Kronik
28. Bölüm — Rüya ve savaş kararı
Sultan'ın düşmana saldırmak için nasıl karar aldığı, gördüğü rüya ve rüyanın nasıl yorumlandığı. Kraliyet ziyafeti 1 sona erip herkes bolca yiyip içtikten ve ziyadesiyle doyduktan sonra, Sultan söze başladı. Yaklaşan savaşla ilgili kararlarını oradaki prensler, beyler ve komutanlara birkaç kısa...
Sultan'ın düşmana saldırmak için nasıl karar aldığı, gördüğü rüya ve rüyanın nasıl yorumlandığı.
Kraliyet ziyafeti 1 sona erip herkes bolca yiyip içtikten ve ziyadesiyle doyduktan sonra, Sultan söze başladı. Yaklaşan savaşla ilgili kararlarını oradaki prensler, beyler ve komutanlara birkaç kısa sözle açıkladı: "Kesin kararım şudur: Türklere 2 savaş açacağız ve onlara elimizden gelen en büyük zararı vereceğiz. İmparatorluğumuzun, topraklarımız altındaki ve etrafımızdaki diğer krallıkların, prenslerin ve halkların başına gelebilecek tüm tehlikeleri ve felaketleri bu şekilde önleyeceğiz."
Orada bulunan krallar, prensler ve beyler bunu duyduklarında ona itaatkâr bir şekilde teşekkür ettiler ve bu planın herkesin refahı ve selayeti için derhal uygulamaya konulması için içtenlikle yalvardılar. Sultan onlara şu cevabı verdi: "Birlikte toplanın, ortak bir karara varın, neyi iyi görüyorsanız ben de sizi izleyeceğim ve niyetinizi, planlarınızı uygulamaya koyacağım." Ardından onlarla vedalaşıp, ziyafet alanından çok uzakta olmayan çadırına çekildi. Burada onun için hazırlanmış çok görkemli bir kraliyet yatağı vardı; eski adetlerine uygun olarak, yediği yemeğin ilk hazmı geçene kadar biraz dinlenmek istedi.
Sultan uyurken Kapadokya Prensi, Karaman Prensi, Şam, Trablusşam 3, Suriye 4 ve Gazze 5 valileri, büyük bir orduyla yeni gelmiş olan Halep Beyi ve Memlüklerin ile diğer askerlerin komutanları, yani Sultan’ın maiyetindeki tüm danışma meclisi 6 bir araya toplandı. Uzun müzakerelerin ardından oybirliğiyle 7 şu karara vardılar: "Türklerin gelip bize saldırmasını beklemektense, ilk saldırıyı bizim yapmamız, yola çıkıp onlara saldırmamız çok daha iyi ve stratejik olacaktır."
Onlar bu kararda hemfikir olurken, Sultan uykusundan büyük bir dehşetle uyandı. Son derece üzgün ve sarsılmış bir halde derhal meclisini, prensleri ve beyleri yanına çağırdı ve onlara şu sözleri söyledi: "Sevgili dostlarım ve kardeşlerim. Biraz önce Selim'e karşı yürüteceğimiz savaşla ilgili niyetimi ve nedenlerimi size açıkladım. Ancak biraz dinlenmek için yattığımda rüyamda şunları gördüm: Çadırım tamamen alevler içindeydi ve yanıyordu. Türkler içeri dalıp herkesi kılıçtan geçirip boğuyorlardı. Ben oradan kaçmaya çalışırken kendi adamlarımın ve dostlarımın atlarının altında kalarak ezildim! İşte bu büyük dehşet ve titremeyle uyandım. Bu rüya beni çok korkuttu ve üzdü. Sanırım niyetimizi ve planlarımızı başka yollara çevirmeliyiz 8."
