müte: öldü, safere: sefer etti, kahare: kahır etti, te'addiye: kötülük etti, eyyu: yani, hıre: kedi, seba'a: arslan, Allahu yerda anke: Allah şenden razı olsun, Arap lisanı sonsuz bir denizdir. Sonra Humus ve oradan saatlik men zilde Hama'dır. İnşallah, 1059'da Gürcü yenilip bin lerce Müslüman denizde boğulmaz, Üsküdarda yanmaktan kurtu lur. Anadolu eyalet lerinin başı-bozuk, zararlı kimselerine bolca para verip, etrafına yirmibin bulaşık, hilekar ve hain kimseleri topladı. Allah'ın büyüklüğü, ben Üsküdar'a vardığımda dağ, taş, ova, sahra, bağ ve bahçeler insande nizi olup dalgalanmakta ydi.
- 117Belgrad (Belgrad / Sırbistan)(1660)
Ebu'l-Feth Sultan Mehmet Han Gazi, Hersekoğlu Ahmet Paşa eliyle Bosna toprakları kalelerini fet hedip, sonra Izvornik kalesinide kılıç ile almış ve -yönünü bu Belgrad kalesi üzerine çevirip, erzak gemilerinin yolunu keserek Belgrad'da kıtlık başlamıştır. Hemen Gazı Ebu'l-Feth Belgrad kalesine aman ve zaman vermeyip, kırk gün ve gece dövüp, sonunda şiddetli kışdahi geldiğinden, Belgrad kalesini bırakıp, üzüntü ile Edirne'ye dönmüş. Yerine, oğlu Bayezid Han padişah olunca, Belgrad tarafına bakmayıp, daima ömrünü Mora, Kili, Akkerman kaleleri ile uğraşmakla geçirmış. Yedi günden sonra, Sultan Süleyman seksenyedibin asker ile Belgrad'ı kuşattı. Bunun üzerine, gurup, gurup asker Belgrad'a girerek, Sırplıların kimini kırarak, kimini kovarak Ramazan'ın ın 26'ncı perşembe gününde Belgrad'm fethini tamamlamıştır. Sonra Sava nehri üzerine köprüler kurulup İslam askeri Sirem, Ösek, Pojga, Volp, Orsaklovs, Peçuy ve Budin diyarına varıncaya kadar, akıncı kavmiyle Engürüs (Macar) vilayetlerini harab edip Belgrad şehrini ganimet malları ile doldurdular. Belgrad kalesi «Belgrad» sözü Sırpça bakımlı, süslü, sağlam yapılı kale demektir. Bu nehirde Bosna serhadlerinde, Her sek sancağı dağlarından Çimerne dağından Zaborden, Oluk dağlarından toplanıp Foça şehri içinde Tihotne nehri ile bir olup Usto koluna, Bosna Vişgradi, Sereprençe, Valivaye kasabalariyle diğer birçok kasaba ve köylere uğrayıp, oradan izomik kalesiyle Belne şehri önünden akarak, Derina nehri bu Sava'ya karışıp, deniz gibi olarak Böğürdelen kalesinden geçip, Belgrad'ın aşağı kalesi burnunda Sultan Süleyman kalesini döğerek, büyük nehir Tuna'ya karışarak birleşirler. Hacı Veli Camii, Küçük Hacı Veli Camii, Süleyman Han Camii, Süleyman Han hamamı, bir iş yeri, bir baruthane, bir para basılan darphane ve Süleyman Han'ın büyük kalesi bu aşağı kalededir. Hatta, camın ustası Mimar Sinan, bu görülmeğe değer minare hakkında buyurmuşlar ki: «Alman diyarında Engürüs (Macar) tahtı olan Belgrad'da bu minare ile ustalığımı gösterdim.»
- 118Semendire (Smederevo / Sırbistan)(1660)
Semendire kalesi haline gelinceozaman bizimle barış halinde bulunan Venedikliler «Eyhoca! Sonra Fatih Mehmet Han, Bosna sınırlarındada kırk parça kale fethedipde, Vene dik seneye seferin kendi üzerlerine olduğunu anlayarak, Zara kalesini çetin bir savaş için hazırladılar. Hatta yediyüz gemi ile İspanya bu kaleyi kuşatma hayaline kapı lıp, kale altına gelerek karaya asker çıkarıp toplar ile döverek almak ister. Kale çevresinde bulunan bütün Hırvat ve Islavonlar İspanyalıları elealıp, Zara kalesine bir top bile atmadan yüzelli yiğidi kırıp esir ederler. Bu kale altına vardığımızda, bütün deniz gibi asker islama gösteriş yapmak için kalenin bütün tabya ve duvarlarının üzerlerini haçlarla süs leyip, binlerce kafiri kale duvarı üzerine pürsilah sıralayıp, korkusuzca, İslam askerinin çadırlarını seyredip, hisar içinden küçük bir şahi topu ateşleyerek «safa geldiniz» dediler. Bu kale altına Melek Ahmed Paşa efendimizle yetmişbin asker ve ikiyüzbin binek hayvanı ile varıp, kaleden bir top konak yeri uzaklıkta taşlı bir yerde konaklanıldı. Hemen kendi lüzumsuz hareketlerini terkedip, sağ ve ganimet sahibi olarak şarampollardan çıkınca düşman müslüman gazilerin kaçmakta olduklarını sanıp, peşlerinden Zara sahrasına çıkarak domuz sürüsü gibi askerle dövüşmeye baş-!. açlıkları vakit, daha önce Fotsiçse'den geriye dönen gaziler arkalarını çevirince düşman iki asker arasında kaldı.
- 119Zemun (Zemun / Sırbistan)(1660)
Birde bu Belgrad'dır ki, bütün beldeler arasında bunun adına «Tuna Belgradı» derler; Semendire sancağı beyinin merkezidir. Bu nehirde Bosna serhadlerinde, Her sek sancağı dağlarından Çimerne dağından Zaborden, Oluk dağlarından toplanıp Foça şehri içinde Tihotne nehri ile bir olup Usto koluna, Bosna Vişgradi, Sereprençe, Valivaye kasabalariyle diğer birçok kasaba ve köylere uğrayıp, oradan izomik kalesiyle Belne şehri önünden akarak, Derina nehri bu Sava'ya karışıp, deniz gibi olarak Böğürdelen kalesinden geçip, Belgrad'ın aşağı kalesi burnunda Sultan Süleyman kalesini döğerek, büyük nehir Tuna'ya karışarak birleşirler. Hacı Veli Camii, Küçük Hacı Veli Camii, Süleyman Han Camii, Süleyman Han hamamı, bir iş yeri, bir baruthane, bir para basılan darphane ve Süleyman Han'ın büyük kalesi bu aşağı kalededir. Buradada Süleyman Han Camii var ki mavi kurşun ile örtülü nurlu bir cami olup yüksek, nazik bir minaresi var, sanki sihirli hilaldir. Hatta, camın ustası Mimar Sinan, bu görülmeğe değer minare hakkında buyurmuşlar ki: «Alman diyarında Engürüs (Macar) tahtı olan Belgrad'da bu minare ile ustalığımı gösterdim.» Bu minare önümüzdeki narin kale hendeği içinde, Sokullu Pir Mehmed Paşa'nın bir hayat suyu çeşmesi var ki, tarihi şudur: «Gel beyim, içmek dilersen dünyada, ab-ıhayat 1006.» Bu kapı önünde hendek üzerinde ağaçtan bir asma köprü var ki; her gece makara ile çekilip, kale kapısının önünesi per ederler. bütün gemiler kale dibinde, o dar yerde kısılıp kalınca, bütün müslüman gaziler gemiler üzerinde dalkılıç yürüyüp, önce kılıç ile aşağı kaleyi fethedip, dört hafta sonra yukarı kalede kılıç ile fethedilip, Süley man Han'ın, bütün müslüman gazilere takke ile altın dağıttığı muhak kaktır. Önce, bu Semendire beyinin padişah tarafından hassı 540.260 akçedir.
- 120Budin (Budapeşte / Macaristan)(1663)
Osmaniı kanunu üzere İslam askeri cebe ve cevşene bürünüp, Budin sahrasının Kile ovası denilen yerde küme küme bütün beylerbeyileri, vezirler, vükela ve Divan erbabı ile giderken Budin ahalisinin küçük ve büyüğü serdar-ı muazzamı karşılamaya çıkarak Budin'in (on yedibi kulu dahi pürsilah katkat selama durup, (Yüzyetmiş adet namlı ağaları sadrazamın üzengisine yüz sürüp, diğer neferler adab ve üzere durdular.) (Budin), (Gürz İlyas), (Baruthane) kaleleri görününce kaleler önce peygamberin sancağına ve sadrazama Gürzilyas'dan başlıyarakokadar top ve tüfek şenlikleri ettiler ki, yer ve gök siyah duman içinde kaldı. Süleyman Han, Belgrad kalesini alınca Macarlar bütün güçleriy le Budin kalesini daha sağlam ve kuvvetli hale getirdiler. senesinde Süleyman Han üçüncü seferinde, Mohaç ovasında Macar kralı Layoş'u yenilgiye uğratınca Serdar-ıekrem İbrahim Paşada hemen Kurban bayramının üçüncü günü Budin kalesine sarıldı. Kalenin teslim alınması ve hazinenin korunması için onbin asker gönderdi Ertesi gün büyük bir merasimle Budin'e girdiğinde gördü ki, bir kale ki gözler görmüş değil. Diye feryat mektupları padişaha vardığında anlaşılan o ki Süleyman Han Budin tarafları savaşına çıkalı iki ay olmuş. Sabahleyin Nemse Çasarı olan kral Ferdinand görür ki, kaleye yardıma gelen arabalar Budin etrafını tutmuş, kalenin burç ve baroları üzerine bayrak ve sancaklar dizilmiş, Türk askerleri ile kale bedenleri süslenmiş! Semendire beyi Yahya Paşa oğlu Mehmet Bey, Bosna beyi Hüsrev Bey ve sad razam askerleriyle Rumeli askerinden kırkbin seçkin asker Budin altında toplanır. Hersekliler ve Hır vatistan beyleri, yediyüzbin asker ve tam yediyüz balyemez topla Budin önüne geldiler. Metrisler kazarak Budin'eokadar top güllesi vurdular ki; sanki gökten lanet yağmuru yağardı!.
- 121Estergon (Esztergom / Macaristan)(1663)
Estergon kalesini fethedip, Uyvar toprağında olan yediyüz parça köyleri itaat et tirmek için bu kaleyi yaptırıp, adına Ciğerdelen demiştir. Ciğerdelen palangasının yeri ve şekilleri: Tuna nehrinin batısında, Estergon kalesinin karşısında, Uyvar kalesi toprağında bir düz sahrada dört köşe çetin ve sağlam, çit palanga, rıhtım dolma, bir kaledir. Sonunda düşman taburdan kaçamayıp, o sırada Estergon kendilerinde olduğundan Tuna üzerindeki köprüden Estergon'ageçip kaç mışlardı. Dördüncü Mehmed devrinde yine Estergon ve bu Ciğerdelen kaleleri ganimet olur. (N'ola, şimdi kalkıp gideriz.) diye Estergon'dan dizdarına sadrazam fermanını gönderdi. Karşı tarafta sadrazamı basmağa Nemçe çesarının fermanı ile Zirinoğlu, Beğanoğlu, Kiyanoğlu, Madaşoğlu, Şovaroğlu, imparatorun ve zirleri makamında olan dük Monte Kukuli, Rodolfuş adlı sergerdeler tam seksenbin asker toplayıp, Estergon altında pusuda imişler. Ondan sonra vezir-iazam, Budin ve Estergon ve Tuna kapudanlarının kırk elli parça fırkatelerine azepleri doldurup, üzerlerine karadan kapudan Mustafa Paşayı köprü muhafazasına memur etti. Akşam üzeri İbrahim Paşaya Estergon'dan üçyüz adet yarar kılavuz yiğitler gelip, evvelce alman vezir fermanı üzere efendimiz karakola gitmeye memur oldu. Ciğerdelen sahrasının Uyvar tarafında Murad ovası üzerinde Lan dağının Velak bayırları bağına bir saat varıp, Estergon kılavuzlarının dedikleri yerde bütün Niğbolu askeri ve İbrahim Paşa askeriyle varıp, yarım saat ileride dört tarafına işbilir ağalar ile Estergon gazilerini tayin eyledi. Istolni-Belgrad, Estergon ve Budin kalelerimizi alarak memnun olalım, kalkın gidelim.)
