Seyahat · 30 durak

1577 Kuzeybatı Denizleri Seyahatnamesi

1577 Kuzeybatı geçidi seferi: Blakewall ve Harwich'ten yola çıkış, Orkney, Fresland buzulları, Meta Incognita (Kraliçe'nin İlk Toprakları), Frobisher Boğazı, yerlilerle temas ve çatışmalar, altın cevheri yükleme, İngiltere'ye dönüş ve Kraliçe Elizabeth huzurunda esir yerliler. Kaynak: Beschreibung Der schiffart des Haubtmans Martini Forbischer (1580 Almanca baskı). ÖNB Z256472808.

Duraklar(30)

  1. 1
    Blakewall ve Port Harwicke(1577)

    Kaptan Martin Frobisher, Kraliçe tarafından kendisine tahsis edilen biri 150 tonluk büyük bir gemi, ikisi küçük tekne (barque) ve 140 kişilik mürettebatla (soylular ve askerler dahil) Londra'ya iki mil uzaklıktaki Blakewall'dan yola çıkar. İlk olarak Port Harwicke (Harwich) limanına gidip demir atarlar. Burada geminin eksik kalan erzak ve diğer ihtiyaçlarını karşılarlar.

  2. 2
    Port Harwicke'den Açık Denize(1577)

    Kendilerini Tanrı'nın korumasına ve lütfuna emanet ederek Port Harwicke'den demir alıp yelken açarlar.

  3. 3
    Orkney Adaları (Orcadibus)(1577)

    Uygun bir rüzgarla yola devam eden mürettebat, İskoçya yakınlarında bulunan ve sayıları 30'u bulan Orkney adalarına (Orcadibus) ulaşır. Burada yaşanan teferruatlı olaylar şunlardır: Taze Su İkmali ve Karaya Çıkış: Gemilere taze su tedarik etmek için dururlar. Kaptan, soyluların ve askerlerin karaya çıkıp biraz dinlenmesine ve eğlenmesine izin verir. Yerlilerin Korkusu: Adada yaşayan halk, gemileri ve inen askerleri görünce büyük bir korkuya kapılır. Onları deniz korsanları sanarak çığlık çığlığa kaçışırlar ve evlerini terk ederler. Yazar, bu insanların daha önce deniz hırsızlarından çok çektikleri için bu kadar korktuklarını belirtir. İngilizler iyi niyetli olduklarını işaretlerle anlattıktan sonra yerliler evlerine geri döner. Adalıların Yaşam Tarzı: Yazar adalıların yaşamını çok ilkel bulur. Evleri taştan yapılmıştır ama bacaları yoktur. Ateşi evin tam ortasında yakarlar; evin bir tarafında aile yemek yiyip yatarken, diğer tarafında hayvanları barınır, yani insan ve hayvan aynı çatı altındadır. Beslenme ve Giyim: Odun olmadığı için kurutulmuş yosun (turba) ve inek dışkısı yakarlar. Tarım yoksuldur, biraz lahana ve yulaf ekerler ve bununla krallarına vergi öderler. Temel geçim kaynakları balıkçılıktır, balıkları güneşte ve rüzgarda kuruturlar. Yemekleri çok pis pişirdiklerini ve tuzsuz yediklerini belirtir. Kıyafetleri İskoç köylülerine benzer, dinleri ve kiliseleri de İskoçlarla aynıdır.

  4. 4
    Orkney'den Ayrılış ve Kutup Yazı(1577)

    Orkney limanından 8 Haziran'da ayrılırlar. 4 Temmuz'a kadar batı ve kuzeybatı yönünde sürekli yol alırlar. Bu süre zarfında kutup yazına girdikleri için geceleri havanın hiç kararmadığını, en karanlık saatte bile güverte üstünde rahatça kitap okuyabildiklerini hayretle not düşerler. Ayrıca yolda, muhtemelen sellerin veya suların denize sürüklediği çok büyük ve güçlü çam ağaçlarının denizde yüzdüğünü görürler.

