Kronik
Yayıncının Önsözü ve İthafı
Saygıdeğer ve varlıklı Flensburg'lu Melchior Corichs'e... Yüce Tanrı'nın dünyanın başlangıcından bu yana insanoğluna lütfettiği sayısız ve büyük nimetler arasında, her dönemde övgüye değer yöneticiler var etmesi ve onları düşmanlarının saldırılarına, şiddetine ve hilelerine karşı mucizevi bir...
Saygıdeğer ve varlıklı Flensburg'lu Melchior Corichs'e... Yüce Tanrı'nın dünyanın başlangıcından bu yana insanoğluna lütfettiği sayısız ve büyük nimetler arasında, her dönemde övgüye değer yöneticiler var etmesi ve onları düşmanlarının saldırılarına, şiddetine ve hilelerine karşı mucizevi bir şekilde koruması en azımsanmayacak olanıdır. Hem Tanrı'nın sözü hem de pagan tarih yazıcıları, avcı Nimrod'dan bu yana, insanoğlu arasında Tanrı'nın krallığını genişletmeyi, iyi bir toplumsal düzen kurmayı, ahlakı, erdemi ve dürüstlüğü korumayı görev edinmiş erdemli yöneticiler olduğunu tasdik eder. 1 ...Günahların, utancın ve yozlaşmanın her geçen gün artması nedeniyle Tanrı, bizi günahlarımızı idrak etmeye ve tövbeye çağırmak için acımasız tiranların ortaya çıkmasına ve Hıristiyan kilisesini bir süre korku ve sopa altında tutmalarına izin vermektedir. Hıristiyan adının düşmanları arasında Türk Zalimi 2 ilk ve en önemli unvanı sahiplenir. Çünkü Muhammed'in dininin, yüce ilahi makama bugüne dek bir sapkın tarafından yapılmış en büyük putperestlik ve küfür olduğu gün gibi açıktır. O, Mesih'i mucizeler yaratan bir elçi olarak kabul etse de, kendisini Tanrı tarafından gönderilen son peygamber olarak ilan etmiştir; Musa ve Mesih gibi insanları öğreti ve mucizelerle değil, çekilmiş kılıcıyla zırh kuşanmış bir halde inancına boyun eğmeye zorlamak üzere gönderildiğini iddia eder. 3
- Yazar burada, Musa, Yeşu, Likurgos, Solon gibi tarihi ve dini figürlerin adil yönetimlerini överek, Tanrı'nın bazen de toplumların günahları yüzünden başlarına zalim yöneticiler ve tiranlar musallat ettiğini felsefi bir dille tartışır.
- Türckiſche Wühterich
- Önsözün devamında yazar, bu kitabın amacının Hıristiyanları bu "büyük tehlikeye" karşı uyararak, düşmanın (Türklerin) kökenini, savaş taktiklerini, saray düzenini ve inançlarını tüm çıplaklığıyla, hiçbir tarafgirlik gözetmeden aktarmak olduğunu belirtir. Eserin 28 Ağustos 1577'de Sigmund Feyerabend tarafından ithaf edildiği not düşülür.