- 122Mohaç (Mohaç / Macaristan)(1663)
Hisar içinde elli kadar tahta örtülü nefer evleri, kiremit örtülü Süleyman Han camii, iki adet buğdayanbarı, cephane hazineleri, iki adet kapısı var. Bu kapının önünde hendek üzerinde köprü başında bir lonca köşkü var. Ancak paşa sarayı, bir han, bir camii var ki, kiremit örtülüdür. Bu yüzden biz, Süleyman Han'ın silahtarlığından emekli Müteferrika (Kuru Ali Ağa) ki, bu cenkte padişahın yanında ydi. Sadrazam Kraşiçe gölü kenarında Rumeli askeriyle ve onbin tüfenkendaz yeniçeri ile yüzelli adet darbzen şahi topları ile alay bağlayıp, hazır dururken Anadolu, Sivas, Karaman, Adana, Maraş, Haleb ve Şamas keri dahi Süleyman Han önünde hazır dururlardı. Süleyman Handahi bu tepe üzerinde duaedip, bütün gaziler amin derken düşmanın haçlı peykeleri görünür. Düşman tarafından kara şapkalı asker yavaş yavaşta Mohaç sahrasının ortasına gelince bütün gaziler tarafından kırkiki koldan düşman üzerine saldırı başladı, bir ağızdan (Allah Allah) diye her tarafa girişirler. Sad razam kolundan bir yaylımdan yirmibin tüfek ile ikişer kurşun yaylım top, düşman üzerine lanet yağmuru gibi yağınca Rumeli, Anadolu, Sirem ve Semendire askerleri, açkurt koyuna salar gibi düşman üzerine safldırırlar. Düşman bu üzücü hali görünce bakar ki, padişah tarafından Şam, Haleb, Maraş askerleri hareketsiz duruyorlar, ağırlık yanındada dağlar gibi asker var. Bu sırada kral başıdır diye gelen bir başı asker, İslam ordusu içinde bir mızrak üzerinde gezdirirler.
- 123Varadin (Varadin / Romanya)(1663)
Varat kalesini fethedince bu da aman ile fethedilip İslam toprakları olmuş. Varat Paşasının padişah hassından voyvodalığı ve nahiye merkezi yapılmış. Varat Paşası Sinan Paşa'nın adamları bizi görünce merak edip «acaba bunlar kimlerdir?» diye birbirlerine sormaya başlayıp bildiler ki bir alay çeteci gazileri: Oradanda kalkıp yine kuzey tarafında geniş bir ova içinde etrafı harab ederek altı saat gidip (Samoş Oyvar) kalesine geldik.
- 124Kanije (Nagykanizsa / Macaristan)(1664)
Kanije kalesini yaktı hemen sertapa Kale itmamına tarih denildi hamid Kanije kalesini yaptı Mehmed Paşa (sene 1071) Bu taraftan göl aşırı kaleye top yetişir ama aralarındade-?18 nizgibi asker var. Ama Kanijekalesi tarafında ve mesela yay çilesi olacak yerde kale duvarı yok. Bu yay çilesi dediğimiz yerin duvar arkalarına, düşman siperlenip, Kanijekalesini döve döve berbad etmesin diye topraklık ka lesinin Kanije'yekarşı tarafında hisar duvarı yapmamışlardır. Her taraf bağlı, bahçeli gezinti yerleridir ama Zirin, Began, Nadaj oğulları bu sene Kanije'yi döverken bu bahçeleride harab etmişler. Böyle zamanlarda bütün Kanije ahalisi, kale etrafındaki buzlan kırıp kaleyi muhafaza ederler. Yapıcısı nije'yialmak isteyince Mura nehri karşı tarafında bizim Kanije toprağında, üçsaat yerde bu kaleyi sulha aykırı olarak yapmış. «Ey ağalar, güzel söylersiniz ama düşmanın ilini, vilayetini yağma ederken Kanije'nin dillinde bu kale düşman elinde dururken bizne tarafa gitsek düşman bu kaleden çıkup, bizim vilayetlerimizi harab eder.» «tnşaallah bu kaleyi peygamberimizin mucizeleri berekatiyle fethedüp, Kanije gazilerinin söylediği gibi kaleyi lağımlarla yıkıp, sonra bu ihtiyarların sözü üzere Rabe (Rabb) nehri taraflarını ve Niğmetoyvarta raflarını Tata, Papa, Vesprin, Yanık kalelerini yağma ederek Budin ka lesine çıkalım. Sadrazam, Kanije gazilerine birçok harplere girmiş Kurşuncu-oğlu, Bunak-oğlu, Müftü-Zade, Vaizi-Zade gibi kimseleri huzuruna çağırıp, (Bu Yenikale sizin hududunuzdadır.
- 125Adana (Adana)(1665)
Yunanlılardan Adana, Sis, Misis, Kara-Gürgez ve Tarsus'u fethetti. Üçüncü tabaka Şuran hakimi, bin asker var. Sekizinci tabaka Hakkari hakimi, bin payededir, bin süvari var. Bunlardan başka Erzurum'da, Diyarbakır, Van, Musul, Şehri Zor'da ve Bağdat eyaletinde tam ocak beyleri var. Hemen Koca Ertuğrul askeri ile hücum edip, Tatarlara öyle bir Ertuğrul satırı vurdu ki, bütün Tatarın eğrisini doğru ede. AL-İ BENİ BAHRİYYE: nefer hükümdardır. Selim sultan fethedince (Hadimül Haremeynüş şerifeyn), Süleyman han Engerus'u fethedince (Sahibkıranı Zaeman), yine Süleyman han (M. Çünkü balyemez top Saraybumunda, top Kız kulesinde topeski Tophanede ki, şimdi Galatada Kireç kapısı derler, orada ydi. Saraybumu tarafından korkulan olmayıp, bu imdada gelen parça gemi (Fener kapısı) denilen yere gelince müthiş bir top şenliği yaptılar. karşı tarafta Fatih'in karadan indirdiği parça fırkateleri ile Şah Kulu Reis, ejder ininden çıkar gibi çıkıp avanta kanalya deyip, düşman ge misini fethedip yaka paça (tersane bahçesi) ne getirdiler.
- 126Alaiye (Alanya)(1665)
Ama hakikat Ma navgat hudududur ve Alaiye sancağıdır. SARISU NEHRİ: Alaiye yaylalanndan gelir. BÜYÜK MANAVGAT NEHRİ: Alaiye ve Seydişehir dağlanndan doğar. MANAVGAT KASABASI: Alaiye sancağında subaşılıktır. CERCİSLİ KÖYÜ: Manavgat nahiyesinde evli, bir camili bir Müslüman köyü imiş. Eyimdi bize layık olan sizi buradan selametle Alaiye'ye düşürmektir» diyerek, (yeme ğin hayırlısı hazır olandır) diye yemek getirdiler. KARPUZLU NEHRİ: Nehrin kenarında yaralı ölükişi yatmakta.
- 127Antakya (Hatay)(1665)
Antakya Kalesi: Cenab-ı Hak bu yeryüzünü Ademoğulları ile süsleyeli binlerce sene geçmiş, birçok büyük ve eski kaleler yapılmış. Sonra Cudi şehri, sonra Mısır'da Haşan yöresinde Ariş şehri, Belbis, Alimim, el-Vahat, Asvan, Sudan, Menutiye ve sonrada Antakya şehirleri kurulmuş. Antakya'nın kuruluşu tstanbul'dan öncedir. Antalya kalesinin duvarlarının ve kulelerinin yüksekliğini baş. Antakya'nın evliya ziyaret yerleri: Kulların şerefi, zahidlerin hazinesi, keramet dairesinin merkezi, vilayet yuvarlağının kutbu, ashabın öncüsü, sevgililerin direği, sırların saklayıcısı, doğruların öncüsü Hazret-i Habib-i Neccar, Hazret-i Yahya ve İsa'ya yetişmişler di. Habib Neccar'm menkıbeleri: Antakya'nın kurucularından Biatü'l - Gassan adlı melikin bir oğlu vardı. Allah'ın takdiriyle, eceli ile ölüp Antakya şehrinde gömülmüş. Ve çocukokadar hayır ve adaletle hareket etti ki, Antakya'da birçok ibadethane ve hayır yerleri yap tırdı. Antakya kalesini bu şekilde görüp seyrettim. Antakya'ya bağlıdır, incir ağaçları çok boldur.
- 128Gülnar (Mersin)(1665)
Şanlı paşa efendimize sevgi mektupları yazılıp, onkatar deve, pirinç, kuru üzüm, abbasi armudu kurusu, gülnar, iki küheylan kara çabuk at, dört adet alaca cayar at, iki Gürcü genci hediye ve rildi. Yedi camii, han ve hamamları, çarşı ve pazarı var. Dışarıdaki şehir yedi binev, yetmiş cami ile süslüdür. Bu adam Türkmen soyundan ölüp, Antakya altında frenklere yenildikten sonra İsfahan'a kaçarken, senesinde burada ölmüş. Üçcamii, han ve hamamı ve küçük çarşısı var. ile ri gelenleri: Özdemiroğlu Osman Paşa Camii, Timurhan oğlu Ferruh Şah Camii. Camii, han ve hamamı ve küçük çarşısı var. Yüz seksen evli, bir camili, pirinç yetiştiren, bahçeli, tekkeli, han ve hamamlı, çarşı ve pazarlı, bağlı-bostanh bir kasabadır. Revan şehrinin kuruluşu: tarihinde Emir Timur'un itibarlı adamlarındanHoaHan Lahicani isimli tüccar buranın toprakına ayak basar. Sonra tarihinde tran Çahı Şah Ismail, orada bir kale yapılmasını Reva
- 129Karaman (Karaman)(1665)
Renkli mermerler Karaman, Şam ve Kıbrıs adasından; binlerce somaki, bal renkli, zeytin rengi, san ve mermer rengi yüksek sütunlar Atina yakınındaki seyir yerlerinden ve çoğuda Marmara ada sından getirilmış. Hatta Hazret-i Peygam berin dünyaya gelişinden yıl önce Büyük İskender zamanında, Yunanlılar Kıptilerin elinden Mısır'ıalıp Ayasofya'ya vakfetmişlerdir. Ayasofya, önce Roma İmparatorlarından en önce Hristiyanlığı kabul eden Büyük Kostantin tarafından Miladi yılında tahtadan yapılmış- Adı, bir hristiyan büyüğünün adına değil, Allah'ın takdiriylene nisbetle «Hikmet-i Mukaddese» anlamına gelen «Ayasofya» olarak konmuş. Fakat Miladi yılının Ocak ayının 13'ün cü gününden yirmisine kadar devam eden bir yangındata mamen yanmış. Bu kubbelerden başka, Ayasofya'mndört tarafında üç tabaka halinde kemer bulunuyor. İzidor'un yeğeni olan tzidor tarafından şimdiki kubbe yapılmış, tzidor, kubbeyi herbiri kadem yüksekliğinde granitten, sütun üzerine yumurta şeklinde yapmıştı. Bu tabakanın üstüne alttakilerden küçük olmak üzere her bir tarafa 6'şar sütun konulmuş. Bu direklerin oluşu, yıldız burcuna işaret eder. Camın uzunluğu 75, genişliği 70, kubbenin yerden yüksekliği met redir. Camın doğudan batıya olan uzunluğu çünkü ve eni ziradır.
- 130Mersin (Mersin)(1665)
Tuna balıklarından morina, mersin, sazan ve lum balıkları ünlüdür. öyle ki bahar mevsimi gelip Tura neh rinde buz kalmayıp Alman topraklarından beri evvelce yazdığımız ırmakların balıkları Karadeniz'in çeşitli yerlerinde yumurtlayıp yav rulamak ve Don suyunda eğerkökü yemek için Tuna ile akıp Karadeniz'e geçmek üzere gelirler, bu Silistre önündeki dalyana gelince görürler ki nehir kapatılmış. Bu mo rina ve mersin balıkları, Tuna ile Azak nehrine mahsus balıklardır. ama mersin balığının arkasına yapışmış tutkalı çoktur. ama bu morina ve mersin balıkları balık avlamayıp eğerkökü, kamışkökü ve onlara benzer bazı yosun ve otları yerler. çünkü Tuna kenarında olan kırk-elli kadar kale adamları ve Kili, Akkerman, Özü'nünkale neferleri, bu Tuna emi ninden ücretlerini almalıdırlar.