  5. 5
    Fresland (Friesland) Açıkları(1577)

    Fresland adı verilen topraklara yaklaşırlar. Ancak bu noktada doğanın şiddetli yüzüyle karşılaşırlar: Devasa Buzullar: Kıyıdan 10-12 mil uzaklıkta devasa buz adalarıyla (buzullarla) karşılaşırlar. Bazıları yarım mil uzunluğunda, bazıları ise deniz seviyesinden 30-40 arşın yüksektedir. Beklenmedik Kış Ortamı: Mürettebat, sıcak ve ılıman ülkelere gidip güzel kokulu ağaçlar ve öten kuşlar bulmayı umarken, Temmuz ayında olmalarına rağmen inanılmaz bir soğuk, dolu, kar ve Aquilon (Kuzey) fırtınalarıyla karşılaşır. Yazar, doğanın tersine döndüğünü ve aniden kışa girdiklerini sanır. Karaya Çıkma Çabası: Buzullar sahilin önünde yıkılmaz bir duvar gibi durmaktadır. Kaptan üç gün boyunca küçük bir tekneyle karaya çıkmanın yollarını arar ama buzlar yüzünden bunu başaramaz. Kuşlar: Karada yaşam olduğuna dair hiçbir işaret göremezler. Sadece bölgede çok yaygın olan yoğun sis yüzünden yönünü kaybedip gemilerine sığınan birkaç küçük kuş görürler.

  6. 6
    Fresland'dan Ayrılış(1577)

    Buzlar ve fırtınalar nedeniyle Fresland'da karaya çıkamayan mürettebat, 8 Temmuz günü bu bölgeden ayrılıp yola devam etme kararı alır.

  7. 7
    The Quenes Foreland ve Frobisher Boğazı(1577)

    Fresland açıklarındaki buzullardan ayrıldıktan sonra, 16 Temmuz'da Kaptan Frobisher'ın önceki seferinde (1576) "The Quenes Foreland" (Kraliçe'nin İlk Toprakları) adını verdiği bir adaya yaklaşırlar. Coğrafi Çıkarımlar: Mürettebat, bu adanın Amerika kıtasının anakarasına yakın olduğuna inanır. Bu adanın tam karşısında ise Asya anakarasına bağlı olduğunu düşündükleri ve "Her-Hasles Isle" adını verdikleri başka bir ada bulunmaktadır. Boğaz ve Buzullar: Bu iki ada arasında, Kaptan'ın "Her Forbisher Streight" (Frobisher Boğazı) adını verdiği bir boğaz yer almaktadır. Kaptan, boğazın ardında "Sur" (Güney) denizine açılan bir yol olduğuna inanmaktadır ancak burası aşılmaz devasa buzdağları ile doludur. Kaptanın Cesareti: Buzlar aşılmaz bir duvar gibi dursa da Kaptan Frobisher, kraliçesine hizmet etme ve vatanını gururlandırma arzusuyla adamlarına cesaret verir. Büyük gemiyi ve iki küçük tekneyi (barque) buzdan zarar görmemeleri için açık denizde bırakarak, iki küçük keşif teknesiyle (brigantine) doğu kıyılarına doğru buzların arasına dalar.

  8. 8
    Doğu Kıyılarında Yerlilerle İlk Temas(1577)

    Kaptan kıyı boyunca ilerlerken, sahilde zıplayan, dans eden ve tuhaf çığlıklar atan yerlileri görür. Ticarete Girişim: Kaptan, dostane işaretler yaparak onları yanına çağırmaya çalışır, onlara bıçak, zil ve ayna gibi ufak tefek eşyalar sunar. Ancak yerliler son derece kurnaz ve şüphecidir; ellerinden hiçbir şey almazlar. İngilizlerin verecekleri eşyaları yere bırakmalarını işaret ederler, ardından gelip bunları alır ve karşılığında kendi eşyalarını yere bırakırlar. İlk Çatışma ve Esir Alma: En sonunda iki yerli silahsız bir şekilde yaklaşır, Kaptan da onlara silahsız gider. Kaptan aniden içlerinden birini yakalamaya çalışır ancak yerliler hızla kaçıp yaylarını ve oklarını alırlar. Geri dönüp oklarını İngilizlere doğrulturlar. İngilizler de karşılık verir; yerlilerin birçoğu yaralanır, İngilizler iki kişiyi yakalar. Bunlardan biri daha sonra kaçmayı başarır, diğeri ise esir olarak ellerinde kalır.