Bunun üzerine bazıları, "Madem öyle, savaştan vazgeçmemiz ve Türklerle çarpışmamamız hepimiz için en iyisidir" dediler. Ancak Memlüklerin danışmanları ve komutanları şiddetle itiraz ettiler: "Majesteleri, Türklere savaş açmaktan asla vazgeçmemelisiniz! O adam 9, diğer tüm ulusların yeminli düşmanı ve hainidir. Majesteleri unutmamalıdır ki: Selim, kendi öz babası henüz hayattayken topraklarını ve imparatorluğunu zorla elinden aldı, onu tahttan indirdi, kendi öz kardeşlerini acımasızca katletti ve kan bağı olan herkesi öldürttü. Böylesine kana susamış, hain ve kan dökmeye hevesli katil 10 ile herhangi bir antlaşma veya dostluk kurmak sadece akılsızlık değil, aynı zamanda büyük bir utançtır!"
Komutanlar sözlerine şöyle devam ettiler: "Rüyalara inanmamalısınız! Dünyanın en güçlü kralının rüyalara göre hareket edip savaştan vazgeçmesi büyük bir aptallıktır ve bu tüm dünyada duyulursa isminiz lekelenir, arkanızdan en kötü şeyler söylenir. Bunun yerine savaşa hazırlanmalı, her şeyi düzene sokmalı ve geri kalanını talihe ve Tanrılara bırakmalısınız. Çünkü bu seferden vazgeçerseniz sadece topraklarınızı ve tebaanızı değil, onurunuzu ve saygınlığınızı 11 da kaybedersiniz."
Sultan bu fikre hak verdi ve "Daha önce kararlaştırılan şeye uyacağım" dedi. Hemen atına atlayıp ordugahına döndü, ancak çok hüzünlü ve kederliydi 12.
13: Bu Memlükler, Sultan’ın özel muhafızlarıydı 14 ve çoğunluğu Çerkeslerden 15 ve dinden dönmüş Hıristiyanlardan oluşuyordu. Erkeksi, cesur, güçlü, iyi zırhlı ve usta okçulardı. Diğer tüm silahları da mükemmel kullanırlardı. Doğaları gereği o kadar gururlu ve kibirliydiler ki, dünyada kendilerinden daha üstün bir asker olmadığını düşünürlerdi. Bu yüzden Türkleri bir "koyun sürüsü" olarak görerek küçümsüyorlardı, nitekim otuz yıl önce Tarsus'ta Türkleri fena halde yenip bozguna uğratmışlardı 16.
Bu sırada Selim, ordusuyla birlikte Kayseri'ye 17 kadar gelmişti. Görünüşte 18 Fırat'ı geçip Şah İsmail'in 19 üzerine yürüyecekmiş gibi davranıyordu. Ancak asıl niyeti bu değildi. Memlük Sultanı bunu çok iyi istihbarat almıştı ve Selim'in Amanos 20 dağlarını aşıp Suriye'ye gireceğini, kendisine sürpriz yapacağını kesin olarak biliyordu.
İki ordu birbirine doğru ilerlerken, Selim ile Memlük Sultanı arasında elçiler ve mektuplar gidip geliyordu. İşte tam bu sırada, Halep 21 Beyi olan Hayır Bey 22, Türklere her türlü istihbaratı sızdırarak Selim'i cesaretlendirdi: "Dağları güvenle geçebilirsiniz" diye haber yolladı ve efendisine 23 ihanet edeceğine dair gizli söz verdi. Nitekim dediğini de yaptı ve zaferi Türklere 24 haince altın tepside 25 sundu.
- Pancket
- Selim'e
- Tripoli
- Cybia
- Gaza
- Rahtsverſamlung
- eyntrechtiglich
- savaştan vazgeçmeliyiz
- Selim
- Bluthundt
- Ehr vnd gelimpff
- vbel zumut
- Yazar Notu
- leibeigne Knecht
- Circaſſer
- Dulkadiroğulları savaşları veya Osmanlı-Memlük savaşlarına atıf
- Ceſariam
- vnder dem ſchein
- Sophi
- Amanum/Giaour
- Alepo
- Caierbeck
- Kansu Gavri'ye
- Selim'e
- verrähteriſch in die Feuſt