- 131Mut (Mersin)(1665)
S onraHüsrev paşa ve tekrarTavaşiSüleym anpaşa, Davutpaşa, Ali paşaDukak inMahmutpaşa, İsk ender paşa, Had ımAliPaşa (Mezarlık taKadıBekkaryak ın ındagöm ülüdür. M ahmutpaşayıRum elimeydan ındakicamiyan ındaalayilegid er kenkurşunilevurupşeh itetm işlerd ir. Camitam am landığıva kitMahmutpaşa rüyasındasu ltanHasan 'ıgörüp, SultanHaşan (Benim cem aatiminiçin aldın? Ahm etpaşa, v ezirMustafa paşa, v ezirCafer paşa, Mustafa paşa, Kara-Hüsey inpaşa (SultanMustafavezirid ir), B ostancıbaşıVezirMeh metpaşa, vezir İbrah impaşa, vezirMustafa paşa, vezirBay ramPaşa (D ördüncüMuratveziri), V ezirTab anıyassıMehm etpaşa, M usaPaşa, Halil paşa, Ahmet paşa, D eliHüsey inpaşa, Mak sutpaşa (Sultanİb rahim zamanı), E yüpPaşa, Haydar-zadeMehm etpaşa (dördüncüSultanMeh metzam anı, ilk tahta çıkışta), Mostorlı - Mustafa paşa, Emir-Mehmet Paşa, Tarhuncu - Ahmet paşa (Arn avutasıllı ydi), Hadım - Abdurrahman paşa (Rum asıllı ydi), Haseki - Mehm etpaşa, Fira rı - M ustafaPaşa, Şehsuvar-zadeGaziPaşa (Enguruyak ın ındakale çenginde yetişm iş, babası Çerkeş ydi), GürcüMustafa paşa, Defte rdarİb rah impaşa (Anadolu'da Divriği adlı diyarda, Nilkenannda, Kad emünneb idebir camivebir ok çulartekkesi, bir zaviye nam azgah, Mutfakvard ır. Nih ay et İŞBUÜMMÜDÜNYA (DÜNYAANASI) ASRINKIYMETLİSİ MIS IR 'DA, SELİMHANFETHİNDENBERİŞERİATHAKİMİ OLANMOLLALARIBEYANEDER Önce ins ve cinne fetvasah ibiolan, bilg inlersu ltanı, iki ciHan ın Peygamberin inşer'ivarisi, y animüftiyüssak aleyn, harem eynişerifeyn şeriatı hadimi, hazre tiKem al paşazadeAhmet efendi, Şafii kadısıUzun Kem aleddin, Hanefi kadısı, Trab lu sluNureddinbinAlibinYasin, Maliki kadısı İb rahimbinömerüddemiri oğluYahya, Hanbeli kadısıNeccarüşşamioğluŞah ab eddinAhmet. BunlarıSelimHanMısır'a şeriathakimi edip senesindeOsm anlıdiy arınagitti. Davutpaşa zam anında azlolundu) Piri efendi, Mevla İlyas oğluMehm et, Celal oğluSalih efendi, Ahmet oğluAbdülk adir oğluMehm et, Abdü lkerim efendi, Abdülaziz oğ luAbdülk adir efendi, Abdülbakı efendi, Mehmet efendi, Abdullah efen diEşşeh irPerv iz, Had ımAli paşa zam anındaEbu lhasan oğluHaşan efendi, sene daArapzade efendi (suda boğuldu), sene daAli efen di oğluAbdurrahman, da SofiAli paşadaMehm et efendiMeşhurŞah Hurrem, te azloldu. ŞehitMahmutpaşa zam anındaHam idiAli efen di, Ş eyhAbdülk adir efendi, Sinan paşadaBed redd inMahmutefendi, M alulzadeMehm et efendi, İlyas oğluŞeyhMehm et efendi, Nazır zadeRa mazan efendi, m eşhurİn ayetu llahefendi oğluAhmet efendiNişancı, teKaraÇelebizadeElm ev laHüsey in efendi (989 da azloldu)' H adımHa şanpaşa zaman ındaSin anÇelebi zadeAli efendi (971 de azil) vezir İbrahim paşa zaman ındaSin an zadeŞeyhülislamMehm et efendi (994 teazil) Üveys paşakarışık lığ ındaAbdülgani efendi, sene veBahaeddnefendi oğluAbdülh ak efendi, sene veRuhullahülEnsari oğlu MollaAhm et, (sene daazil), H afızAhmetPaşa zadeMehm etibni Kem alBeyzade (senede azil) K anzadeFey zullah efendi (100. de azil), Elm evlaMarufzadeMehmet (sene 1002), Mehm etpaşa oğlu Osman efendi (sene 1002), Kınalı zadeHaşan efendi (1004 teazil), Kudret paşa zam anındaElmukaddemMehm et efendi oğluElm evlaAhmet efen di, (Sene 1005), Ruhullahülen sari oğluElm evlaAhm et, S eyyidMehm et paşakarışık lığ ındaAbdülraufefendi, Kın alıHaşan efendi zade (sene maleddin efendi ve tekrarYahyaefendivetekrarYahya efendi (Sene met efendi oğluSin an efendi oğluOsm an efendi (sene 1001), KaraÇe lebi zademeşhurHüsey in efendi oğluMehmet'efendi, (1012 de azil), Az mizadeMustafa efendi (senede azil) b irinci defa veHad ımMeh metpaşa zaman ındaAbdülgani oğluMehmet efendi (
- 132Mısır (Mısır)(1665)
MISIR ŞEHRİ İÇİNDEKİ KUYULARI, ACI ÇEŞMELERİ SAKİYE VE HAVUZLARI anlatır Bayram paşa Mısır Valisi iken bütün Mısır'ıyazdı. Mısır şehri içinde böyle havuzlu sakiyeler var. Ve Mısır şehrinde umumi cadde var. Mısır'da Nil kesimi olduktan sonra Mısır'ın içinde ve dışında kırk yerden Nilakıp bütün kanallardan sakalarsuta şırlar. Bir deve yüküsu bir Mısır parasına, bir keçi tulumusu ikiman gıra olur. Bütün Mısır halkı yıldız ilmini ve sihir ilmini bunlardan öğrendiler. MISIR'IN İÇİNDEN AKAN VE BÜTÜN CANLILARI VE ŞEHRİ SULAYAN KANALLARI anlatır Bütün dünyada temmuz ayında sular çekilir, fakat Mısır'da temmu zun kıpti senesi başında tut denilen günde Nil taşıp gün sonra Üm mülkiyas'da Nil arşın mile beraber olunca bütün Mısır büyükleri, devlet erkanı Gavri Sakiyesi dibinde Ebul Menca denilen bir göz köprü başında toplanıp, dua ederler ve kıpti meliklerinden Mukavkis'in yaptırdı ğı Halici kapayan toprağı kaldırırlar. Mısır halkı zevk ve safa eder, balık avlarlar ve Mısır'ın bütün dilberleri can ve cananlan, mahbup civanları, hiçutan madan peştemalsız çıplak, gümüş balığı gibi yüzerler. Fakat Mısır içinden geçen haliç üç konakta Belbis'ekadar sular.
- 133Silifke (Mersin)(1665)
«Öyle olsa benim öteye giden iki şehbaz oğlumu Silifke'de pazar yerinde atlarından yıkıp müsellim ile Silifkeli Ramazan ağa dedikleri düşman, ikidağ parçası oğullarımı pare pare edip katlettiler. anlaşılan o ki Karataşlık suhteleri, bu avretin Silifke'de iki oğullarının katil olduğunu işitip fır sattır diye, bu hatunun iki kardeşinin evlerini basıp iki ihtiyar karde şini, birer avretlerini, dört hademelerini katledip mallarını alıp, evleri niateşe verip dere içi aydınlık oldu. Bizim Silifke'den aldığımız silahşörler, «Vallahi ağabiz sizi buradan öteye götüremeyiz. Hemen geriye Silifke'ye döneriz» dediler. Fakat biz yolumuza devam edip, saattedeniz kenarında doğuya gittik. Buradan suhte piyade kılavuz alıp yola düştük. Burada Silifke ve Karataş kazası tamam oldu.
- 134Tarsus (Mersin)(1665)
Yunanlılardan Adana, Sis, Misis, Kara-Gürgez ve Tarsus'u fethetti. Üçüncü tabaka Şuran hakimi, bin asker var. Sekizinci tabaka Hakkari hakimi, bin payededir, bin süvari var. Bunlardan başka Erzurum'da, Diyarbakır, Van, Musul, Şehri Zor'da ve Bağdat eyaletinde tam ocak beyleri var. Hemen Koca Ertuğrul askeri ile hücum edip, Tatarlara öyle bir Ertuğrul satırı vurdu ki, bütün Tatarın eğrisini doğru ede. AL-İ BENİ BAHRİYYE: nefer hükümdardır. Selim sultan fethedince (Hadimül Haremeynüş şerifeyn), Süleyman han Engerus'u fethedince (Sahibkıranı Zaeman), yine Süleyman han (M. Çünkü balyemez top Saraybumunda, top Kız kulesinde topeski Tophanede ki, şimdi Galatada Kireç kapısı derler, orada ydi. Saraybumu tarafından korkulan olmayıp, bu imdada gelen parça gemi (Fener kapısı) denilen yere gelince müthiş bir top şenliği yaptılar. karşı tarafta Fatih'in karadan indirdiği parça fırkateleri ile Şah Kulu Reis, ejder ininden çıkar gibi çıkıp avanta kanalya deyip, düşman ge misini fethedip yaka paça (tersane bahçesi) ne getirdiler.
- 135Helomiç (Mora / Yunanistan)(1666)
Hakir Larniçe kalesinden kalkıp güneye üçsaat giderek Helomiç kalesine geldik. Helomiç kalesinin yeri ve yapısı: Bu yüksek kale denizden iki mil doğuda, iki saatte çıkılır yüksek yedigen şeklinde taştan inşa edilmiş bir kaledir. Dışkale içinde seksen adet kiremit örtülü kargir evler arasında Sultan Bayezid Veli'nin bir camii var. Helomiç Varoşu: Kalenin batı tarafında dışarda ikiyüz adet kiremit örtülü Rum gayrimüslim halkı evleri var. Kalenin içinde ve dışında çarşı, pazar, han, hamam, mektep ve tekke dahi yok. Helomiç kalesine karşı ve oradan görünen sarp bir kalesi ve limanı olup horoz ve çan sesleri işitilir. Helomiç kalesinden Helomiç burnuna poyraz rüzgarı ile yirmi milde varılır. Biz Helomiç kalesini gezerken Mora Paşası Haşan Paşanın kethüdası Ballıbadra'dandört parça firkate ile Helomiç'egeldi. Bizdahi atlarımızı Helomiç'te bırakarak Kethüda fırkatesine bindik ve yelken açarak izakilise kalesine gittik.
- 136Kalavrata (Mora / Yunanistan)(1666)
Oradan deniz kıyısını takibederek saat yolalıp San dağlara çıktık. Bakımlı, yaylalık köyler içinde üç saatde güneye gidip, sarp dağlan geçip Kalavrata kalesine geldik. Kalavrata kalesi: Venedik tarafından yaptmlmış ve (1462) ta rihinde Fatih zamanında Koca Mahmud Paşa tarafından fethedildi. Kale içinde yirmi adet kiremit örtülü daracık evleri, bir camii, bir kale kapısı var. Toprağının ve rimsiz oluşu sebebiyle Rum lisanında Kalavrata denilmış. Bu harab kasabanın doğusunda Kalavrata nehri. Nehir üzerinde iki adet dokuz gözlü ve alçak köprü var.
- 137Kefalonya (Kefalonya / Yunanistan)(1666)
Bu körfezin buradaki kıyısından uzunluğu güneye boğaz ağzındaki Muram vilayeti karşısındaki körfez adasına ve Zapelse, Kefalonya ada larına varıncaya kadar beşyüz mildir. Allah'ın takdiriyle senesi baharında İstanbul'dan Köprülü Mehmed Paşa ağalarından Ali Ağa adında bir süvari ulak gelip, padişah emri ve hatt-ışerif getirdi. Eski günlerde büyük atalarımdan kalma miras ve mülküm olan Kilis adlı kale düşman elinde kaldığından anın yolunu, ispelet kalesi bellerini, Şebenik kalesi yollarında olan dağlık ve ormanlıkları, top ve arabalar ile geçerek yollan temiz leyip ve tamir edip, köy, kasaba ve kalelerde zahireler yığasın vesselam.» Bosna eyaletinde bulunan bakımlı yetmiş, seksen adet kalenin askerinin yarısı ve paşanın kırk adet sekban ve sarıca bayraklarıyla onbin gönüllü, onbin kömürcüyanla, kira beygirleri sahipleriyle ve üçbin aded çerahor ve baltacılar ile tamamı elliüçbin asker olup, zahireleri, yükleri ve cephanelerle toplar hazır oldular. Bütün asker durunca Tekeli Paşada asker arkasında dura ve herkesten sonra göçe. Sabahleyin Atlıbey-zade çiftliğinden kalkıp, yine Helvine sahrasının batısında evvelce temizlediğimiz Porlak dağı adlı taşlık dağdan şahi topları ve iki adet kolamborne darbezenleri binbir güçlükle aşırıp, sekiz saatte büyük Çetine nehri üzerindeki Baba Ahmed köprüsünü geçip, Çetine nehri kenarında konakladık.