  9. 9
    Açık Deniz — Gece Yarısı Fırtınası(1577)

    Kaptan kıyıda yerlilerle meşgulken, açık denizde bırakılan ana gemi ve iki tekne korkunç bir gece yarısı fırtınasına yakalanır. Buzların Arasında Hayatta Kalma Mücadelesi: Rüzgar ve devasa buz kütleleri gemiyi "binlerce parçaya ayıracak" kadar şiddetlidir. Topçubaşının (Büchsenmeister) büyük ustalığı ve o bölgelerde yaz aylarında gecelerin aydınlık (gündüz gibi) olması sayesinde mucizevi bir şekilde batmaktan kurtulurlar. Eğer gemi batsaydı, mürettebatın kaçacak hiçbir yeri yoktu.

  10. 10
    Kaptanın Gemiye Dönüşü ve Altın Müjdesi(1577)

    Kaptan Frobisher, 19 Temmuz'da açık denizdeki ana gemiye geri döner. Altın Hırsı: Kaptan, keşfettiği bu ıssız ve verimsiz dağlarda büyük hazineler (altın madeni) bulduğu müjdesini verir. Zengin olma umudu mürettebatı o kadar sevindirir ki, bir gece önce yaşadıkları ölüm korkusunu ve melankoliyi tamamen unuturlar; herkes bu yeni bulunan madenden ne kadar çok pay alabileceğini hayal etmeye başlar.

  11. 11
    Jackmans Sonde(1577)

    20 Temmuz'da rüzgarın buzları dağıtmasıyla gemiler boğazdan içeri girmeyi başarır. Kaptan, batı kıyısında ana geminin ve iki teknenin güvenle demirleyebileceği bir yer bulur. İsimlendirme ve Kayıp: Buraya "Jackmans Sonde" adı verilir. Bu sırada mürettebattan biri "vücut zayıflığı" (hastalık) nedeniyle hayatını kaybeder. Buz Nöbeti: Gemiler demirli olmasına rağmen güvende değillerdir. Mürettebat, akıntıyla üzerlerine gelen devasa buz parçalarının gemiyi parçalamasını önlemek için sürekli kürekler ve aletlerle buzları gemiden uzaklaştırmak zorundadır.

  12. 12
    Amerika (Batı) Kıyısı — Altın Taşlar ve Narwhal(1577)

    Kaptan, Amerika anakarasına bağlı olduğunu düşündüğü batı kıyılarını incelemek üzere iki tekneyle yola çıkar. Altın Gibi Parlayan Taşlar: Bu kıyıda güneşte altın gibi parlayan taşlar bulurlar, ancak yazar burada "Her parlayan şey altın değildir" atasözünü hatırlatarak bunların sonradan altın çıkmadığını not düşer. "Deniz Tekboynuzlusu" (Narwhal): Denizde yüzen ölü bir balık bulurlar. Bu balığın burnunda yaklaşık 1,5 arşın uzunluğunda, düz ve ucu kırık bir boynuz vardır. Gemiciler boynuzun içinin oyuk olduğunu fark edip içine örümcekler atarlar; örümcekler anında ölünce, bunun efsanevi "tekboynuzlu at" (Meereinhorn) boynuzu olduğuna ve onunla aynı zehir-giderici şifalı güce sahip olduğuna inanırlar.

  13. 13
    Balina Derisinden Çadırlar(1577)

    Kaptan Frobisher, etrafı incelerken uzaktan balina derisiyle kaplanmış iki çadır ve içinde insanlar görür. Çadıra Giriş: Yerliler, İngilizleri görünce hızla dağlara doğru kaçarlar. Kaptan çadırlara girer; içerideki hiçbir şeye dokunmaz, sadece bir köpeği yanına alır. İyi niyet göstermek adına çadırın içine bıçaklar, ziller, aynalar ve incik boncuk bırakıp gemiye döner.

  14. 14
    Blondiponti (Kanlı Burun)(1577)