- 138İzakilise (Zakynthos / Yunanistan)(1666)
Burak adası ile düşman elinde bulu nan İzakilise adası arasında altmış mil mesafe var. Burak adası önünde düşman fırkatesinden kurtulup saatte Eski Anavarm kalesine vardık. Beş adet dükkanı, han, hamam, medrese, mektep, bağ ve bahçeden eser yok.
- 139Kandiye (Heraklion / Girit)(1668)
Kandiye kalesini kuşatmağa niyet edip, yetmişyedi kolda olan askerin kumandanları olan vezirlerine, mirimiranlanna, mirlivalarına, alaybeylerine ve çeribaşılarma her gün metrislere yürümeleri emrini verdi. Ordu muhtesip ağası, sürsat ağası, siirsat emini, gılal muhassılı, ordu subaşısı, ordu kethüdası, karakol ağalan ve adet alaybeyleri, çeribaşıları gibi adet ordu pazar ve esir hakimlerine padişah fermanları çıkıp, orducuyan, lağımcıyan, hammallar, marangozlar, reaya, merdivenciler, acemiyan ve baltacılar gibi esnaf için dellalbaşı ordu içinde bağmp herkesi padişah cephanesinden kazma, kürek, külünk, küskü alıp sıçan yolunda çalışmağa başladı. Ama metrislerde sekizinci ayda Kandiye sahrasına vardı. Allah'ın takdiriyle: (1666) cumadelahınnda bir gece kapudan Kaplan Paşa Çanakkale limanından seksen parça kalyon ve seksen parça kadırga ile gelip, on iki bin asker, lağımcılar, yüzbinlerce kantar barut, yüzbinlerce top güllesi, kazgan humbaraları, çeşitli cins cephaneler, yüz binlerce çuval buğday, pirinç ve sair hububat, koyun, kuzu, keçiler, bin lerce çuval pastırma ve bol miktarda malzeme getirdi. Sadrazama defterlerini ve mektuplar göndererek hemenosaat müsait bir havada düşman gemileri gelmeden demir alıp top atışları arasında yelken açıp denize açıldı karşı tarafta düşmanın Kandiye karşısındaki Istandiye adasında yatan yüzyirmi parça kalyon, kadırga ve mavnalar. Hatta ilk metrisler Kandiye kalesinin güney tarafında Karanlık ve Pangrad kapılanndan, Taşlı tabya denilen yerden başladı. Amamel'un düşman hendeğin dışında olan tabyalan ardında bırakıp bizdenta rafa, kale ile asker arasındaki Kandiye sahrasında bir kurşun atımı uzak lıkta onlarda bizim askere doğru metris kazarak ilerlemekte, gece ve gündüz binlerce atlı meydana çıkmakta ve etrafı çalıp çırpmada. öncelikle Sekbanbaşı Bekir Ağa yerinden kaldırılarak adet mü kellef ve mükemmel yeniçeri odaları, adet balyemez topu, oda topçu, pahi ve adet lağımcı ile İbrahim Paşa koluna serdar tayin edildi. Sadrazam askeri kolu: Öncelikle Şamkolu kuzeyinde Vira, Enli, Taşlı, Kızıl ve Hanlar tabyalan önlerinde bulunan sadrazam ve serdar-ı mu azzam kolu gelir ki, kendisine ait 10.000 cengaver, dilaver ve hünerli askeri var. Buna ilaveten Yeniçeri Ağası Amavud İbrahim Paşanın 3.000 adet kendi askeri, Kul Kethüdası Abdi Ağa, Zağracıbaşı Burunsuz Ahmed Ağa, Tumacıbaşı Haseki Ağa, Başçavuş, Ortaçavuş, Küçükçavuş, Ocak İmamı Ömer Ağa, Yüzbir Koca Mehmed Ağa, Ellidokuz Mehmed Ağa, onoda cebeci, onoda topçu, beşoda humbaraeı ve beş bin adetsi pahi serdengeçtileri ile dörtyüzyetmiş koldan sıçan yollan içinden metrise girmişlerdi ki, metrisler sanki arasat meydanı ile haşır ve neşir gününe dönmüştü.
- 140Hanya (Hanya / Girit)(1669)
Hanya kalesi tarafından Katırcı-zade Mehmed Paşa imdada yetişip, düşman (Bre Katırcıoğlu geldi) diye can korkusuna düştüler. Top imalathanesi: İnadiye kalesinin kuzey tarafına binadım yokuş aşağı Sadrazam KÖprülü-zade Fazıl Ahmed Paşanın izni ile Ankebud-Ahmed Paşa bir top imalathanesi yapmış ki, kırk okka gülle atar sekizyüz kantar toplar dökülmeğe başlanmış. Bu hakir senesi cemaziyelevvelinin 25. Mulıammed Mustafa (S. A.), sonra dört halife, sonra Haremeyn-ül-Şerifin hizmetinde olan al-i Osman padişahı İbrahim Hanoglu- Mehmed Han, (saltanat ve devletini Allah ebedi eylesin) hazretlerinin düstur-1 mükerremi ve müşir-i mufahhamı olan Fazıl Ahmed Paşayım. Tenbihnamem ulaşınca bir an durmayıp kale anahtarlarım alemin sığınağı padişaha teslim edip, hepiniz gelerek havacgüzar olup, yine çoluk çocuğunuzla kale İçinde, cebennem olası menhus evlerinizde oturasız. «Yirmiyedi yıldır bu Kandiye kalesi, gibi hükümdarların hasret çektig'ikale altına sizin gibi yüzbinlerce asker -gelip, bu kalenin bir taşına birçok bin başlar vurup ümidsiz ve yenik gittiler. Ordu muhtesip ağası, sürsat ağası, siirsat emini, gılal muhassılı, ordu subaşısı, ordu kethüdası, karakol ağalan ve adet alaybeyleri, çeribaşıları gibi adet ordu pazar ve esir hakimlerine padişah fermanları çıkıp, orducuyan, lağımcıyan, hammallar, marangozlar, reaya, merdivenciler, acemiyan ve baltacılar gibi esnaf için dellalbaşı ordu içinde bağmp herkesi padişah cephanesinden kazma, kürek, külünk, küskü alıp sıçan yolunda çalışmağa başladı. Allah'ın takdiriyle: (1666) cumadelahınnda bir gece kapudan Kaplan Paşa Çanakkale limanından seksen parça kalyon ve seksen parça kadırga ile gelip, on iki bin asker, lağımcılar, yüzbinlerce kantar barut, yüzbinlerce top güllesi, kazgan humbaraları, çeşitli cins cephaneler, yüz binlerce çuval buğday, pirinç ve sair hububat, koyun, kuzu, keçiler, bin lerce çuval pastırma ve bol miktarda malzeme getirdi. Kaplan Paşanın yardım getirdiğini top şenliklerinden anlayıp Çanakkale limanı ağzını kapatınca Çanakkale mu hafızı bulunan Deli Hüseyin Paşa ve Yartalaz İbrahim Paşa kalabalık asker ile düşmanlara karşı çıktılar. Amamel'un düşman hendeğin dışında olan tabyalan ardında bırakıp bizdenta rafa, kale ile asker arasındaki Kandiye sahrasında bir kurşun atımı uzak lıkta onlarda bizim askere doğru metris kazarak ilerlemekte, gece ve gündüz binlerce atlı meydana çıkmakta ve etrafı çalıp çırpmada.
- 141Rethimno (Rethimno / Girit)(1669)
Retim'denta Kandiye'ye vanncaya kadar Kanlı Kastele, Bali Petreye ve güney tarafında Emilso ka lesine kadar buraların halkıda rençber kimselerdir. Kandiye kalesi, senesi Zilhicce ayının ilk gününde dört taraftan kuşatıldı. Bilhassa yüce ve vakarlı Sadrazam Haz retlerinin bulunduğu koldaki sağlamlık ve dayanıklılığı ile meşhur olan Kanlı tabyanın etraf ve civarını katkat parmaklıklar, şaranpollar, domuz damları ve yer altında cenkçi tabyalar, daha derinlerdede beşer, altışar kat lağımları savaş ateşi ile dolu olup üzerleri top ve kumbaralarla kaplı. Anlatıldığı şekilde garip engellerin ve yer altında bulunan düşmanın değnek lağımlarını bozup, kale gibi sağlam olan Kanlı tabya lağımları ele geçirilip, hendeklerine girmek nasib olunca ortaya çıkan savaş ve cidal, iki taraftan atılan lağım, top ve kumbaraların anlatılması güçolup daha önce olduğu gibi karar kılınmış.
- 142Halep (Halep / Suriye)(1670)
Bu büyük şehir ma'mur halindeki asırda yeryüzünde bulunan büyük şehirlerden Irak, Dadyan, Banhan, Ej derhan, Alatar, Medayin, Küfe, Benderabat, Nihavent, Çin, Maçin, Kaşkar, Dabul, Kahiıe, Şam, Halep, Antakya, Kayseriye, Konya, Sivas, Bursa, Kostantiniye, Kavala, Atina, Paris, Karabita, Amsterdam, Akkirman gibi bir günde dolaşılmaz şehirlerden ve kalelerden daha büyük ve da hamamur imiş. Hazel - imaretül-mescidil-mübarek fi eyyami devletül-Hane'l-a'zame Mehmet Özbek Giray Han» Bu mescidi cami yaptıklarına dair minber üzerinde şu tarih yazılıdır: «Kad emere bi-inşaihazel-minberü-ş-şerifül-mükerremu zürriyyetüsselatin Mingli Giray Han hailede mülkehü sene 918.» Medresenin kapısının üzerindekita rihte medresenin, tarihinde Mehmet-Giray Han zamanında Kılburun beyinin kızı İnci Hatun tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bu tarihte binanın (825 senesi Cemaziyelahir ayında Şeyh Ali El-Bakıri) tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Kefe kapısının yanında El-Hacı Mehmet Camınin kapısı üzerindeki tarihte camın (Şadi Giray Han zamanında senesi Recep ayında) yapıldığı yazılı olup uzun bir tarihi var. Çarşıya yakın El-Hacı Ömer mescidi: senesi, zilha'da ayında Buharalı Hacı Ömer tarafından yaptırılmış. Sözün kısası eğer bu eski şehirde olan sayısız han, cami, hamam, mescit, tekke, medrese ve diğer eserlerin tarih lerini yazmış olsam bir kitap olur. Osırada Hıten, Çin ve Maçin'den büyük bir tüccar onkatır deve yükü misk ve amber ile cami önünden geçerken camın, kervan sahibine sorar: «Ey kervan ve kafile başı, nereden gelip, nereye gi dersiniz, develerinizdeki yükleriniz nedir?.» Kervan sahibi tenezzül edip bu soruya cevap vermez. Sonra Osmanlıya gidip 1087'de Malta'da Kandiye fethinde bulunup yurt sahibini bulasın.» diye birçok birçok sözler söyleyip hayır dualar etti.
- 143Hama (Hama / Suriye)(1670)
Kalenin hendek kenarında bir hamamı ve bir tüccar hanı var. Tarihçi Yunanlı Yenvan ki İstanbul şehrini kuran Madyan oğlu Yanko'nun kardeşidir, bu Yenvan sene yaşamıştır. Yine Berkoz (Tierkoz)'dan Ka radeniz kenarıyla Karadeniz boğazı yerindenta Kurşunlu mahzen burnu na, oradan Galata, Kasımpaşa ve Hasköy'den Kağıthane, deresi üzerinden köprüler ile Eyyube'l-Ensari kapısı olan yerde kale çevresi tamamlansın diye bu on safyeri kuşatan kale hendeklerinin yerini gören Yenvan kral kardeşi Madyanoğlu Yanko'yaderki: Yenvan kral: «Behey birader, Melik Ruhbeam padişahımızdan bildiğimiz bilgilere göre yine bizim Yunan padişahlarımızdan Aleksandır, yani İskender adlı namlı bir ulu padişa hımız, Muhammed'in geleceğinden yıl evvel, Karadeniz boğazım kesip Karadeniz'i Akdeniz'e akıtırken bu senin kuracağın Makedonya şehrini ve Kaydfane kızının şehirlerini Karadeniz'in suyu harab edecektir diye Süleyman Peygamberin oğlu Ruhbeam kral efendimizden dinledim» dediğinde Madyan oğlu Yanko der ki: Kral der: «İmdi birader, Allah'a yemin ederim ve Davut nebi dini hakkı için olsun, bu büyüklükte kale yaptırıp tamamlarsan bende Kudüs'ten gelip bu kale temelini görem, bu senin Makedonya ki bende Tuna nehrini senin kale içinden akıtam.» diye söz verip Kudüs'egider. Sonra Osmanlı padişah larından Sultan Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) İstan bul içinde Kırk çeşme, Ebülfeth ve Sultan Bayezid Veli sularının yetme diğini görüp İstanbul'dan bir konak uzaklıkta Karadeniz yakınındaki dağ larda olan suları büyük havuzlara toplayıp, Mimar Sinan'ın hesabı ve iş çiliği ileta İstanbul'un içlerine kadar kat, katsu kemerleri yaptırır. Oradan bostancı ocağında dolapçılar atlar ve sığırlar ile suları çekip has hareme, padişah mutfağına, helvahane, ekmekhane, hasahır, içoğ lan, hamam ve çeşmelere sular dağılıp hayır işlenir. Hatta bina emini ve mimar başı Sinan bin Abdülmennan ağaların kayıtlarına göre Süleyman Han sadece bu su hayrına 896.383 flori harcanmış. Şimdiki hesaba göre 2.241 yükakçe eder. Eğer İstanbul içindeki Madyan oğlu Yanko'nunsu kemerleri üzerine yeni kemerler yapılmasa ydi 3.000 yükakçe ederdi.
- 144Homs (Homs / Suriye)(1670)
Bu gir dap yerinde Tuna'nın çıkardığı gök gürlemesi gibi seslere insan dayana maz. Tarihçi Yunanlı Yenvan ki İstanbul şehrini kuran Madyan oğlu Yanko'nun kardeşidir, bu Yenvan sene yaşamıştır. Yine Berkoz (Tierkoz)'dan Ka radeniz kenarıyla Karadeniz boğazı yerindenta Kurşunlu mahzen burnu na, oradan Galata, Kasımpaşa ve Hasköy'den Kağıthane, deresi üzerinden köprüler ile Eyyube'l-Ensari kapısı olan yerde kale çevresi tamamlansın diye bu on safyeri kuşatan kale hendeklerinin yerini gören Yenvan kral kardeşi Madyanoğlu Yanko'yaderki: Yenvan kral: «Behey birader, Melik Ruhbeam padişahımızdan bildiğimiz bilgilere göre yine bizim Yunan padişahlarımızdan Aleksandır, yani İskender adlı namlı bir ulu padişa hımız, Muhammed'in geleceğinden yıl evvel, Karadeniz boğazım kesip Karadeniz'i Akdeniz'e akıtırken bu senin kuracağın Makedonya şehrini ve Kaydfane kızının şehirlerini Karadeniz'in suyu harab edecektir diye Süleyman Peygamberin oğlu Ruhbeam kral efendimizden dinledim» dediğinde Madyan oğlu Yanko der ki: Kral der: «İmdi birader, Allah'a yemin ederim ve Davut nebi dini hakkı için olsun, bu büyüklükte kale yaptırıp tamamlarsan bende Kudüs'ten gelip bu kale temelini görem, bu senin Makedonya ki bende Tuna nehrini senin kale içinden akıtam.» diye söz verip Kudüs'egider. Sonra Osmanlı padişah larından Sultan Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) İstan bul içinde Kırk çeşme, Ebülfeth ve Sultan Bayezid Veli sularının yetme diğini görüp İstanbul'dan bir konak uzaklıkta Karadeniz yakınındaki dağ larda olan suları büyük havuzlara toplayıp, Mimar Sinan'ın hesabı ve iş çiliği ileta İstanbul'un içlerine kadar kat, katsu kemerleri yaptırır. Hatta bina emini ve mimar başı Sinan bin Abdülmennan ağaların kayıtlarına göre Süleyman Han sadece bu su hayrına 896.383 flori harcanmış. Şimdiki hesaba göre 2.241 yükakçe eder. Eğer İstanbul içindeki Madyan oğlu Yanko'nunsu kemerleri üzerine yeni kemerler yapılmasa ydi 3.000 yükakçe ederdi. İstanbul'un temellerinin bir iki adam boyu yükseldiğini görünce altı yüzbin insanın gayret ve çalışmalariyle elbette bu kalenin ortaya çıkacağım anlayan kral Yenvan, kardeşi kral Yanko'yader ki: «Birader, Allah hayırlı kılsın, yirmi y 1 da bu kale tamamlanır.
- 145Midilli (Midilli / Yunanistan)(1670)
Ama Akdenizde ada OsmanlIla rın elindedir. Batlimos Mühendisin ve Pader'in dediğine göre Midilli, ilimni, Sakız, istanköy, Rodos, da Osmanlılar elinde üçer dörder yüz mil verimli adalardır. Bundan başka büyük şehir daha var. ÜMMÜ DÜNYA ESKİ MISIR: Bütün mühendisler ve hakimler binkere ölçüp 18000 mil bir cezire bulmuşlardır. Beni Hilal ve üçer ay geçip İskenderiye, Reşid ve Dimyat'a ve Ariş gölünde tamam olur. AL-t BENİ HAKİR SULTANLARI: Fas ve Merankeş meliklerinden olup hükümdardır. AL-İ BENİ HAFAZ DEVLETİ: Tunus ve Afrikiyye hakimleri, me liktir.
- 146Rodos (Rodos / Yunanistan)(1670)
Rodos kalesini Malta kafirleri elinden fethettikten sonra deniz sahillerinde bulunan bütün düşmanlar korku ve endişe içine düştüler. Yine bizim taraftan atılan küçük kumbaralar 200.000 aded (iki milyonda yazılıdır) dir. Siyah barut (diğer kitaplarda 146.475 ve 117.475) adeddir. Üçyılda şehit olan mirmiranlar 18, mir livalar 155, Yeniçeri çavuşları (164 de yazılmış), Yeniçeri çorbacıları 774, Yeniçeri odabaşıları 9.000, sipahiler ve altı bölükteki sipahi serdengeçtilerin sayısı 19.045, cebeciler 10.060, topçular 7.000, kumbaracılar marlı askerleri 200.760 adeddir. Mısır asker lerinden şehit olanların sayısı 6.000, Şam askerlerinden 2.000, Haleb as kerlerinden 1.060, Kaptan Paşa askerlerinden adedi şehit olmuş. Lağımcılardan 800, hasbeten lillah şehit olanların sayısı 9.080, serdengeçtiler, salcılar, kumbaracılar (bunlar kendi mallarını kendileri alıyorlar ve büyük bir kavimdir) dan şehit olanların sar ıları 18.700 adeddir. Esir forsalardan ölenler 2.040 aded, hıristiyan orducu esnafından ölenler 1.040 adeddir. Azebistan kürekçilerinden 1.100 nefer şehit olmuş. Fetihten sonra kafirlerin anlattıklarına göre kale içinden bizim tarafa kaçan ve İslam ile şereflenen asker, beyzade ve diğer lerinin kişi olarak defterlerini vermişlerdir. Kale içinde bizim topların çarp malarından, kumbaralar ve lağımlarımızdan, atılan tüfenklerin kurşun larından ve diğer sebepler ile ölenlerin üç yıldaki sayısı 88.000 olmuş.
- 147Sakız (Sakız / Yunanistan)(1670)
Kışın Mü hürdar paşa Sakız'dan buraya gelir, bu kalenin güzel limanı var. Oda, her sene mutad gezintilerine çıkar gibi, kadırga ile Akdeniz'eçıkıp Sakız'ın mil güneyinde Çeşme kalesi limanı nademir attı. Sakız'ın ayanı, kralzadeleri, balyozları, hediyelerle Piyale Paşaya geldiler. Kale içindekiler karşı koymağa imkan olmadığını görüp kaleyi barış yoluyla teslim etmeye kaıar verdiler, yine kalede oturalım, kale içindeki kiliselerimiz kadar varoşta kilise, bağ bahçe ve evler yapalım ve adam başına her sene biner altın haraç verelim diye, maddelik arzlarını Paşaya verdiler. Ehl-i küfrün Sakızını çekdi Piyale Paşa Evvelce Sakız, Cineviz kralının tahtı ydi. Karadeniz sahilleri, Azak'akadar Cineviz gayrimüslim halkınin ydi, Sakız Osmanlı eline geçince, birçok kralları Cineviz'egitti. Sakız adası, Kaptan Paşa eyaletinde Cezayir kaleminde oldu. Beyi, padişah tarafından yedi yükakçe salyasını Sakız gümrük emininden alır. Bu sakız elde edilen köylerin kefereleri, Müslümanlar gibi beyaz sarık sararlar. Gümrük emini Sakız iskelesi başında bir büyük sarayda oturur.
- 148İzmir (İzmir)(1670)
İzmir'de, Frenk diyarında, Mısır'da, Sırbistan'da, sonuç olarak her tarafta sofları makbul olmakla, ahalisinin çoğu seyahat ve ticaret ederler. Yayagiderken ileride şehir içinde on bir yerde, evliyan ınbüyükleriniisim ve künyeleri ile tan ıtıp ziya ret ettirdi. ENGÜRÜ 'DEYATANBÜYÜKVELİLERİN NURLUMEZARLARINIBİLDİR İR Muhteşem kutub, m uhterem hazine, zamanın zahidi, yegane abid, h akikatleri söyleyen, nasihat edici, insanların önderi, olgun luğun enson noktası, h akkıyla kutup, rabbani hikm etmadeniŞeyh HacıBayram -ıVeli: Kend ileriÇıyu l (Çubuk) nehri kenarında Sol köyünde vücuda gelip, Ş eyhHam idHazretlerinden fakı, cihazını kabul ile onların yol göstericiliği sayesinde birçok sene kutu plar kutbu olup, birçok keşif ve keram etleri görülm üştür.?19 Duası kabul olunan, keram etnu rlarının kaynağı, gizli yollara mazh ar olan, hakiki sırların keşfedicisi. Ağır yükleri, Cenab-ıHakkın gaib hazinelerindenHacıBaba sebe biyle ihsanbuyurd uğu eşyayı, velinim etim iz ve ev sahibim izKaderzade efendimeAllah emaneti koyup, yedi silahlı köle vebiryük süz yolhayvanıile kalkıp sabahleyin göç edileek yere gittim. anlaşılan o ki paşanın katli için padişah emri ile hünkar kapıcıbaşılarındanMustafaAğakırk kapıcı ile gelip, bütün kale kapılarınıkapatarak, halkın ayaklanm ası için dellallar bağırtm ış! Alla h 'ın hik metinden olacak, o gece paşa karışık ve teh lik elibir rüya görüp bir saraç ilekıyafetdeğiştirerek sü ratlibir ata biner, S eyidBattalGazi'nin babasıHüseyinGazi tekkesine gidiyorum deyip, kale kapı sından çıkar gider. Paşa bulun amayın cakale kap ıları açılıp, şehir içinde: «V ayoPaşanın haline ki, bu saatten sonra bu şehirde bulunalar. Bendahi ev sahibim izle vedalaşıp türbeleri tekrar gezdikten sonra, Engürü'denku zeye sekiz saat gid erekErkuksu kö yükonağ ına ' vardım. «Murt + ova» nahiyesi sınırında iki tarafı göğe yükselm iş bir yerde, Açıkdere'nin kenarında binevli, camili, hamam lı, küçük çarşılı, mam urbir kasabadır.
- 149Şam (Şam / Suriye)(1670)
Tarihçi Yunanlı Yenvan ki İstanbul şehrini kuran Madyan oğlu Yanko'nun kardeşidir, bu Yenvan sene yaşamıştır. Yine Berkoz (Tierkoz)'dan Ka radeniz kenarıyla Karadeniz boğazı yerindenta Kurşunlu mahzen burnu na, oradan Galata, Kasımpaşa ve Hasköy'den Kağıthane, deresi üzerinden köprüler ile Eyyube'l-Ensari kapısı olan yerde kale çevresi tamamlansın diye bu on safyeri kuşatan kale hendeklerinin yerini gören Yenvan kral kardeşi Madyanoğlu Yanko'yaderki: Yenvan kral: «Behey birader, Melik Ruhbeam padişahımızdan bildiğimiz bilgilere göre yine bizim Yunan padişahlarımızdan Aleksandır, yani İskender adlı namlı bir ulu padişa hımız, Muhammed'in geleceğinden yıl evvel, Karadeniz boğazım kesip Karadeniz'i Akdeniz'e akıtırken bu senin kuracağın Makedonya şehrini ve Kaydfane kızının şehirlerini Karadeniz'in suyu harab edecektir diye Süleyman Peygamberin oğlu Ruhbeam kral efendimizden dinledim» dediğinde Madyan oğlu Yanko der ki: Kral der: «İmdi birader, Allah'a yemin ederim ve Davut nebi dini hakkı için olsun, bu büyüklükte kale yaptırıp tamamlarsan bende Kudüs'ten gelip bu kale temelini görem, bu senin Makedonya ki bende Tuna nehrini senin kale içinden akıtam.» diye söz verip Kudüs'egider. Sonra Osmanlı padişah larından Sultan Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) İstan bul içinde Kırk çeşme, Ebülfeth ve Sultan Bayezid Veli sularının yetme diğini görüp İstanbul'dan bir konak uzaklıkta Karadeniz yakınındaki dağ larda olan suları büyük havuzlara toplayıp, Mimar Sinan'ın hesabı ve iş çiliği ileta İstanbul'un içlerine kadar kat, katsu kemerleri yaptırır. Hatta bina emini ve mimar başı Sinan bin Abdülmennan ağaların kayıtlarına göre Süleyman Han sadece bu su hayrına 896.383 flori harcanmış. Şimdiki hesaba göre 2.241 yükakçe eder. Eğer İstanbul içindeki Madyan oğlu Yanko'nunsu kemerleri üzerine yeni kemerler yapılmasa ydi 3.000 yükakçe ederdi. İstanbul'un temellerinin bir iki adam boyu yükseldiğini görünce altı yüzbin insanın gayret ve çalışmalariyle elbette bu kalenin ortaya çıkacağım anlayan kral Yenvan, kardeşi kral Yanko'yader ki: «Birader, Allah hayırlı kılsın, yirmi y 1 da bu kale tamamlanır.