    Mürettebat kendi aralarında toplanıp, bir önceki yıl (1576) kaybettikleri 5 İngiliz denizcinin akıbetini öğrenmek için ne pahasına olursa olsun birkaç yerliyi canlı yakalamaya karar verir. Pusu Girişimi: Çadırların olduğu yere döndüklerinde, yerlilerin çadırları söküp denize doğru uzanan bir buruna taşıdıklarını görürler (amacı tehlike anında kayıklarla kaçabilmektir). İngilizler iki gruba ayrılıp tepeyi kuşatarak onları pusuya düşürmek ister. Ancak yerliler onları fark eder, tüm küreklerini sahilde bırakıp kayıklarına atlayarak hızla uzaklaşırlar. Umutsuz Çatışma ve İntihar: İngilizler tekneleriyle onları kovalayıp karaya çıkmaya zorlar. Karaya sıkışan yerliler yay ve oklarla İngilizlere saldırır; İngilizler ise ateşli silahlarla karşılık verip birçoğunu yaralar. Yenileceklerini anlayan yerliler, esir düşmektense kayalıklardan kendilerini denize atarak intihar etmeyi seçerler. Yazar, bu insanların hiçbir medeniyet bilmediğini ve ölümden korkmadıklarını hayretle not eder. Esir Alınan Kadın ve Bebek: Dağlara kaçmaya çalışan ancak diğerleri kadar hızlı koşamayan iki kadın geride kalır. Biri çok çirkin ve yaşlıdır; İngilizler onun bir "cadı" olduğundan korkup gitmesine izin verirler. Diğeri ise kucağında bebek taşıyan genç bir kadındır ve onu esir alırlar. Blondiponti: Yaşanan bu şiddetli ve ölümcül çatışma nedeniyle yazar, bu durağa Blondiponti (Blutige Spitze / Kanlı Burun) adını verdiklerini söyler. Yağma ve Yıkım: Yerlilerin vahşi ve acımasız olduğunu düşünen İngilizler, onlara artık dostça yaklaşmaktan vazgeçip çadırlarındaki her şeyi parçalarlar. Yazar burada yerlilerin altını veya gümüşü olmadığını, sadece hayvan derileri ve siyah "kurt benzeri" köpekleri olduğunu not düşer.

  15. 15
    Batı Kıyısından Ayrılış(1577)

    Amerika kıyısı olduğu varsayılan bu batı kıyılarında ve Jackmans Sonde civarında toplam 15 gün demirli kaldıktan sonra, 3 Ağustos günü buradan demir alıp doğu kıyılarına doğru hareket ederler.

  16. 16
    Anne Warwike Adası — Demirleme(1577)

    Batı kıyılarından (Amerika olduğu sanılan taraf) ayrılan mürettebat, 4 Ağustos'ta Doğu kıyılarına (Asya olduğu sanılan taraf) ulaşır ve Kaptan Frobisher ile buluşur. İsimlendirme: Kaptan, buradaki güzel bir koya demir atar ve buraya Kontes Warwick'e ithafen "Anne Warwike" adını verir.

  17. 17
    Altın Madeni Kazısı (200 Ton)(1577)

    Kaptan, adada büyük miktarda değerli "altın" cevheri bulduğuna inanmaktadır. Bu hazinenin, önceki seferdeki kayıpları telafi edeceğini ve hayatlarını riske atan mürettebatı ödüllendireceğini düşünür. Büyük gemi ve iki barçanın bu cevherle doldurulmasına karar verilir. Kazı Süreci: 7 Ağustos'tan 22 Ağustos'a kadar Kaptanın gözetiminde aralıksız çalışan mürettebat, gemilere yüklemek üzere tam 200 ton cevher çıkarır. Tanrı'nın ve Kraliçe'nin izniyle ileride bu bilinmeyen kuzey dağlarına daha fazla maden için dönmeyi umut ederler.

  18. 18
    Kayıp 5 Denizci Müzakere — Kral Cacouche(1577)

    Adadayken yerliler birkaç kez sahilde boy gösterir. Kayıp 5 Denizci: Kaptan, bir önceki yıl (1576) kaybettikleri 5 adamının akıbetini öğrenmek umuduyla yanına birkaç kişi alıp küçük bir tekneyle onlara yaklaşır. Kral Cacouche: Yerliler işaret diliyle, kayıp 5 İngiliz'den 3'ünün hala hayatta olduğunu anlatırlar. Ayrıca "Cacouche" adında bir kralları olduğunu, bu kralın omuzlarda taşındığını, çok iri yapılı ve en güçlü İngiliz'den bile daha uzun boylu olduğunu tarif ederler. Mektup ve Ticaret Yöntemi: Yerliler, 3-4 gün içinde kayıp adamları getireceklerine söz verip İngilizlerden kalem ve kâğıt isterler. Kaptan onlara bir mektup, kâğıt, mürekkep ve tüy kalem verir. Ancak yerliler bunları asla elden almazlar; İngilizlerin eşyaları yere bırakmasını ve uzaklaşmasını işaret ederler. Yazar, yerlilerin diğer komşu kabilelerle de bu şekilde yere mal bırakarak "sessiz ticaret" yaptıklarını not düşer.