- 150Cidde (Cidde / Suudi Arabistan)(1671)
Yarısı Cidde beyine, yarısı şerife verilir. Cidde kalesinin etrafı ikibin adımdır. Cidde hakimi Baklacı Mehmet beyle vedalaşıp üç gulamımızla Mekke'ye döndük. Susuz (Kudeyde) men ziline, buradan kuzeye saat giderek (Rabia çeşmesi konak yeri) ne geldik. Buradan kuzeye saat gidip şehitler mezarlığı konak yerine vardık. Cidde beyi tarafındanda bir kaymakam gümrüğü zapteder. Gelirin yarısı şerifin, yarısı Cidde hakiminindir. Mekke'nin iskelesi Cidde, Medine'nin de bu Yenbuulbahr'dır. Muradiye, Muhammediye, Haseki Sultan gemileri ki tamamı ge mi olup Mekke ve Medine'ye zahire taşırlar. Burada senede iki rüzgar eser, biri Süveyş'ten Cidde'ye ve Yemen'ebatı rüzgarı, biri Yemen'den Süveyş'e gelmeye doğu rüzgarı.
- 151Dimyat (Dimyat / Mısır)(1671)
DİMYAT ŞEHRİ: rivayete göre bu şehri tufandan sonra Mısrayim oğlu işmaun oğullarından Dimyat adlı bir padişah yapmış. Ama Tevratta Dimyat'ın adı Alüş'tür, Incil'de Elhazra, Arapçada Derdemiye, kipti dilinde Dimyat tır. Hicretten sonra Mikdad bin Esvet, Dimyat'ta Melik Hamük'üyedi ay kuşatmış, fakat fethe başarılı olamamıştır. Nureddin Şehit Şam'da iken İspanya kafiri Dimyat'ıyedi ay zap tetti. Yine çarşı içinde buğday pazarı nayakın Nil kenarında Deniz camii olup sütun üzerine nakışlı tavandır. Sukul Basal?. da Zaviyetül Haliç, Şeyh Abbas tekkesi yakınında Seyyid Tavil camii, Dilaver bey sarayı yanında Kasımiyye camii, eski kale yakınında İbni Harun camii, şeyh Ömer camii, Mafşı camii yakınında Denbiyye camii, Ebu Atiyye camii, Sukul Kasbi'de Nasıriyye camii, Sukulebeııde şeyh Hat'amca mii, Hartül Mirkabe'de Erbau camii, Ketani yakınında tbni Tillis camii. Dimyatta, Gürcü Zülfikar kethüda haniyle, büyük camiden başka taşbina yok. (Uzun çarşı içinde altı adet kahve var- P: dır ki, biner adam alır, hanende ve sazendeler, hokkabazlar bulunur, or talarında fıskiyeli havuzlar var.) Yine bu şehirde sokak, dükkan, at ve yağ değirmeni, mahalleler arasında alaca dokunan yerler var, gayrimüslimler, bir kıptı, bir yahudi mahallesi, yedi kilise, kırk meyha ne, yerde pirinç dibekleri var. Orta halliler alaca başt ve mavi bediyye ve Dimyat alacası giyerler. Dimyatın eski kalesinden on mil aşağıda Kulkıran Mehmet paşa (Öküz Mehmet paşa) mnta mamlanmamış kalesi var.
- 152Gazze (Gazze / Filistin)(1671)
d-i Yezdani Yarattıdan-ı kevneyni kadı cinniyle inşam Beni adem edim-iarz içinde sakin oldular, Hemen Habil ile Kaabil'den biridir çengin olan Cenab-ı Kibriya Habilliye evvel hitab edip, Cihad idin gaza eylen dedi Halif-i Rabbani Hemen sende mücahid. ifi sebilillah olup sa'yet Halaas olgil, cehennemden yana ref'eyle niram Gelimdi dinle vasf-ıpür-melalin cümle küffann Denilmez kamu evsafı kesilmez haddüpayanı Beli bu ruy-i dünyada birçok kavm-i' nasara var Veli İslam kavmi fethediptür cümle Yuam Hemişe Al-i Osman sell-iseyf olup cihad eyler Ne Çeh, ne Leh ve Moskof kor, komaz İranuTüram Bihamdillah bu sal içre yöneldik Engerus üzre Yakıldı tak-ı kisrası kesildi bağubostam Dağıldı her diyara müşrikin ekser cüzam oldu Birçok bini esir olup, gezer hal-i perişanı Kimi pabeste vü dilhoste kimisi şikeste-bal Cefadan her bir alası unuttu kasrueyvanı Bu müşrikler ikilik vadisinde kaldılar hayran Dönerken devri sonuç olarak bozuldu çarh-ımizam Birçok İslam diyann nehb idem derken müşrikler Muradı olmadı hasıl geriye döndü devranı Alman Çehistan mülkünü vurmağa emroldu Hemen olan müsellah oldu cümle cınd-i Osmani Hemen ey Evliya cehdet kuvva vu kudretin varken Demidir, durma uruş it, budur ayin-i inşanı İlahi her ne yire azmedersem, yaverim olsun Rical'ül-gayb cündııllah ile ayat-ı rahmani. Yeter, ettin duayı Evliya, durma gaza eyle, Refikindir senin cümle kamu sahib kerem kani Allah'ın takdiriyle: Ve sizin dostunuz olan Fransa kralı, Nemçe çesarına elli bin hıristiyan imdadı ile Rabe suyu kenarında, Kanije kalesi altında Donkarkız (Danimarka) kralları, Nemet Uyvar altında top lanıp, Türk askeri Yanık kalesine geliyor diye büyük bir ordu ile sizi bek liyorlar.» diye faydalı bilgiler verince sadrazam hemen, «Ganimet malı almak isteyenler şimdi gidecek Tatar askeri ile gitsinler» diye ferman etti. Ağa ile birlikte hemen haşır neşir olarak (1663) senesinde Kanije altından kalkıp Balaton ve Morova sahillerini yağma etmek üzere hareket ettik.
- 153Halilürrahman (El Halil / Filistin)(1671)
Başbakı kulu Kayserili Haşan Ağa'nın ısmarladığı Halil Bey adında biride yokidi. Yanımız sıra alay gemileride «Allah, Allah» diyerek, Muhammed gülbankım çekip, top ve tüfek şenlikle ri ederek bizimle beraber miller başına vardı. Daha önce ikinci Selim Han zamanında burada Zigetvar hududu sulhu için ikielçi birbirleriyle anlaşamayıp büyük savaş olmuş ydi. Bu bizim elçi yanında kalan ihtiyar gayrimüslimler ve gayrimüslimler elçisi yanında kalan beş nefer ihtiyarlar iki tarafın ter cümanları yanlış söylemesinler diye Macar, Nemse, Çek, Leh ve Türkçe bilir kimselerdir. Bu mil dedikleri şey şudur: Sultan Süleyman (Allah rahmet eylesin) Han, Nemçe çesarı elinden Estergon ve istolni Belgrad'ı aldığında bu milleri, Estergon ve Istolni'den on ikişer saat içeri, Komran'ayakın Tuna nehri kenarında, topraktan yüksek bir tepe yığıp üstüne bir çadır kurdular. Süleyman Han'ın «Bu hudutlardan içeri girmek isteyen askerim vezirim veya evladım felah bul mayıp yenilgiye uğrasınlar,» diye beddua ettiği miller bunlardır ki son hudutlardır. ikielçi, Süleyman Han'ın yaptırdığı miller üzerine çıktılar, iki taraf tan tercümanlar gidip gelmeye başladılar. çünkü bir kere burada ikielçi arasında iki ay barış anlaşması yapılamayıp mücadele edilmiş sonunda bizim Osınanlı elçisi Osman Paşa, düşmanın barışı geciktirme hilesini ve çok sayıda asker topladığını öğrenince ılgar ile İstanbul'a varmış. Budin veziri olup deniz gibi asker ile Nemçe vilayetini yağma ve talan ile yerle bir ederek yüzbin adet esir çıkarmış.
- 154Kudüs (Kudüs / Filistin)(1671)
Ama Melik Ruhbeam'dan duyar ki «Babam Hazret-i Süleyman Kudüs-i Şerifte ve Mescid-i Aksa'yı, Sahretullah'ı ve Kudüs'üöyle imar etti.» diye Melik Ruhbeam Kudüs'ün imaretlerini anlatınca hemen kral Yenvan'ın Kudüs'ü ziyaret etmek için gitme arzuları hareket eder. Yine Berkoz (Tierkoz)'dan Ka radeniz kenarıyla Karadeniz boğazı yerindenta Kurşunlu mahzen burnu na, oradan Galata, Kasımpaşa ve Hasköy'den Kağıthane, deresi üzerinden köprüler ile Eyyube'l-Ensari kapısı olan yerde kale çevresi tamamlansın diye bu on safyeri kuşatan kale hendeklerinin yerini gören Yenvan kral kardeşi Madyanoğlu Yanko'yaderki: Yenvan kral: «Behey birader, Melik Ruhbeam padişahımızdan bildiğimiz bilgilere göre yine bizim Yunan padişahlarımızdan Aleksandır, yani İskender adlı namlı bir ulu padişa hımız, Muhammed'in geleceğinden yıl evvel, Karadeniz boğazım kesip Karadeniz'i Akdeniz'e akıtırken bu senin kuracağın Makedonya şehrini ve Kaydfane kızının şehirlerini Karadeniz'in suyu harab edecektir diye Süleyman Peygamberin oğlu Ruhbeam kral efendimizden dinledim» dediğinde Madyan oğlu Yanko der ki: Kral der: «İmdi birader, Allah'a yemin ederim ve Davut nebi dini hakkı için olsun, bu büyüklükte kale yaptırıp tamamlarsan bende Kudüs'ten gelip bu kale temelini görem, bu senin Makedonya ki bende Tuna nehrini senin kale içinden akıtam.» diye söz verip Kudüs'egider. Sonra Osmanlı padişah larından Sultan Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) İstan bul içinde Kırk çeşme, Ebülfeth ve Sultan Bayezid Veli sularının yetme diğini görüp İstanbul'dan bir konak uzaklıkta Karadeniz yakınındaki dağ larda olan suları büyük havuzlara toplayıp, Mimar Sinan'ın hesabı ve iş çiliği ileta İstanbul'un içlerine kadar kat, katsu kemerleri yaptırır. Hatta bina emini ve mimar başı Sinan bin Abdülmennan ağaların kayıtlarına göre Süleyman Han sadece bu su hayrına 896.383 flori harcanmış. Şimdiki hesaba göre 2.241 yükakçe eder. Eğer İstanbul içindeki Madyan oğlu Yanko'nunsu kemerleri üzerine yeni kemerler yapılmasa ydi 3.000 yükakçe ederdi. İstanbul'un temellerinin bir iki adam boyu yükseldiğini görünce altı yüzbin insanın gayret ve çalışmalariyle elbette bu kalenin ortaya çıkacağım anlayan kral Yenvan, kardeşi kral Yanko'yader ki: «Birader, Allah hayırlı kılsın, yirmi y 1 da bu kale tamamlanır. Sonra (1650) tarihinde efendim Melek Ahmed paşa sadrazam lıktan alındığında kendisine Özü eyaleti ihsan olunduğu zaman Rusçuk kalesinden beni Vidin nazırının hesaplarım görmeye gönderdi.