  19. 19
    İlk Pusu Girişimi(1577)

    Dört gün sonra yerliler sahile geri döner ancak ilk buluştukları yere değil, adanın farklı bir noktasına gelirler. Kaptan, kayıp adamlarından haber alacağı umuduyla sevinçle teknesine atlayıp yanlarına gider. Yerliler büyük sevinç gösterileri yaparak Kaptanı adanın bir burnuna/çıkıntısına doğru çağırırlar. Ancak Kaptan, burnun arkasında büyük bir yerli grubunun saklandığını ve bunun bir pusu olduğunu fark edip işaretlerle cevap vererek oradan uzaklaşır.

  20. 20
    Et Tuzağı ve Sahte Topal(1577)

    Başka bir gün Kaptan, haritasını daha iyi çizebilmek için iki küçük keşif teknesiyle (brigantine) bölgeyi incelerken sahil kenarında üç yerli görür. Kaptan adamlarıyla kıyıya yaklaşır ama kayalıkların arkasında yine büyük bir grubun saklandığını fark eder. Silahsızlık Numarası: Sahildeki üç yerli, kurnazca davranarak ellerini havaya kaldırıp silahsız olduklarını ve "iyi dost" olduklarını göstermeye çalışırlar. Ancak İngilizlerin acele etmediğini görünce taktik değiştirirler. Çiğ Et Tuzağı: İçlerinden biri sahile bir parça et bırakır ve İngilizleri yemeye davet eder. Yazar, yerlilerin İngilizleri karaya çekip onları yakalamak, boğmak ve yemek (yamyamlık) niyetinde olduklarına inanmaktadır. İngilizler bu kurnazlığı anlar; kıyıya çıkmak yerine tekneden et parçasının üzerine bir kanca fırlatıp çekerler. Aldıkları bu eti, henüz İngiliz yemeklerine alışamayan ve gemide esir tuttukları kadın ile erkeğe yedirirler. Sahte Topal Numarası: Planları işe yaramayan yerliler bu kez başka bir oyun dener. İçlerinden biri topallıyormuş ve bacağını kullanamıyormuş gibi davranır; bir arkadaşı onu omzunda taşıyarak sahile getirir ve orada tek başına bırakıp kaçar. Amaç, İngilizlerin bu "savunmasız" yerliyi esir almak için karaya çıkmasını sağlamaktır. Tüfek Atışı ve Çatışma: Kaptan oyunun farkına varır ve bir askerine "topal" adamın yakınına silahla ateş etmesini (Hacken) emreder. Yüzüne toprak sıçrayan sahte topal, anında ayağa fırlayarak rüzgardan bile hızlı bir şekilde arkadaşlarının yanına kaçar. Bunun üzerine saklanan tüm yerliler ok, yay ve sapanlarıyla ortaya çıkarak saldırıya geçer. İngilizler de yaklaşık 40 el ateş ederek birçoğunu yaralar. İngilizler, bu insanları dostlukla kazanmanın imkânsız olduğunu, onlara karşı artık sadece korku ve güç kullanmaları gerektiği sonucuna varırlar. Kayıp 5 adama ne olduğu ise bir daha asla öğrenilemez.

  21. 21
    Yerli Yaşamına Dair Gözlemler(1577)

    Yazar, Anne Warwike adası ve çevresinde bulundukları süre boyunca yerlilerin yaşam tarzına dair çok ince detaylar kaydeder: Görünüm ve Dövmeler: Yerliler çok güçlü, iyi orantılı ve güneş altında çalışan köylüler gibi esmer tenlidir. Erkekler saçlarını keskin taşlarla keserken, kadınlar iki çift düğüm yapıp yüzlerine ve şakaklarına sarkıtırlar. Kadınlar ayrıca yanaklarına ve göz çevrelerine iğneyle delikler açıp mavi boya dökerek kalıcı dövmeler yaparlar. Beslenme: Yazar, et ve balıkları çiğ yediklerini, bazen biraz su ve kan içinde kaynatıp suyunu içtiklerini, su yerine sert buzları kemirdiklerini anlatır. Hiçbir otu veya bitkiyi yıkamadan, tuzsuz ve yağsız bir şekilde karınlarını doyurmak için hayvanlar gibi yediklerini belirterek onları vahşi bulur. Masaları yoktur, ellerini silmek için köpeklerini kullanırlar. Köpekler ve Kızaklar: Simsiyah kurtlara benzeyen köpekleri vardır. Bu köpekleri tıpkı öküz veya at gibi kızaklara koşup buzun üzerinde yük çektirirler; köpekler yaşlandığında ise onları yerler. Giyim: Hayvan derilerini sinirlerle (ip niyetine) dikerek kıyafet yaparlar. Kışın tüylü kısımları içe, yazın dışa gelecek şekilde giyinirler. Kukuletalarının arkasında bacak aralarına sarkan bir kuyruk vardır; biriyle büyük bir dostluk kurmak istediklerinde bu kuyruğu kesip ona hediye ederler. Bacaklarında pantolonlarını tutması için bir kemik parçası taşırlar, pantolonlarının içinde ise iğne ve bıçak gibi aletleri saklarlar. Barınaklar (Çadırlar): Balina derilerini çam dalları üzerine gererek kare şeklinde çadırlar yaparlar; çadırın kapısı daima Güneş'e (Güneye) bakar. Ayrıca balina kemikleri üzerine su geçirmez deri gererek fırın ağzı gibi girişi olan küçük av/balık çadırları da kullanırlar. Silahlar ve Kayıklar (Kayak/Umiak): Ahşap ve sinirlerden yapılma yaylar, kemik veya demir uçlu oklar kullanırlar. Ok fırlatmak için özel bir ahşap aletleri (muhtemelen atlatl) vardır. İki tür tekneleri vardır: Biri 6-7 kişilik, balina derisi kaplı ve hayvan bağırsağından yelkeni olan büyük tekneler (Umiak); diğeri ise sadece bir kişinin oturabildiği, tek kürekle kullanılan dokumacı mekiğine benzeyen küçük teknelerdir (Kayak).

  22. 22
    Anne Warwike'den Ayrılış(1577)

    Kaptan ve mürettebat, gemilerini ilk kez keşfettikleri bu "zengin altın madeniyle" doldurduktan sonra, bölgeyi bir sonraki sefere kadar terk etmeye ve ülkelerine dönmeye karar verirler. Beklentilerini tam olarak karşılayıp bölgenin tamamını keşfedememiş olsalar da, ellerindekinden memnun bir şekilde 24 Ağustos 1577 tarihinde büyük bir sevinçle oradan demir alıp İngiltere'ye doğru dönüş yoluna geçerler.

  23. 23
    Dönüş Fırtınası ve Filo Dağılması(1577)

    Dönüş yolunda, okyanusun zorlu koşulları filonun dağılmasına neden olur. Fırtına ve Sis: Dönüş yolculuğunda patlak veren bir fırtına ve yoğun sis nedeniyle, filodaki iki küçük tekne (barque) ana gemiden ayrı düşer ve yollarını kaybederler. Yazar, teknelerden birinin ayın 29'unda, diğerinin ise 3'ünde fırtınada koptuğunu not düşer. Seferin Kayıpları: Yazar, Tanrı'nın onları bu zorlu yolculukta koruduğunu ve tüm sefer boyunca yalnızca iki kayıp verdiklerini belirtir. Bu kayıplardan ilki, yolculuğun başlarında "Jackmans Sonde" durağında hastalıktan ölen kişidir. İkinci kişi ise dönüş yolunda, geminin ön kısmında dururken şiddetli bir dalganın çarpması sonucu denize sürüklenmiş ve yazarın tabiriyle "balıklara yem olmuştur".

  24. 24
    Milford Limanı(1577)

    Yolda hiç oyalanmadan ilerleyen ana gemi, 17 Eylül'de İngiltere kıyılarına ulaşır ve "Milfodan" limanına demir atar. Kaptan Frobisher, Kraliçe'ye (Kraliçe Elizabeth) varışlarını, seferin sonucunu ve getirdikleri zenginlikleri bizzat haber vermek üzere burada gemiden ayrılıp karaya çıkar.

  25. 25
    Londra — Thames (Tamaſis) Nehri(1577)

    Kaptan'ın müjdeli haberleri Kraliçe'yi son derece memnun eder. Kraliçe'nin emriyle, ana geminin ve taşıdığı her şeyin krallığın başkenti olan Londra'ya getirilmesine karar verilir. Gemi Tamaſis (Thames) nehrine girdiğinde, tüm halk tarafından büyük bir coşku ve sevinçle karşılanır.