- 155Medine (Medine / Suudi Arabistan)(1671)
Medine'de nikah olup, Fatma 18, Hazret-i Ali yaşında idiler. Muaz, Hazret-i Eba Bekir'in huzuruna vardığında hazret sorar: «Ya Muaz bin Cebel, memur olduğun Cengiz Hanişi nasıl oldu?» Muaz der: «Ya Emirelmü'minin, bütün farzları kabul edip, Allah bir, Peygamber hakdedi» Ama Hacca gelmeyi kabul etmeyip, «Yolumda bu yok, asi padişahlar var, yol güvenli olmadığından Hacca gidemem» deyip özürler diledi. Sonra Muaz bin Cebel hazretleri, Cengiz Han'ın büyük oğlunun Han olduğu Kırım vilayetine gelir. Yalnız Mehmet Giray Han efendimizin camii sahasında gömülü olup, baş ve ayak ucunda birer yazılı taş var. Hepsi üç adet tüccar hanı olup Sefer-Gazi Ağanın karısı Anşe hatunun yaptırdığı kale gibi han, hepsinden üstündür. Kalga sultanlar sarayının avlusundaki Mingli-Giray Han Camii kiremitli, bir taş minareli, eski tarzda yapılmış küçük bir camidir. «Bena hazel-mescide'l-mübareke fi eyyami devlete's-sultan Mingli Giray Haned'afu'l-'ıbade Abdurrahman bin Ali Bey gaferallahu lehu ve livadiye sene şehi'-i muharremü'l-haram erba'aaşere ve tis'amie '() M).» Bu iki camiden başka diğer üçü mahalle mescitleridir.
- 156Mekke (Mekke / Suudi Arabistan)(1671)
Hicretin ikinci senesinde Medine'de nikah olup, Fatma 18, Hazret-i Ali yaşında idiler. Muaz, Hazret-i Eba Bekir'in huzuruna vardığında hazret sorar: «Ya Muaz bin Cebel, memur olduğun Cengiz Hanişi nasıl oldu?» Muaz der: «Ya Emirelmü'minin, bütün farzları kabul edip, Allah bir, Peygamber hakdedi» Ama Hacca gelmeyi kabul etmeyip, «Yolumda bu yok, asi padişahlar var, yol güvenli olmadığından Hacca gidemem» deyip özürler diledi. Sonra Muaz bin Cebel hazretleri, Cengiz Han'ın büyük oğlunun Han olduğu Kırım vilayetine gelir. Yalnız Mehmet Giray Han efendimizin camii sahasında gömülü olup, baş ve ayak ucunda birer yazılı taş var. Hepsi üç adet tüccar hanı olup Sefer-Gazi Ağanın karısı Anşe hatunun yaptırdığı kale gibi han, hepsinden üstündür. Kalga sultanlar sarayının avlusundaki Mingli-Giray Han Camii kiremitli, bir taş minareli, eski tarzda yapılmış küçük bir camidir. «Bena hazel-mescide'l-mübareke fi eyyami devlete's-sultan Mingli Giray Haned'afu'l-'ıbade Abdurrahman bin Ali Bey gaferallahu lehu ve livadiye sene şehi'-i muharremü'l-haram erba'aaşere ve tis'amie '() M).» Bu iki camiden başka diğer üçü mahalle mescitleridir.
- 157Süveyş (Süveyş / Mısır)(1671)
Sonra Nil'in doğusundaki Asumani Say ki Mısır'ın scıhudududur, sonra ibrim, Asvan, Kus, Kana, Fu, Şarkul Hamim, Süveyş kazaları. Ezher camii revakları içinde bineli kitaplı, başı misvaklı uleması var. (Aşve edelim) yani akşam yemeği yiyelim, (ebrar oldu) yani temcit oldu, (selam oldu) yani sabah temcidi oldu, (Gaşim) yani Acemi (Düveydar) yani subaşı kethüdası, (Cüdi) ağade mektir, (Seccan) zindancı, (muvakka) divan katibi, (Arefat) divan kaidesini bilen, (Ferraş) evleri süpürücü, (zeyyal) yollan süpürücü, (Hammar) eşekçi, (cemmal) deveci, (tabbah) aşçı, (kaşif) hakim, (vali) subaşı, (Hacib) kapıcı, (Kavvas) hizmetkar, (mukaddem) hakimlerin önünde gidenler (Nayibi anibe) taşradan gelenlerin işlerini gören, (kılıçdar) hakimlerin önünde kılıç taşıyan, (Ruşenba) naiplerin başı, (rikaptar) ha kimlerin atının yanında yürüyen, (Müsvedde) yemekte hizmet gören, (üstüdar) çeşnigir başı, (Hasılbaşı) aşçılar üzerine hakimdir, (Hasıl) ki ler mağazası, (Reşid) köy hakimi, (Şeyhul beled) fellahlann hakimi, (felah) çiftçi, (gafir) bekçi, (tahtır) ekin ekmek, (Atı) verimsiz köy, (Ray olmuş) sulanmış, (Şuraki) sulanmamış köy, (kefereden feyz geldi) köyden mal geldi, (Şumune) buğdayanbarı, (Curafa) sanduka, (turc) döğen demiri, (curun) buğday harmanı, (gılal) tahıl, (Hinta) buğday, (kamh) buğday, (Alık) arpa, (ciraye) tarla, (Feddan yeri) çayırlı yer, (Muhtekir) madrabaz, (müsebbib) kar edici, (fadetti) tamam etti, (galak etti) kapadı, (arık hane) kadı-asker hapishanesi, (Deylem) subaşı zindanı, (vali deylimi) hammal, (Şeyyal, Neşşal) yan kesici, (Nassab) dolandırıcı, (Memluk) köle, (Memalik) Kara kul, (Tavaşi) hadım ağası, (vekale) han, (Rab) evli odalardır, (şutuh) evlerin damı, (Muvalis) iki yüzlülüktür, (hurda) gümrük, (Gayale) ülkeden sonra uyuklama, (kehak) halka çörek, (karakış) yağlı lokum, (mutabbık) yağlı kahidir, (behtil etti) pestile çevirdi, (benövez miyim) benona muhtaç mıyım, (ya nazari) iki gözüm, (tülütü evvel) üç adet miri malı, (mal sayfi yazma lı, (şifefi malı) kışmalı, (tut) kıptilerin yılbaşı, (Hamsin) Mısır'ın sıcak günleri, (melaki ikiköy arası, (lümum) Arabm asi olması, (Buğetti) bir adamın derisini yüzüp içine saman doldurmak, (Şerraniat) haşan at, (Batran at) tenbel at, (kın yığını) tuğla yığını, (Ammal) ırgat, (Benna) duvar yapıcısı (Garame) ceriha, (şarmut) eski şey parası, (maybali) öyle olur, (mala oturdu) borcunu vermeye ahdetti, (Bertil) rüşvet, (şebke oldu) bela oldu, (istimaldir) layıktır, (külfe verdi) nafaka verdi. Hü kümleri altında bin şerifler var.
- 158İskenderiye (İskenderiye / Mısır)(1671)
İSKENDERİYE'DE SULTAN GAVRİ'NİN HAZİNESİ Selim Han çıkınca Sultan Gavri kendi talihinin kuvvetini yıldız bil ginlerine ve Selim hanın talihini yoklatıp bütün kahinleri, remilcileri, cifircileri, fal açanları, el falına bakanları, harf ilmi, şane ilmi, davet ilmi sahipleri Gavri'ye dediler ki: «Sana bu niyet ettiğin kimseden zarar gelir.» Gavride başının çaresine bakıp, bütün kıymetli rtıal ve eşyasını İskenderiye kalesi hazinesine doldurdu. Sultan Selim önce yedi parça gemi ile İskenderiye'yi muhasara ettirip kendisi de karadan Mısır üzerine gidip Gavri ile savaş etti. Arslan tasvirli Nasrun minallah yazılı kırmızı sancakta İskenderiye hazinesinden çıktı. Bir cevahir sanduka içinden, Resulü Ekremin Uhud gazvesinde kırılan dişleri, bir tutam sakalı şerifleri ve mübarek gözlerinin sürmedanı, mildanı, bir kıta hasırdan içi ziftli abdest ibriği, sanuber ağacından bir teşbih, bir adet şimşirden nalın, bir hezaran alaca asa ve mübarek pabucu, ikikıta hırkai şerifi, biri hurma lifi sarıya çalar beyaz pamuk suzeni cıllay hil'atı, bir kara kılıç, bir deve yünlü kuşak bir deve yünlü örtü, bir deve yünlü sarık, bir be yaz arakiyye, bunlar katkat sırmalı bohçalar içinde olup üzerlerinde (bunlar Peygamberin muhallefatıdır) yazılı ydi. Ciharyarı güzinin kılıçlan, eski padi şahların elbiseleri, silahlan, bin sanatlı tüfek bin Mısır kılıcı, binzırh, binyay, ok ve bin Halep ve Dımışk kalkanı, bin Şam mızrağı, hesapsız Dımışkı topuz, bin katlavi, bin toğulgay, bin mertebani tabak.
- 159Kamaniçe (Kamianets-Podilskyi / Ukrayna)(1672)
Vezir-i A'zam bir kale fethetse gün, başkumandan bir kale fethetse gün veya gün şenlik olur. Hatta Kamaniçe şenliği gibi bir şenlik, hazreti Adem zamanından beri ne olmuş, ne olacaktır. menzin şehrinde, Dimyat'tan, Birmigal'den, Reşid'tenarpa ve pirinç hasıl eden yer lerden beşkere yüzbin erdep pirinç, kafes şeker, ferde kahve, hurma tahsil edip Reşit'tebüyük miri mahzene yığar. YİRMİ DÖRDÜNCÜ HAZİNE MISIR MOLLASININ ASKERİ KAS- SAMİNİN VE MISIR EYALETİNDE KADILARIN TAHSİLLERİDE BİR MISIR HAZİNESİDİR: Mısır mollasının senede adalet üzere kesesi hasıl olur. YİRMİ DOKUZUNCU, MİRİNİN KENDİNE TAHSİL ETTİĞİ HAZİ NELERİ anlatır: Sultan Selim kanununa göre, Mısır valilerinin Hassı hümayun karşılığında Mısır kesesi keşufiyyesi var. OTUZ ÜÇÜNCÜ HAZİNE, MISIR VEZİRİNİN MERTEBE SAHİ Bİ AĞALARIN TAHSİL ETTİKLERİ HAZİNEYİ anlatır: Önce kethüda tedbirli ise, binkese tahsil eder. OTUZ DOKUZUNCU HAZİNE, MISIR'IN BEYLERİ, ÇERKEŞ BEYLERİ VE DİĞER AYANIN TAHSİL ETTİKLERİ HAZINELERİ BİLDİRİR: Bütün Mısır ayanına beş Mısır hazinesi faiz hasıl olur diye yazılıdır. Cökte uçan, yerde gezen, denizde yüzenden kendileri için mal tahsil edip öşürlerini ağalarına, nazırlarına, mültezimlerine, keşşaflarına devlet malı verip borçlarını ödedikten sonra bunlara Mısır hazinesi mal kalır diye yazılmış ki, bu reaya karı hazinesiyle hazinedir. Dimyat senede kese, Bulak, Bab-ı Nasr ve eski Mısır'ı ve bostanlar karşılığında Ma'diyye'yi de Tahrir eminine senelik keseye, tenvis'i de keseye verdi ki buna bahar eminliğidir (!), bazısından kese hasıl olur. ALTMIŞ BEŞİNCİ HAZİNE: Mısır içinde adet esnafda iki Mısır hazinesi kar ederler.
- 160Lvov (Lvov / Ukrayna)(1672)
Vezir-i A'zam bir kale fethetse gün, başkumandan bir kale fethetse gün veya gün şenlik olur. Hatta Kamaniçe şenliği gibi bir şenlik, hazreti Adem zamanından beri ne olmuş, ne olacaktır. menzin şehrinde, Dimyat'tan, Birmigal'den, Reşid'tenarpa ve pirinç hasıl eden yer lerden beşkere yüzbin erdep pirinç, kafes şeker, ferde kahve, hurma tahsil edip Reşit'tebüyük miri mahzene yığar. YİRMİ DÖRDÜNCÜ HAZİNE MISIR MOLLASININ ASKERİ KAS- SAMİNİN VE MISIR EYALETİNDE KADILARIN TAHSİLLERİDE BİR MISIR HAZİNESİDİR: Mısır mollasının senede adalet üzere kesesi hasıl olur. YİRMİ DOKUZUNCU, MİRİNİN KENDİNE TAHSİL ETTİĞİ HAZİ NELERİ anlatır: Sultan Selim kanununa göre, Mısır valilerinin Hassı hümayun karşılığında Mısır kesesi keşufiyyesi var. OTUZ ÜÇÜNCÜ HAZİNE, MISIR VEZİRİNİN MERTEBE SAHİ Bİ AĞALARIN TAHSİL ETTİKLERİ HAZİNEYİ anlatır: Önce kethüda tedbirli ise, binkese tahsil eder. OTUZ DOKUZUNCU HAZİNE, MISIR'IN BEYLERİ, ÇERKEŞ BEYLERİ VE DİĞER AYANIN TAHSİL ETTİKLERİ HAZINELERİ BİLDİRİR: Bütün Mısır ayanına beş Mısır hazinesi faiz hasıl olur diye yazılıdır. Cökte uçan, yerde gezen, denizde yüzenden kendileri için mal tahsil edip öşürlerini ağalarına, nazırlarına, mültezimlerine, keşşaflarına devlet malı verip borçlarını ödedikten sonra bunlara Mısır hazinesi mal kalır diye yazılmış ki, bu reaya karı hazinesiyle hazinedir. Dimyat senede kese, Bulak, Bab-ı Nasr ve eski Mısır'ı ve bostanlar karşılığında Ma'diyye'yi de Tahrir eminine senelik keseye, tenvis'i de keseye verdi ki buna bahar eminliğidir (!), bazısından kese hasıl olur. ALTMIŞ BEŞİNCİ HAZİNE: Mısır içinde adet esnafda iki Mısır hazinesi kar ederler.