  26. 26
    Küçük Tekneler — Bristol ve Yarmouth(1577)

    Açık denizde fırtınada kaybolan küçük teknelerin akıbeti varıştan sonra netleşir: Teknelerden biri, Tanrı'nın yardımıyla "Briſtouue" (Bristol) limanına sağ salim ulaşmayı başarır. Ancak İskoçya kıyılarına, "Mermouuthe" (Yarmouth) tarafına doğru sürüklenen diğer tekneden kitabın yazıldığı ana kadar bir daha hiç haber alınamaz; gemi sulara gömülmüş veya kaybolmuştur.

  27. 27
    Kraliçe'nin Huzuruna Çıkış(1577)

    Geminin başkent Londra'ya gelmesinin ardından, bu barbar ve yeni keşfedilmiş topraklardan getirilen vahşi adam, kadın ve çocuk Kraliçe'nin (Kraliçe Elizabeth) huzuruna çıkarılır. İsimler: Yerliler kendi dillerinde ve işaretlerle isimlerini söylerler; erkeğin adı Calichoe, kadının adı Egnogel, küçük çocuğun adı ise Nutio (veya Nutioq)'dur. Beklenmedik Sakinlik: İngiliz halkı onların Kraliçe'nin karşısında çok tuhaf ve vahşi hareketler (wunderlichen geberden) yapmasını beklerken, yerliler kendi alışkanlıklarına uygun olarak son derece sessiz ve hareketsiz dururlar. Şaşkınlık: Kitapta, bu vahşi insanların İngilizleri gördüklerinde içlerinde hiçbir duygu değişimi yaşamadıkları, sadece bu kadar "iyi orantılı/güzel yapılı" (wolgeſtalte) insanları bir arada görmekten büyük şaşkınlık duydukları belirtilir.

  28. 28
    Bristol — At Binme Olayı (Calichoe)(1577)

    Yerli adam Calichoe üzerinden yaşanan en komik ve eğlenceli olaylardan biri Bristol'de gerçekleşir. Calichoe, Kaptan Frobisher'ın trompetçisini at üzerinde (zu Roß) otururken görür ve onu taklit etmek ister. Ancak ata bindiğinde ters oturur ve atın dizginleri yerine yanlışlıkla atın kuyruğunu (den Schwanz) ellerine alır. At bu duruma tepki verip zıplamaya/şaha kalkmaya başlayınca, Calichoe atın bu hareketlerine çok güler ve eğlenir.

  29. 29
    Thames — Kuğu Avı ve Çiğ Et(1577)

    Kraliçe, vahşi adam Calichoe'ye İngiltere'de bulunduğu süre boyunca sulardaki tüm kuşları vurabilmesi için özel bir izin verir. Kraliyet Kuğuları: Hatta Kraliçe'nin özel izni olmadan avlanması kesinlikle yasak olan ve Thames nehri üzerinde koruma altında tutulan Kraliyet kuğularını (den Schwanen) bile okla vurmasına müsaade edilir. Çiğ Et ve Bağırsak: İngilizler bu "zavallı barbarları" kendi alışkanlıklarına göre, yani çiğ etle beslemeye devam ederler. Metinde, Calichoe'nin bir keresinde küçük bir ördek vurduğu ve bu ördeği iç organları ve hatta içindeki dışkısıyla (kott) birlikte tamamen çiğ olarak yediği hayretle not düşülür.

  30. 30
    Tutsakların Ölümü(1577)

    İngilizler onları hayatta tutmak için çabalasalar da, bu yabancı çevre ve muhtemelen hastalıklar yerlilerin sonunu getirir. Kısa bir süre sonra önce erkek (Calichoe), ardından da kadın (Egnogel) hayatını kaybeder. Öldüklerinde geride sadece 4 veya 5 aylık olan küçük bebekleri Nutio kalır. (Kitap bebeğin sonraki akıbetinden bahsetmez, ancak o dönemki belgelere göre bebek de kısa süre sonra ölmüştür).

Harita yükleniyor…

Anlatı

1577 Kuzeybatı geçidi seferi: Blakewall ve Harwich'ten yola çıkış, Orkney, Fresland buzulları, Meta Incognita (Kraliçe'nin İlk Toprakları), Frobisher Boğazı, yerlilerle temas ve çatışmalar, altın cevheri yükleme, İngiltere'ye dönüş ve Kraliçe Elizabeth huzurunda esir yerliler. Kaynak: Beschreibung Der schiffart des Haubtmans Martini Forbischer (1580 Almanca baskı). ÖNB Z256472808.