- 161Varşova (Varşova / Polonya)(1672)
Yanvanda Tuna suyu İstan bul'açok aksın diye yüzbinlerce işçi Tuna nehri içinde ceraskal ilmi ile hamam kubbesi büyüklüğünde, biri Demirkapı önünde Karaşvarşovata rafında fil büyüklüğünde taşlarla dağlar yığarlar. Sonra (1650) tarihinde efendim Melek Ahmed paşa sadrazam lıktan alındığında kendisine Özü eyaleti ihsan olunduğu zaman Rusçuk kalesinden beni Vidin nazırının hesaplarım görmeye gönderdi. Kapının üzerindeki kule içinde uzun minareli Süleyman Han camii var. öyle ki (1359) tarihinde Bursa şehrinden Gazi Hüdavendigar, Rum diyarına geçip Edirne kalesini Rum kralı Edrona kralın elinden alıp, küçük Makedonya olan Filibe ve Sofya şehirleri ile Üsküp kalesini, ayrıca yüz adet kaleyide fethederek Tuna kalelerine gelir.
- 162Edirne (Edirne)(1673)
Edirne'de bab-ı hümayun önüne padişah tuğu çıktı. padişahın fermanı ile OsmanlI askeri Üsküdar sahrasında çadır ve ağırlıklarla durup Anadolu vilayetlerinde ne kadar asker varsa toplandı. Erzurum eyaletiyle Gürcistan, Ahıska, Kars, Trabzon ve Van askerlerine Gürcü Mustafa serdar olup, onlarda deniz gibi asker ile Murtaza Paşa ile birleşmeğe geliyor ydi. Atları süı.'atli olanların nicesi, yönlerini Üsküdar'da Köprülü Mehmed Paşanın otağına çevirip, atlarını çekip, soluk aldıktan sonra, nasıl bozulup, kırıldıklarını anlattıkları ve vezirlerin kaçtıklarım Köprülü'ye bildirdikleri vakit Koca Köprülü tedbirli davranıp «Bu haber yayılma sın» diye gelenleri hapsettirdi isede yerin kulağı var derler, onun için ertesi günü «Haşan Paşanın Murtaza Paşa ile Gürcü Mustafa Paşayı sekenyedibin ve sarıca ile Üsküdar'a geliyormuş.» diye bir dedikodu Üskü dar'daki asker deryası içinde çalkalandı!. Köprü lü kayıklarıda yasak etti, ö gün Ahmed Paşa efendimize ve Boynu - Eğri Mehmed Paşaya fermanlar gönderildi. Her geçen gün etraftan canı yanmış reaya ve beraya ileye nilgiye uğramış asker tarafından kuşatılmakta ydi.
- 163Bursa (Bursa)(1676)
BURSA ÇEŞMELERİ Gerçi bu şehrin çeşmeye ihtiyacı yok ama, gelip geçenler için hayır sahihleri ikibin altmış çeşme yaptırmışlardır. Bursa şehri Keşiş dağının (Uludağ) eteğinde kurulduğu için, evleri hep birbirinden yüksekçe yapılmış. BURSAŞEHRİHAMAMLARI Çelebi Sultan MehmedHam amı: Anlatılması zor bir hamamdır, inebeyi Çarşısı hamamı: Yıldırım Han vakfıdır. Tahtakale hamamı, Kayağan Çarşısı hamamı, Bostani hamamı, Kale hamamı, Bıçakçı hamamı, Muradiye hamamı ve Yıldırım hamamı.
- 164Dağıstan (Dağıstan / Rusya)(1680)
Biri Şirvan ve Şumahı kaleleri ile Dağıstan padişahının Tarha adlı ülkesinin yakı nında, Hazer denizi kenarında İskender Zülkarneyn'in yaptırdığı demir kapıdır ki Arap tarihlerinde ona «Rabülebvab» derler. Tarihçi Yunanlı Yenvan ki İstanbul şehrini kuran Madyan oğlu Yanko'nun kardeşidir, bu Yenvan sene yaşamıştır. Yine Berkoz (Tierkoz)'dan Ka radeniz kenarıyla Karadeniz boğazı yerindenta Kurşunlu mahzen burnu na, oradan Galata, Kasımpaşa ve Hasköy'den Kağıthane, deresi üzerinden köprüler ile Eyyube'l-Ensari kapısı olan yerde kale çevresi tamamlansın diye bu on safyeri kuşatan kale hendeklerinin yerini gören Yenvan kral kardeşi Madyanoğlu Yanko'yaderki: Yenvan kral: «Behey birader, Melik Ruhbeam padişahımızdan bildiğimiz bilgilere göre yine bizim Yunan padişahlarımızdan Aleksandır, yani İskender adlı namlı bir ulu padişa hımız, Muhammed'in geleceğinden yıl evvel, Karadeniz boğazım kesip Karadeniz'i Akdeniz'e akıtırken bu senin kuracağın Makedonya şehrini ve Kaydfane kızının şehirlerini Karadeniz'in suyu harab edecektir diye Süleyman Peygamberin oğlu Ruhbeam kral efendimizden dinledim» dediğinde Madyan oğlu Yanko der ki: Kral der: «İmdi birader, Allah'a yemin ederim ve Davut nebi dini hakkı için olsun, bu büyüklükte kale yaptırıp tamamlarsan bende Kudüs'ten gelip bu kale temelini görem, bu senin Makedonya ki bende Tuna nehrini senin kale içinden akıtam.» diye söz verip Kudüs'egider. Sonra Osmanlı padişah larından Sultan Süleyman Han (Allah rahmet eylesin) İstan bul içinde Kırk çeşme, Ebülfeth ve Sultan Bayezid Veli sularının yetme diğini görüp İstanbul'dan bir konak uzaklıkta Karadeniz yakınındaki dağ larda olan suları büyük havuzlara toplayıp, Mimar Sinan'ın hesabı ve iş çiliği ileta İstanbul'un içlerine kadar kat, katsu kemerleri yaptırır. Hatta bina emini ve mimar başı Sinan bin Abdülmennan ağaların kayıtlarına göre Süleyman Han sadece bu su hayrına 896.383 flori harcanmış. Şimdiki hesaba göre 2.241 yükakçe eder. Eğer İstanbul içindeki Madyan oğlu Yanko'nunsu kemerleri üzerine yeni kemerler yapılmasa ydi 3.000 yükakçe ederdi. İstanbul'un temellerinin bir iki adam boyu yükseldiğini görünce altı yüzbin insanın gayret ve çalışmalariyle elbette bu kalenin ortaya çıkacağım anlayan kral Yenvan, kardeşi kral Yanko'yader ki: «Birader, Allah hayırlı kılsın, yirmi y 1 da bu kale tamamlanır.
- 165Derbent (Derbent / Dağıstan)(1680)
Kale içinde seksen ev, bir Selim han camii var. Sonunda Canbulat zade Hüseyin paşa zamanında evlatları ve birçok ayan ve eşraf toplanıp şeyh İsa'nın mübarek naşını mezanndan çıkanp seneden beri kefeni içinde cesedini terütaze bulurlar. Sonra kale dizdarından yoklama için kuruş ve bir at ve kırksi lahlı, yiyecek içecek alıp Burlos'tangöl kenarından doğuya doğru parça bakımlı köyler geçerek. Ogün karadan adam, denizden rüldü- Eşyalarınıda alıp, şenlikler yaparak yelken açıp, düşmanın filikasınıda yedeğine alıp gittiler. Yine çarşı içinde buğday pazarı nayakın Nil kenarında Deniz camii olup sütun üzerine nakışlı tavandır. Türkül Müselleha'da Şataniyye camii, Muruz çarşısında Muiniyye camii, (büyük camide derler) içinde sütun yok. Sukul Basal?. da Zaviyetül Haliç, Şeyh Abbas tekkesi yakınında Seyyid Tavil camii, Dilaver bey sarayı yanında Kasımiyye camii, eski kale yakınında İbni Harun camii, şeyh Ömer camii, Mafşı camii yakınında Denbiyye camii, Ebu Atiyye camii, Sukul Kasbi'de Nasıriyye camii, Sukulebeııde şeyh Hat'amca mii, Hartül Mirkabe'de Erbau camii, Ketani yakınında tbni Tillis camii. Bu şehirde medrese, on bir tekke, üçsebil var. Habbeza bu bir sebil-iab-ı hayvan Hemşinisidir İsmail Rırvan Gerektir böyle hayra ola tarih Hezar ahsentü İsmailtü iz'an Sene (1071) Dört hamamı var (Rıdvan çorbacı, Kadı, ibni Mismar, Arnavut hamamları), han var.
- 166Kahire (Kahire / Mısır)(1681)
MISIR ŞEHRİ İÇİNDEKİ KUYULARI, ACI ÇEŞMELERİ SAKİYE VE HAVUZLARI anlatır Bayram paşa Mısır Valisi iken bütün Mısır'ıyazdı. Mısır şehri içinde böyle havuzlu sakiyeler var. Ve Mısır şehrinde umumi cadde var. Mısır'da Nil kesimi olduktan sonra Mısır'ın içinde ve dışında kırk yerden Nilakıp bütün kanallardan sakalarsuta şırlar. Bir deve yüküsu bir Mısır parasına, bir keçi tulumusu ikiman gıra olur. Bütün Mısır halkı yıldız ilmini ve sihir ilmini bunlardan öğrendiler. MISIR'IN İÇİNDEN AKAN VE BÜTÜN CANLILARI VE ŞEHRİ SULAYAN KANALLARI anlatır Bütün dünyada temmuz ayında sular çekilir, fakat Mısır'da temmu zun kıpti senesi başında tut denilen günde Nil taşıp gün sonra Üm mülkiyas'da Nil arşın mile beraber olunca bütün Mısır büyükleri, devlet erkanı Gavri Sakiyesi dibinde Ebul Menca denilen bir göz köprü başında toplanıp, dua ederler ve kıpti meliklerinden Mukavkis'in yaptırdı ğı Halici kapayan toprağı kaldırırlar. Mısır halkı zevk ve safa eder, balık avlarlar ve Mısır'ın bütün dilberleri can ve cananlan, mahbup civanları, hiçutan madan peştemalsız çıplak, gümüş balığı gibi yüzerler. Fakat Mısır içinden geçen haliç üç konakta Belbis'ekadar sular.
- 167Kasr'ül-Ayn (Kahire / Mısır)(1682)
Bunlardan başka Derbül Kenisiyye yakınında Şeyh Ebubekir Elmuarref, Sitti Nefise yolunda Uzun kabir Meşhedi (ba zıları Kırklar makamı derler), yakınında Ebubekir Telismati, ona yakın Nasıreddin sultan veziri (200 yaşında Selim hana yetişmiştir) Bab-ı Nas yakınında Hazreti Musa makamı, Dikke köprüsü yakınında Şeyh Haşan Şazeli (Sar'alı olanlar kırk gün hizbül bahir okurlarsa şifa bulur, da vefat etmış). Elmuktesit Billah, tevefat etti, yine halifelerden Elmüstekfi Billah, Elmüstencid Billahda Sitti Nefise yakınında gömülüdür. Salahaddin Yusufda kendi camii yakınında gömülüdür. Çerkeş padişahlarının altıncısı Melik Tahir Tatari, teöl müştür. Mısır'ın güney dışında adım uzakta camili tekkeli bir yerde Ebussuud carihi kabri var. Fakat inci günü papaz ölür, Şeyh Recep günü tamamlar. Mezarı doğusunda Ayni Hüreyre derler birsu var. Bab-ı Nasr yakınında Aynı Gazali kabri var. anlaşılan o ki aynı gün Sariye ve askeri Ömer'in sesini duyup arkalarını dağa vererek mağlup olmaktan kurtulur ve Acemleri kılıçtan geçirirler. Hazreti Sariye kubbesi içinde adet kimse daha gömülüdür.